unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

Türkiye Cumhuriyeti’ne meydan okuyan yeni FET֒ler

Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek yol, medeniyet yoludur (sürekli alkışlar). Medeniyetin gerektirdiğini yapmak insan olmak için yeterlidir. Tarikat reisleri bu dediğim gerçeği bütün açıklığıyla anlayacak ve kendiliklerinden hemen tekkelerini kapatacak, müritlerinin artık erginliğe ulaştıklarını elbette kabul edeceklerdir.

Arkadaşlar, huzurunuzda millet karşısında düşüncelerimi sunarken hissettiğim ve gördüğüm konuları olduğu gibi söylemeyi tarih ve vicdan karşısında görev bilirim. Cumhuriyet Hükümetimizin bir Diyanet İşleri Başkanlığı makamı vardır. Bu makama bağlı müftü, hatip, imam gibi görevli birçok memurlar bulunmaktadır. Bu görevli kişilerin ilim, erdem derecesi bellidir. Ancak burada görevli olmayan birçok insanlarda görüyorum ki, aynı kıyafet giyiminde devam etmektedirler. Bu gibiler içinde çok bilgisiz hatta okuma yazma bilemeyenlerle karşılaştım. Özellikle bu gibi bilgisizlikler bazı yerlerde halkın temsilcileriymiş gibi onların önüne düşüyorlar. Halkla doğrudan doğruya ilişki kurmaya âdeta bir engel oluşturmak sevdasında bulunuyorlar. Bu gibilere sormak istiyorum. Bu durum ve yetkiyi kimden, nereden almışlardır? Bilindiği gibi milletin temsilcileri seçtikleri milletvekilleri ve onlardan oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve meclisin güvenine sahip Cumhuriyet Hükümeti’dir. Bir de yerel seçilmiş belediye başkanları ve heyetleri vardır. Millete hatırlatmak isterim ki, bu kayıtsızlığa izin vermek kesinlikle uygun değildir.'

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün 30 Ağustos 1925 tarihinde Kastamonu’da CHP binasında yapmış olduğu konuşmadan bir bölümü okudunuz yukarıda. Ne hazindir ki bundan 83 sene sonra kamuoyuna yansıyan başka bir fotoğraf karesi ve onun öncesinde bu konuşmada bahsedilen bütün tehdit ve tehlikelerin bir bir yaşanmış ve yaşanıyor oluşu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ne denli büyük bir tehdit ile karşı karşıya kaldığının göstergesidir. Öncelikle fotoğraf karesinin altındaki haberi dikkatlice okumakta fayda var. Kadınlar dayak yiyorlarsa şükretsinler' diyen Sosyal Doku Vakfı Başkanı ve İlahiyatçı Nurettin Yıldız'ı, kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü ziyaret etti. Görüşmede Mavi Marmara eylemini organize eden İHH Başkanı Bülent Yıldırım, Siyer Vakfı Kurucusu Muhammed Emin Yıldırım ve pantolon giyen kadınları cehennemlik ilan eden açıklamaları sonrası Diyanet’teki görevinden ayrılan İhsan Şenocak da bulunuyordu.

Görüşmenin ana teması ise, özellikle kadınlara yönelik her fırsatta utanmazca saldırılarda bulunan ve toplumu kin ve düşmanlığa tahrik etme amacıyla sürekli açıklamalarda bulunan Nurettin Yıldız adlı yobaz şahsa destekti. Bu desteğin organizatörü ise, müstafi Başbakan Davutoğlu’na sıkı sıkıya yakınlığı ile bilinen gazeteci görünümlü Nevzat Çiçek isimli şahıs olacaktı. Ama hem bu toplantının hem de son günlerde dozu son derece artmış olan laik Cumhuriyet’e yönelik saldırıların arka planında Türkiye Cumhuriyeti’ne meydan okunması gerçeğini kimse göz ardı edemez. Bilindiği üzere, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, son günlerde kadınlar üzerinden yürütülen bu tartışmalar hakkında, bahse konu şahısları tenkit ederek, 'İslam'ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. Siz İslam'ı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız. Beni birçok hocaefendi tefe koyacak o ayrı mesele. Rabbim bizi tefe koymasın’ diye konuşmuştu.

Fakat bu açıklamanın akabinde özellikle bahse konu yobaz camiada oluşan direnişin oldukça kayda değer olduğu kanaatindeyim. Açıklamanın hemen ardından, Nur Cemaati’nin önde gelen isimlerinden ve Rotterdam’daki İslam Üniversitesinin rektörü Ahmet Akgündüz sosyal medya hesabından yayımladığı 'Muhterem Cumhurbaşkanım! Haddinizi aşarak şer’î meselelerde fikir beyan etmeyiniz! Zira ne müctehid ve ne de fıkıhçısınız!’3 başlıklı yazılı açıklamada Cumhurbaşkanını aleni bir şekilde tehdit etmiştir. Hemen ardından, Saray sofralarının vazgeçilmezi olan 'Fesli Deli’ lakaplı Kadir Mısıroğlu’da benzer şekilde Cumhurbaşkanına 'haddini aşmaması’ gerektiği konusunda uyarılarda bulunmuştur. Cumhurbaşkanına en ufak eleştirinin dahi 'Cumhurbaşkanına Hakaret’ suçlamasıyla soruşturmaya tabi tutulduğu dönemde kendisine din adamı diyen şahısların aleni bir şekilde Cumhurbaşkanı’nı tehdit ediyor oluşu ise her ne hikmetse en ufak bir soruşturmaya dahi tabi tutulmadı. Daha sonra ise, yine bu yobaz tarikat liderlerinin kadınlara ve laik Cumhuriyet ilkelerine yönelik saldırıları ve tahrik edici konuşmaları daha da hızlanarak devam etti. Yani ileride yeni FET֒ler olması muhtemel olan bu tarikat yapılanmaları açık ve aleni bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti’ne meydan okumaya devam ettiler ve son noktada bu meydan okuma 'ittifak’ yapma noktasına kadar ilerlemiş durumda.

Tabi soranlarınız olacaktır, bugün ülkede her şeye gücünün yettiğini düşünen veya bunu iddia eden bir parti lideri ve cumhurbaşkanı nasıl oluyor da bu şahıslara gücünü yetiremiyor? Aslında burada bahse konu 'hocalar toplantısı’ haberinin arka planına bakmak yeterli bir cevap olacaktır. Ne demiştik, bu toplantının organizatörü müstafi Başbakan’ın basındaki temsilcilerinden Nevzat Çiçek’ti. Her ne kadar AKP içerisinde görünürde ipleri tek başına elinde tutan Genel Başkan Erdoğan gibi gözükse de, parti içerisinde hem Davutoğlu’cu kanadın, hem de bu yobaz tarikat liderleri ile ticari-siyasi-sosyal ilişkileri olan diğer AKP’li yöneticilerin varlığı, bu tarikat liderlerine de inanılmaz bir güç ve cüret kazandırıyor. 

Kısacası Erdoğan, sırf iktidarını 2019’a kadar taşıyıp tek adamlık rejiminde Başkan olabilmek uğruna, AKP dağılmasın diye parti içerisindeki yeni FET֒lerin destekçilerine dokunmaması, bu yeni FET֒lerin her geçen gün cüretlerini arttırıp laik Türkiye Cumhuriyeti’ne meydan okumaya devam etmelerine olanak sağlıyor. Bugün, Başbakan çıkıp 'tarikatler siyasetle ilgilenmemeli’ diye bu camiayı tenkit ediyor veya Danıştay Başkanı Nurettin Yıldız hakkında 'bu yobazlar hakkında cezai müeyyide uygulanmalı’ açıklamalarında bulunuyor fakat bütün bu açıklamaların ancak ve ancak sözde kaldığını görüyoruz. Zira icraate döküldüğü anda en başta içi karışacak ve dağılma ihtimali ortaya çıkacak bir siyasi partiden yani AKP’den bahsediyoruz. Böylesi bir karışıklık da elbette 2019 seçimleri öncesi Erdoğan’ın planlarına aykırı bir durum. Bu yüzden verilen tepkiler ancak sözde kalıyor. Lakin unutulmamalı ki bu tepkiler sözde kalırsa, Türkiye Cumhuriyeti için en büyük tehditlerden birisi olan bu yobaz ve tarikat ve cemaatlere bir an evvel müdahale edilmezse, bu ülkenin başına yeni FET֒lerin bela olacağı kaçınılmaz bir gerçektir.

 



Çok Okunanlar

Trump'tan, Erdoğan'a tehdit

'Erdoğan, Türkiye'yi varoluşsal bir çöküşe götürüyor'

İşte Muharrem İnce'nin topladığı imza sayısı

CHP'deki kurultay çağrısında Böke ve Cihaner de safını belli etti

Adnan Oktar'ı savunan Nagehan Alçı'dan dönüş

İlgili Haberler

ABC Kritik

Aziz Nesin'de vatan haini aramak

ABC Kritik

“Kiç” bir Yeni çağ Lideri: Adnan Hoca

ABC Kritik

Şahsiyetimizdeki o acı kambur...

ABC Kritik

Balyoz'un FETÖ'cü hakimini serbest bırakanlar ve AK-Fethullahçılar: Hesap vereceksiniz!

ABC Kritik

Sıra size de gelecek, Adnan Oktar suç örgütünün destekçileri!

ABC Kritik

Ütopya

ABC Kritik

Başkaya: ''CHP'nin Genel Başkanını değil, paradigmayı değiştirmeye ihtiyaç var!''

ABC Kritik

Erdoğan'ın süregelen zaferinin anlamı

ABC Kritik

Rakamların analizi ve yeni doğan bir seçmen tabanı: Ak-kurtlar

ABC Kritik

Sen gazeteci değil, Fethullahçı bir Çiko'sun!

ABC Kritik

Felsefeden yoksun bir eğitim sistemi, sadece robotlar yetiştirir

ABC Kritik

Cumhurbaşkanı Adayları, Cumhuriyeti Koruma ve Demokrasi Savaşımının Neresindeler?