darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Haluk Şahin

ABD ve Türkiyede demokrasi sınavı

13.02.2017 15:31

Yıllık torun ziyareti için gittiğim ülkeden iki gün önce geri döndüm. Gittiğim ülke ABD idi, döndüğüm ülke ise vatanım Türkiye.

Siyasal deneyimleri, kültürel kökenleri ve küresel dengelerdeki yerleri çok farklı olan bu iki ülkede de aynı sıkıntı ve heyecanın yaşanmasını tarihin bir cilvesi olarak değerlendiriyorum. Oralara yarım asırdır gidip gelirim, böylesine bir durum yaşamamıştım.

Her iki ülkenin de geçmekte olduğu demokrasi sınavı sıkıntısından ve heyecanından söz ediyorum.

Her ikisinde de bu sınavda çakma korkusu yaşanıyor.

Ve her yerde soruluyor:  Ne yapmalı?

                                                                   ***

Döndüğüm ülke ABDde, Donald Trump gibi bir Başkana sahip olmanın şoku üç haftalık icraattan sonra azalacağına artmıştı. Trump, pek çok kimsenin sandığı gibi makamın gerektirdiği Başkanlık üslubunu benimsemek yerine, kendi deli bozuk tarzını sürdürmüş, söyledikleri ve yaptıklarıyla pek çok çevreye dehşet salmıştı. 

Artık bir çok yerde en çok sorulan soru Bu adamdan nasıl kurtuluruz? idi.

En sabırlı beklenti, Trumpın iki yıl sonra yapılacak Kongre seçimleriyle defedilmesiydi. Bu senaryoya göre Temsilciler Meclisinin tamamının Senatonun ise üçte birinin değişeceği bu seçimden sonra, yasal koğuşturma yöntemiyle (impeachment), Trumpın görevden alınması kaçınılmazdı. Çünkü o seçimde Demokratlar, Trumpa duyulacak öfke nedeniyle, ezici bir zafer kazanacak ve derhal gereğini düşüneceklerdi.

Bu kadar bile beklemeye tahammülü olamayanlar ise, Anayasanın hastalık ve yetersizlik gibi olağanüstü durumlarda Başkanın görevden alınması için sağladığı yöntemden yararlanarak Trumpın görevden alınarak yerine Başkan Yardımcısı Mike Pencein getirebileceğini hatırlatıyorlardı.  

Bu arada, Trumpın toplumdan ve kurumlardan yükselen muhalefet dalgasına dayanamayıp çekilmek zorunda kalacağını öne sürenlere bile rastlanıyordu.

Amerikan demokrasisinin ciddi  bir tehlike ile karşı karşıya bulunduğu algısı yaygındı. Orwellin 1984ü çok satan kitap listelerinin en tepesine yükselmişti.  Pek çok düzeyde direniş komiteleri kuruluyor, baskılara karşı mücadele antları içiliyordu.

Ancak, kimse yakın gelecek konusunda net ve açık bir şey söyleyemiyordu. Ya büyük bir terör olayı yaşanırsa? ya da Ya Trump ülkeyi savaşa sokarsa? türünden sorular sık sık sorulmaktaydı. Diktatörlük heveslilerinin bu gibi olaylardan yararlanarak milliyetçiliği körüklediğini Amerikalılar iyi biliyorlardı.  İlkelerle arası hoş olmayan Trumpın, iktidarda kalmak için her şeyi yapabileceği düşünülüyordu.       

2017 kışı biterken, ABDde egemen olan ruh halini korkulu bir bekleyiş olarak tanımlayabilirim.

                                                                  ***

Ya döndüğüm ülke, Türkiye? 

ABDdekinden çok daha ağır demokrasi sıkıntılarıyla yıllardır boğuşmakta olan Türkiyedeki ruh halinin umutlu bir bekleyiş olduğunu düşünmek istiyorum.

Bunun nedeni 16 Nisanda yapılacak olan Anayasa referandumu. Çünkü, şu anda Amerikan halkının yapabileceği bir şey olmasa da, Türk halkının yapabileceği net bir şey var:

Kendisini yurttaşlıktan kulluğa tenzil-i rütbe ettirecek olan otoriter rejim önerisine net ve açık bir şekilde Hayır demek!

 Böyle bir Hayır ile demokrasimize bir süredir uygulanmakta olan yapı-söküm ve dekonsolidasyon sürecine dur denmiş olacak, tüm kurumlarıyla çağdaş bir Cumhuriyet inşa etme olasılığı yeniden doğacaktır.

Böyle bir kararla, döndüğüm ülke Türkiye,  bir kez daha 21. Yüzyılın demokrasi şeref sayfasına geçme şansını elde edecektir.  

Ve hatta, gittiğim ülke ABDye, örnek olacaktır!  

Eğitim