darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

İktidar yeni ittifaklar kurdu, ya muhalefet?

20.09.2017 12:39

Diktatör ve zorbaların en çok çekindiği ve korktuğu şey nedir bilir misiniz; Bilinçli, örgütlü güç ve cesaret. Neyi nasıl yaptığını bilen davranış şekli.

Bu nedenledir ki, toplum üzerinde algılar yaratarak bilinçli cesaretin oluşmasını, oluştuysa kitleselleşmesini önlemeye çalışırlar. 

Bu noktada baskı ve şiddet mekanizmalarını devreye sokarlar. 

Bunun da kendileri açısından riskleri vardır. Bazan ters teper. 

Gezi direnişini bu yanıyla da irdelemek gerekir. Gezi direnişi egemenlerce öngörülmeyen bir toplumsal reaksiyon olarak ortaya çıktı. 

Sadece Türkiye değil tüm Dünya tarihine "sosyolojik ve siyasal olarak" araştırılmaya değer bir olgu olarak geçti. Fakat kendiliğinden olan karekteri, belirli bir siyasal hedefinin olmaması ve kontrolsüz olması gibi nedenlerle sönümlendi. 

Bunun tersi örnek olarak CHP genel başkanının başlattığı yürüyüş ve ardından yapılan 4 milyona yakın -toplumun her kesiminden- insanın bir araya geldiği büyük miting. Hedef belliydi. Toplumdaki Adaletsizliğe dikkat çekmek ve hak, hukuk ve demokrasi taleplerine vurgu yapmak. 

Doğru adım atıldığında dogru sonucun geleceğinin çok önemli bir örneği. 

Fakat, ardı gelmesi gerekiyordu, fakat gelmedi, getirilmedi. Hatta, bu çizginin devam ettirileceği deklare edilmesine sivil itaatsizlik türü sokak aktivitelerine dönüştürüleceği (Gandi yöntemi) açıklamalarına rağmen. 

O andan sonra toplumda kısmi güvensizlikler oluştu. 

Ama toplumda hala böyle bir beklenti var. 

Altını çizerek belirtmek gerekir ki, düşünülmesi gereken, atılması gereken henüz anayasada var olan, tamamen meşru haklar. Şiddeti kesinlikle reddederek yapılabilecek şeyler. Basit anlamda demokratik hakların kullanılması olgusu. Demokratik parlamenter sistemin çerçevesinde olan şeyler. Gücünü halktan alan, örgütlü güçleri temel alan ve bu güçleri güçlendirmeyi ve harekete geçirmeyi hedefleyen bir hareket.

CHP bu gücü iyi kullanmalı, başlattığı bir hareketin devamında karar kılmalıdır. AKPnin suni olarak göstermeye çalıştığı güçlüyüz algısını kırmanın başka yolu var mı? 

Oysa güçsüzler. Devleti yönetemiyorlar. Beceriksiz ve zır cahiller. Bakın eğitim sistemine, yap boz tahtasına döndürdüler. TEOGu sanki kendileri getirmemişler gibi iptal ediyorlar. Tek bir amaçları var; Köktendinci, Şeriatcı bir sistemi oturtmak. 

"Metal yorgunluğu" şeklinde İfade ettikleri gibi gerçekte AKP örgütlülüğünde daralma var. İçinde ciddi bir kitle kafasında AKPye oy verip vermemeyi tartışıyor. Bunu iktidar kalemşörler de yazıyorlar. Fakat öne çıkan bir alternatif olmadığı için yerlerini koruyorlar. 

Çok kırılgan bir denge var. Akli bir toplumsal bir güç bu toplumsal dengeye demokrasiden yana değiştirebilir.

Bir gerçek daha var. AKP yeniden yapılanmada kendi içinde ve devlet yapılanmasında yeni kriterler uyguluyor. Bırakın liyakat ve yeterliliği, artık AKP yandaşı olmak bile yeterli değil. Yapılarını kontrol etmekte zorlanıyor. Mutlak biatı esas alıyor. Parti içinde fikri olan, soru soran yada sorabilecek, vizyonu olan insanları eliyorlar (mekanizmayı tutanlar hariç)

Siyasi iktidar ülke içinde ve dışında çok sıkışmış durumda. Üst perdeden konuşarak bu durumu perdelemeye çalışıyor.

Bunu aşmak için yeni ittifaklar kuruyor. Devlet Bahçelinin MHPsinin yanında, FETÖnün siyasi ayağını hükümete aldı. Büyük birlik partisi, Vatan partisi, kimi sözüm ona ulusalcı gözüken eski asker ve aydınlarla ittifak kurdu. Fazilet partisi ve eski merkez sağ siyasetçilerle pazarlık yapmaya çalışıyor. 

Çok sürmez, işi bitenleri bugüne kadar olduğu gibi bir safra gibi kullanıp atacaktır. Görmek isteyenler için ortada onlarca örnek var.

Demokrasi güçlerinin önüne-eğer görülürse-son 15 yılda olmadığı kadar olanaklar çıktı. 

Temel sorun karşı cephenin ne yapacağı. Çok başarılı bir şekilde götürülen (tam sonuç alınamasa da) referandumdaki birliktelik derinleştirilerek sürdürülecek mi? Yoksa iktidarın yeniden yapılandığı süreçte hala "birileri ne der" mi denecek. 

Bu noktada birlikte yol yürünebilecek her odak ve bireyle yol yürüme dışında bir çıkışın olmadığı artık görülmeli, ki bu görülüyor. Bu yetmez, açık ittifak oluşturulmalıdır. Bu saatten sonra toplumda bir kırılma yaratacağını düşünmüyorum. Yeter ki iktidardan gelecek eleştiri ve saldırılar göğüslenebilsin. Geçmiş yaşananları bir kenara -elbette unutmadan- bir kenara koyarak adım atılmalıdır. 

Un, su, şeker var. Şimdi helva zamanı. 

    

 

 

 

Eğitim