Çok Okunanlar

CHP, üç büyükşehir için kararını verdi

Üniversite hocalarına Osman Kavala operasyonu: Çok sayıda gözaltı var

BBC muhabiri, Türk medyasındaki yalan ve komplo haberleri yazdı

Gözaltına alınan akademisyenler kimdir?

MHP'li vekilden AKP'ye uyarı: Sokak alarm veriyor

"Verilen tavizler Erdoğan'ı cesaretlendiriyor"

Alman şansöyle Angela Merkel'in Tayyip Erdoğan'la ilgili bir şiir okuyan Alman komedyen Jan Böhmermann hakkında soruşturma izni vermesine Alman medyasından tepkiler yükseliyor. 

Deutsche Welle editörü Gero Schließ, verilen tavizlerin Erdoğan'ı cesaretlendirdiğini yazdı.

İşte o yazı:

Recep Tayyip Erdoğan'ın Heinrich Böll'ün herhangi bir eserini okuyup okumadığı bilinmez. Türkiye Cumhurbaşkanı Nobel ödüllü Alman edebiyatçıdan sanatın özgürlüğü konusunda epey bir şey öğrenebilir. Aslında bütün bir kitabı okumuş olmasına da gerek yok. İnternette arama motoruna “özgürlük' ve “sanat' kelimelerini verse, Böll'ün 1966 yılında Wuppertal Tiyatrosu'nun açılışında yaptığı konuşmanın metni çıkar bir süre sonra karşısına. Zamanında öfkeye, şaşkınlığa neden olan ve insanları ayağa kaldıran bu konuşma günümüzde hiç olmadığı kadar güncel. Burada kendine özgü netliğiyle “Sanat özgürlüktür' diyen Böll, sanatın doğası hakkındaki sözlerini şöyle sürdürüyordu: “Kimse sanata özgürlük veremez. Hiçbir devlet, hiçbir şehir, hiçbir toplum sanata özgürlük verdiğini iddia edemez. Sanat doğası gereği özgürdür.'

0,,18386276_404,00.jpg

DW editörü Gero Schließ.

Krizde tırmanışın yeni boyutu

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sanat ve fikir özgürlüğü anlayışı ile Böll'ün anlayışı arasında dağlar kadar fark var. Önce televizyon sunucusu Jan Böhmermann'ı susturmaya çalışan Erdoğan, ardından yabancı gazetecilerin ülkeye girişini engelliyor, son olarak da Hollanda'daki ifade özgürlüğüne arsızca müdahale etmeye çalışan Türkiye'ye yönelik eleştirel tweetler atan Hollandalı bir gazeteciyi geçici bir süreliğine gözaltına aldırıyor.

Bu gelişmelere paralel olarak Dresden Senfoni Orkestrası'nın Ermenistan projesine yönelik saldırılarla Türkiye'nin kabul edilemez ve rahatsız edici davranışları yeni bir boyut kazandı. “Aghet' (Ağıt) adlı proje yüz yıl önceki Ermeni Soykırımı'nı adını koyarak konu ediyor. Avrupa Birliği Komisyonu'nun projeden sorumlu biriminin Türkiye'den gelen yoğun baskıya boyun eğerek, etkinlikle ilgili metinde söz konusu bölümleri internetten kaldırması ise, yanlış bir işaret ve gelecekte bunun acısı ağır bir şekilde çıkacaktır.

Başbakan Angela Merkel'in aceleci davranıp Böhmermann'ın hicvini “kasten incitici' diye nitelendirmesi de benzeri sonuçlara yol açacak. Merkel'in bu şekilde görüşünü açıklayarak hata yaptığını söylemesi düzgün bir davranış, ancak muhtemelen geç kalmış bir adım. Belki günün birinde bu cümle başbakanlık döneminin sonuçları en ağır hatalarından biri olarak tarihe geçecek.

Zira bu cümle Erdoğan'ı sürekli bir adım ileri gitmeye, Almanya'nın sabrının sınırlarını sınamaya cesaretlendirdi. Görünüşe göre bu, Pandora'nın Kutusu'nu açan anahtar cümle oldu. Türkiye'nin Dresden Senfoni Orkestrası'nın Ermenistan projesini kıskaca alma girişimi de, Ankara'nın Almanya ve değerlerine son meydan okuyuşu olmayacak kesinlikle.

Özgürlük en yüksek değerdir

Bu böyle biline: Özgürlük en yüksek değerdir. Sanatın özgürlüğü, ifade, basın ve toplanma özgürlüğü ve kişisel yaşam tarzımızın özgürlüğü. Özgürlük olmadan bunların hiçbiri mümkün olamaz. Toplum düzenimiz, hatta ekonomik sistemimiz bile buna dayanıyor. Henüz fark etmemiş olanların dikkatine: Özgürlüğümüz İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana neredeyse hiç bu kadar tehdit altında olmamıştı. Şimdi, burada, Almanya'da, Avrupa'nın göbeğinde.

Sanat özgürlüğü ve ifade özgürlüğü için insanlar hayatlarını kaybettiler. Geçen yıl Charlie Hebdo dergisinin çalışanları ve 10 yıl önce Danimarka'da bir gazetede çıkan Muhammed karikatürlerinin dünya çapında neden olduğu olaylarda yüzden fazla kişi öldü. Ayrıca Türkiye'de de sadece gazetecilik mesleklerini icra ettikleri için sayısız “Böhmermann'ların hapiste olduğu da unutulmamalı.

Hemen şimdi itiraz etmek gerek!

Türk hükümetinin müdahalesine karşı ayağa kalkıp tepki göstermenin vakti geldi. Hem Dresden Senfoni Orkestrası ile hem de diğer sanatçılar ve gazeteciler ile dayanışma sergilememiz gerekiyor.

AB Komisyonu’nun yaptığı gibi Türkiye karşısında geri adım atmak, daha da uygunsuz isteklerin önünü açacaktır. Angela Merkel'in Ankara'ya yönelik dayanışma ifadeleri de sonuçta yeni bir yanlış olarak kendini gösterecektir. Evet, doğru, Avrupa'nın sınırlarını kontrol etmekten aciz olması nedeniyle başbakana çıkar dengelerini gözeterek mülteci sorununda Erdoğan ile işbirliğine gitmekten başka bir çare kalmadı. Ancak hiçbir bağımlılık, bizi ruhumuzu satmaya zorlayacak kadar büyük olamaz.

 

İlgili Haberler

Dünya

Suriye ordusu, cihatçıların saldırısını püskürttü!

Dünya

ABC Özel | Alman istihbaratının ikinci adamı Sinan Selen mi oluyor?

Dünya

TGB'den ABD ambargosuna karşı İran ziyareti

Dünya

ABD'den Türkiye açıklaması!

Dünya

Trump kaybetti!

Dünya

Dışişleri Bakanlığı'ndan Eritre açıklaması

Dünya

İsrail'den erken seçim iddiasına açıklama geldi

Dünya

KDHC'den Japonya'ya özür çağrısı

Dünya

ABD ambargosu İran'ı ilaçta yerli üretime sevk etti

Dünya

Fransız Polinezyası Başkanı'ndan 'nükleer test' itirafı

Dünya

Çipras: Türk Akımı'nın Yunanistan'dan geçmesi için çalışma yürütüyoruz

Dünya

Küçük kız tecavüzcüyü karateyle uzaklaştırdı