unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları İbrahim Kaya

Yeni yıl yenilenmenin yılı olsun!

31.12.2017 17:28

Tam bir yıl önce yani 31 Aralık 2016 tarihinde yazdığım yazıda şunu ifade etmiştim: Türkiye Cumhuriyeti bildiğimiz formu ve içeriğiyle yok. Yani henüz başkanlık rejimine geçilmemişken, meclis tam anlamıyla bay pas edilmemişken, Türkiyenin cumhuriyetini yitirdiğini yazmıştım, çünkü bütün göstergeler bu sonuca işaret ediyordu. Bunu söyleyeli bir yıl oldu ve bu bir yıl içinde Türkiyenin modernlik deneyimini ateşe atan egemen politik aktörler, hiçbir hukuk tanımadan vahşi, kuralsız ve sınırsız bir kapitalizmi ülkeye daha da yerleştirirken, demokrasiyi araçsal düzeyiyle bile kabul etmeyen gittikçe otoriterleşen bir siyasal rejimi kuvvetlendirdiler. Demokrasi-dışılaşmanın ve kuralsız kapitalizmin güç kazanması, sonuç olarak, toplum halinde birlikte yaşama ilkemizi daha da zayıflattı ve toplumsal dayanışmayı kibirli birey anlayışıyla önemli ölçüde ikame etti. Kibrin yıkıcılığı tarih boyunca hep kendini göstermiştir. Kibir insanların kendi eylemlerinin sonucunu kontrol etmesinin ötesine geçince, müşterek toplumsal yaşam büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalmaktadır. Bugün bizim bir toplum olduğumuz inancının gittikçe zayıflaması, kibirli şahısların güç kazanmasıyla eş zamanlı yürüyen bir süreçtir.

SORUNLAR VE ÇÖZÜM
Hukuk, din ve akademi sahasındaki şahısların kibri yükselten bu süreçten en çok etkilenenler olduğunu görüyoruz. Üç cüppeli meslek grubunun üyeleri kibirden uzak, toplum halinde birlikte yaşama ilkesine sadık, yani esasında toplum için özerk yapıda olmak zorundadırlar. Ancak, hukukçular, din adamları ve öğretim üyeleri bütün özerkliklerini kaybetti ve kibir onların dünyasına egemen oldu. Sonuç olarak, kibrin esiri olan bu mesleklerin üyeleri için politik iktidarın dinsel, hukuksal ve bilimsel olarak meşrulaştırılması sıradan bir göreve dönüştü. Bu meslek gruplarındakilerin toplum halinde birlikte yaşamak ilkesine sadık kalamaması, ekonomik  ve kültürel sahalardaki sorunların müştereken çözülmesine yönelik umudu da küçülttü.

Dolayısıyla, toplum halinde birlikte yaşamak için siyasa arayışı; ekonomik sorunsalın çözümü için iktisadi model arayışı ve epistemik/kültürel sorunsalın çözümü için bilgi/kültür modeli arayışı 2017 yılında çok daha ciddi anlamda sakatlandı. Yani modernliğin yanıt vermek ve çözüm bulmak zorunda olduğu üç temel sorunsalın çözümü açısından Türkiye daha da modern-dışılaştı. Arayışın yolları hukuksal olarak kapatıldı. Hukukun üstünlüğü, liyakat, adalet, fırsat eşitliği gibi modernliğin asli ölçütleri Türkiyede epey bir zamandır karşılığını bulamıyor. Kadın sorunundan, eğitim sorununa varıncaya dek ciddi bir gerileme hayatın tüm alanlarını kuşatmış durumda. Ekonomik sorunsala Yeni Türkiyenin bulduğu çözüm yani feodal mantığa dayanan, kuralsız kapitalizm, artık yürüyemeyecek bir evreye ulaştı. Politik sorunsala bulunan araçsal-çoğunlukçu demokrasi modeli ise artık totaliter yönleri ağırlık kazanan bir siyasaya dönüştü. Kültürel/epistemik saha açısından bulunan İslamcı çözüm artık kendisini her gün yanlışlamaktan öteye gidemiyor. Gerilemeden sorumlu olan bu üç çözüm(süzlük), yani sınırsız, feodal mantığa dayalı kapitalizm, çoğunlukçu-araçsal demokrasi ve İslamcı kültürel saha, bugün devam edebilmek, kendisinin varlığını koruyabilmek için her şeyi yapmayı göze almış vaziyettedir. Yeni Türkiyenin aktörlerinin ürettiği dış politika anlayışı yerlerde sürünüyor ve kendisinin tam aksine bel bağlamak zorunda kalıyor. Ekonomik kriz sahte çözüm pratiklerini gülünç düzeyde gözümüze sokuyor. Çocuklarımıza verdikleri eğitimin dünya sıralamasında diplerde gezinmesi, perişanlık arz ediyor.

KİBİR DEĞİL DAYANIŞMA
Şimdi 2017 yılı biterken egemen politik aktörlerin bel bağladıkları çözüm; tek yetkili cumhurbaşkanlığı rejiminin her yönüyle ve her noktada kurumsallaşmasıdır. Hali hazırda bu rejim uygulamaya konulmuş durumdadır ama tümüyle meclisi işlevsiz bırakmak, tek yetkili cumhurbaşkanını gündelik yaşamın her anına ve mekanına hükmeden yetkili kılmak Yeniden Cumhuriyet inşasına yönelik olanakları ve fırsatları da tüketmek anlamına gelebilir. Bu çok aşikar bir çaresizliğin muhalif toplumsal gruplarda hasıl olmasına neden olabilecek bir potansiyeli içinde taşımaktadır. Böylesi bir çaresizlik ise karşılığında ne yazık ki Türk modernlik deneyiminin tümüyle, her ayrıntısına varıncaya dek çöpe atılması anlamına gelecektir. Bu nedenle zaten Türkiye Cumhuriyeti tükenmiş, bitmiş bir vaziyetteyken, Yeniden Cumhuriyet inşası için uygun olan koşullara yönelik algının tersine dönmesi riskini içermektedir. Bu riski bertaraf etmek için yani Yeniden Cumhuriyet inşasına yönelik umudu canlı tutmak için 2018 yılı muhalif grupların toplanmasını, yenilenmesini ve coşkuyla harekete geçmesini sağlayan bir yıl olmak durumundadır. Bu toplanmanın bir öncü aktörünün olması da kaçınılmaz bir zorunluluktur. Yani kolektif bir örgütlenmenin, toplumun önemli bir bölümünün hareket etmesinin sağlanması öncü aktörü gerekli kılmaktadır. Ancak, birey düzeyinde elbette her gruptan, tabakadan, statüden, partiden insanın Yeniden Cumhuriyet yönündeki harekete katılımını mümkün kılacak bir aktöre ihtiyaç vardır. Buradaki ana aktörün CHP olması gerektiği anlayışı, hem nesnel koşulların hem de partinin öznel koşularının sonucudur.  Aktörün öncülüğünde bundan sonraki süreçte, Türk modernlik deneyiminin tümden defnedilmesi veya bu deneyimin yeniden yapılandırılması arasındaki mücadele belirleyici olacaktır.

Bu mücadelenin modernlikten yana olan tarafının projesi Yeniden Cumhuriyet İnşası projesi olmak zorundadır. Yeniden Cumhuriyet projesi ise ekonomik, politik ve kültürel sahalara ilişkin sorunsallıkları yeni bir gözle çözme azminde ve kararlığında olmak durumundadır. Piyasanın tehditlerinden toplumu koruyan karma bir ekonomik model; cumhuriyetçi demokrasiye dayanan, kamusal yaşamın üstünlüğüne işaret eden bir politik model ve Aydınlanmacı, bilimsel bilgiye dayanan kültürel model Yeniden Cumhuriyet projesinin olmazsa olmaz temelleri olarak iş başında olmak zorundadır. Bu temellerin üstünde yükseltilecek olan toplum kibirli şahısların belirlediği zayıflatılmış toplumsalı dayanışma temeline dayanan güçlendirilmiş toplumsal ile ikame edecektir. Yani kibir karşısında kolektivitenin iradesi güçlendirilecektir. Köksüz ve araçsal bireyciliği kolektif dayanışma sayesinde yenmek bir zorunluluktur. Bireysel özgürlüğün değeri tanınmalıdır ve el üstünde tutulmalıdır kuşkusuz ama bu bireysel özgürlük nihayetinde kolektif özgürlük fikrine yaslanmak zorundadır; kişisel kibir ve ihtirasın müşterek yaşamın işleyişini altüst etmesine mani olacak mekanizmalar kurulmalıdır. Bu projenin yani yeni bir toplum inşası projesinin 2018 yılının asli gündemini oluşturması elzemdir. Son olarak, elbette, bu projeyi hayata geçirecek aktörün kendi üzerine düşünmesi elzemdir. Aktör, cumhuriyeti bir keresinde inşa etmiş olan CHPdir ama CHPnin kendi üzerine düşünmesi ülkedeki gerilemeyi durdurmak için atılacak ilk kaçınılmaz adımdır. Bugünlerde kongre sürecini yaşayan ve sonuç olarak yakında kurultay gerçekleştirecek olan aktörün kendi üzerine düşünmesi, onun fikir üretmesi ve öne çıkması şansı ve fırsatı anlamına gelecektir.     

 

 

 

 

       

Eğitim