darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

'Başkanlık Sistemi sona erdi'

Dolar ve Euro niye düştü? Piyasalar o ihtimali satın aldı iddiası...

3 kuruş para için hayvanlara eziyet: Kendi dışkılarında yaşamaya zorluyorlar

Katar'dan gelecek 15 milyar doların gideceği adres belli oldu

New York Times'tan kritik iddia: ABD THY'ye yaptırım uygulayacak

Yeni çıkan kitaplar / 12 Şubat 2018

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

1-411.jpg

David Hume
DENEMELER
Çeviren:Banu Karakaş
Pinhan Yayıncılık


Aydınlanma felsefesinin kurucu figürleri arasında bulunan David Hume sadece metafizik alanında değil aynı zamanda edebi, kültürel, tarihsel, estetik ve hatta demografik konularda da yenilikçi bir otorite olduğunu bu denemelerle ortaya koyuyor. Hume'un farklı alanlar üzerine ürettiği yazılardan derlenen bu eser bir yandan filozofun zorlu felsefesini kavramak için ipuçları sunarken diğer yandan yaşadığı çağın anlaşılması için bir ufuk kazandırıyor.

2-348.jpg

Saffet Murat Tura
ZOR PROBLEM:BİLİNÇ
Metis Yayınları

Yirmi yıl kadar önce Avustralyalı filozof David Chalmers zor problemi şöyle dile getirmişti: “Niçin ve nasıl bilincim var?' Günlük yaşamda pek farkında değiliz ama her sabah uyandığımızda kafatasımızın içinde inanılmaz bir doğa olayı meydana gelir ve beynimizin nöral faaliyetleriyle birlikte dünya ve ben yaşantımız yeniden kurulur. Peki ama beynin nöral faaliyetleriyle birlikte ortaya çıkan bu fenomen dünyası nedir? Gizemli ya da edebi bir soru olarak değil, sahiden nedir bilinç?

Bilim açısından bilinç tam bir sürprizdir. Çünkü bilinçli olmamızı gerektiren hiçbir doğa yasası bilmiyoruz. Bir bakıma bilinçsiz biyolojik robotlar, “zombi'ler olmamız daha makul, daha açıklanabilir bir durumdur.

“Zor problem' insan aklının çözemeyeceği kadar zor bir problem mi? “Nesnel' inceleme yöntemlerine dayanan bilim “öznel' bilinç sorununu asla çözemeyecek mi? Belki. Ama konunun çok çekici olduğu da açık. Dünyanın değişik yerlerinde pek çok filozof ve biliminsanı bilinç sorunuyla uğraşıyor yıllardır. Ben de Beynin Gölgeleri adlı kitabımda sorunu çözmek bakımından önemsediğim bir tez yakalamıştım. Ancak bu tez kitabın yapısı itibarıyla biraz geri planda kalmıştı. Zor Problem: Bilinç'te bu tezi açığa çıkardım, geliştirip netleştirdim. Okurları da bu tartışmaya katılmaya davet ediyorum.
— Saffet Murat Tura

112 s. İstanbul 2018

3-251.jpg

Nedim Gürsel
SÖZ UÇAR
Doğan Kitap

Söz Uçar öykücü, romancı, deneme yazarı Nedim Gürsel'inJorge Semprun, Juan Goytisolo, Nathalie Sarraute, Etiemble,Alain Bosquet, Lawrence Ferlinghetti, Yaşar Kemal, MahmutDerviş, Abidin Dino, Pertev Naili Boratav ve Peter Schneider'la çeşitli zamanlarda yaptığı söyleşilerden oluşuyor.

Nedim Gürsel, çağına tanık aydın ve sanatçılarla yüz yüzegelişini, söyleşi yapma amacını, ortak duygu ve düşüncelerinbuluşma noktaları olarak açıklıyor ve şöyle diyor:

“Bu söyleşilerin ayrıntılara yönelen, yazın-toplum-siyaset-kültür arasındaki ilişkileri irdelerken dünyamızın sorunlarına da açılan niteliği, sanıyorum günümüzde de geçerliliğini koruyor. Konuştuğum kişilere yalnızca soru sormakla yetinmediğimi, yapıtlarınıçözümleyici bir yaklaşımla ele alarak onları okurların gözünde dahaanlaşılır ve görünür kılmaya çabaladığımı özellikle belirtmekisterim.'

Gürsel, kitapta yer alan ve farklı kültür coğrafyalarındangelen bu yazar ve sanatçıların renkli dünyalarının kapılarını okurlara açıyor.
168 s. İstanbul 2018

4-177.jpg

Ahmet Hamdi Tanpınar
SUAT’IN MEKTUBU
Dergah Yayınları

Tanpınar, Huzur'u yayımladıktan sonra yaptığı bir söyleşide kendisine yöneltilen, “Huzur devam edecek diyordunuz?' sorusuna “Edecek, tabii edecek. Mümtaz ölmemiştir. Hâlâ yaşıyor ve yeni bir insan olarak doğmak için beni zorluyor' cevabını verir ve şunu ekler: “Fakat daha evvel Huzur'un öbür kısmını neşredeceğim, yani Suat'ın Mektubu'nu. Küçük bir eser, okuyucu orada Mümtaz'ın meselelerini daha başka bir planda görecektir.'

Tanpınar'ın bu niyetini kuvveden fiile çıkardığını İÜ Türkiyat Enstitüsü'nde bulunan arşivindeki sayfalar göstermektedir. Bu sayfalar, eksik de olsa Tanpınar'ın “küçük bir eser' olacak dediği mektup üzerinde ciddi bir emek harcadığını göstermektedir. Sayfaların büyük bir kısmı daktilo edilmiş, bunların her biri daha sonra eski yazıyla bol miktarda çıkmalar ve eklemelerle epeyce değiştirilmiştir. Daktilo edilmesi, kalemle yazmayı tercih ettiğini bildiğimiz Tanpınar'ın metni en azından bir defa elinden çıkardığını, daha sonra üzerinde yeniden çalışmaya başladığını gösteriyor.

Suat'ın Mektubu; Huzur romanının karakterlerinden Suat'ın, arkasında Mümtaz'a hitaben yazdığı bir mektup bırakarak intihar etmesini işler. Huzur'da bir paragrafı yer alan bu mektupta Suat açısından Mümtaz'ın anlatılması ve Suat'ın kendi içine dönerek kendisini açıklaması ilgi çekicidir. Bu yarım kalan eseri kitaplaştırmayı tercih etmemizin nedeni de Huzur romanıyla olan bu doğrudan ilişkisidir.

150 s. İstanbul 2018

5-104.jpg

Mihail Şolohov
DURGUN DON
Çeviren:Mete Ergin, Gani Yener
Yordam Kitap

Durgun Don, edebî dehası Tolstoy ile kıyaslanan Nobel Ödüllü yazar Mihail Şolohov'un başyapıtı; Ekim Devrimi ve Sovyetler'de İç Savaş gibi önemli tarihsel olayları hikâye eden bir epik roman.

Şolohov, devrim öncesi ve sonrasındaki Rus yaşamını, özellikle de feodal değerlere ve Çar'a bağlılığını sürdüren Kazakları betimlerken anlatısını tarihsel belgeler üzerine kurmakla kalmayıp birey ve toplum ilişkilerini de yoğun bir dikkatle irdeliyor. Karşı safta olanlara yapay olarak yaratılmış bir düşmanlık besleyen Kazaklar, aslında değişen bir dünyanın içinde yaşadıklarının da ayrımındalar.

Durgun Don'un ana kahramanı Gregor Melehov bilincinde iki temel eğilimi yan yana ve çatışma halinde barındırıyor. Bunlardan biri, köylü yaşamına, çalışmaya, doğaya, bilhassa durgun Don ırmağına duyduğu derin sevgi ile bağımsızlık tutkusu; diğeriyse, haklarını almak için başkaldıran milyonlarca köylüden biri olduğuna dair bilince çıkarmakta zorlandığı sınıfsal farkındalık.

Romanın önemli bir meselesi de Gregor ile Aksinya arasındaki imkansız aşk. Durgun Don'un bu iki ilginç kahramanı geleneklerin baskısına boyun mu eğecek yoksa kendilerini dışlayan toplumsal çevrede kalıp savaşacaklar mı? Oysa Ekim Devrimi çemberin dışına çıkarak yepyeni bir yaşam biçimini seçmeleri için onlara bir fırsat sunuyor.

Yordam Edebiyat'ın okurlarına 4 cilt halinde sunduğu Durgun Don çevirisi üç değerli çevirmenin imzasını taşıyor. Mete Ergin ve Gani Yener'in dilimize kazandırdığı metin Hasan Âli Ediz tarafından Rusça aslıyla karşılaştırıldı. Rus halk edebiyatı ile Rus klasik edebiyatını kaynaştıran Şolohov'un parlak edebî biçemini bu titiz çeviriden zevkle takip edeceksiniz.

1696 s. İstanbul 2018

6-084.jpg

Michael Tomasello
İNSAN AHLAKININ DOĞAL TARİHİ
Çeviren: Aylin Onacak
Koç Üniversitesi Yayınları

İnsan ahlakının evrimi iki adımda gerçekleşti. Başlangıçta doğa koşulları nedeniyle, ilk insanlar işbirliğine gitmezlerse yok olacaklarını gördü ve bu işbirliğini düzenli hale getirmek için yeni bilişsel yetenekler geliştirdiler. Riskleri en aza indirmek için her koşulda birlikte hareket edip, güven, saygı ve sorumluluk üzerine kurulu ikili ortaklıklar yarattılar.

İnsan grupları kalabalıklaşıp işbölümü daha karmaşık bir hal aldığında ikinci adım atıldı. Üyelerinden sadakat, uyum ve kültürel aidiyet bekleyen farklı kültürel gruplar ortaya çıktı. Yeni kültürel grupların içinde y er alan modern insanlar bu kez doğru ve yanlışa ilişkin nesnel normlar yarattılar.
Bu sürecin sonucu olarak, günümüzde insanlar hem ikili ilişkilerinde hem de ait oldukları topluluk içinde belli ahlak kurallarına uymayı -zaman zaman bu kuralları ihlal etseler bile- kaçınılmaz bir zorunluluk olarak görüyor.

İnsan Ahlakının Doğal Tarihi, ahlak psikolojisinin evrimine ilişkin ayrıntılı bir değerlendirme sunuyor. Pek çok önemli araştırmaya imza atmış gelişimsel psikolog Michael Tomasello, primatlar ile insan çocukları karşılaştıran çok sayıda deneyin verilerine dayandırdığı bu çalışmasında, insanın işbirliği konusunda nasıl geliştiğini ve sonunda ahlaki bir tür haline geldiğini ortaya koyuyor.
Michael Tomasello, Leipzig'deki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nün eşyöneticisi ve Duke Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde öğretim üyesi.

231 s. İstanbul 2018

7-074.jpg

Juan Gabriel Vasquez
İTİBARLAR
Çeviren:Süleyman Doğru
Everest Yayınları


Güney Amerika edebiyatının yıldızlarından, Düşen Şeylerin Gürültüsü romanıyla tüm dünyada büyük yankı uyandıran Kolombiyalı yazar Juan Gabriel Vásquez, son romanı İtibarlar'da, her an, herkesin başına gelebilecek bir durumu, saygınlığın, güvenilirliğin, itibarın nasıl bir anda, geçmişteki bir olay yüzünden sarsılabileceğini, kamuya mal olmuş figürlerin mahrem hayatlarının ne gibi sonuçlar doğurabileceğini, nefes nefese okunan bir kurguyla anlatıyor. 

Javier Mallarino, yalnızca mürekkep ve kalem kullanarak yasaları değiştirme, yargı kararlarını tersine çevirme, politik kariyerleri yok etme gücüne sahip, ülkesinde adeta bir efsaneye dönüşmüş, çok etkili bir siyasi karikatüristtir. 40 yıllık başarılı kariyerinin sonunda, gücünün zirvesindeyken, genç bir kadının ziyaretiyle kendisini birdenbire tüm yaşamını, geçmişini, kariyerini, itibarını etkileyecek bir olayın içinde buluverir. 

İtibarların üzerinde yükseldiği zemin son derece kaygandır; geçmişin ağırlığı, politikanın çirkefi, ilişkilerin tıkanmışlığı, belleğin zaafları karşısında bir anda yerle bir olabilirler.

“Pusulasını şaşırmış zamanlar yaşıyoruz. Liderlerimiz hiçbir şeye liderlik etmiyorlar ve daha da kötüsü olan biten hakkında bize hiçbir şey anlatmıyorlar. Orada devreye ben giriyorum. Ben insanlara ne olup bittiğini anlatıyorum. Bizim toplumumuzda önemli olan ne olup bittiği değil, ne olup bittiğini kimin anlattığıdır. Bunu anlatmayı sadece politikacılara mı bırakacağız? Bu bir intihar olurdu, ulusal bir intihar.'

160 s. İstanbul 2018

8-061.jpg

Guy Delisle
KUDÜS GÜNLÜKLERİ
Çeviren:Levend Yalman
Kara Karga Yayınları


-Angouleme Çizgi Roman Festivali
- En İyi Çizgi Roman Ödülü
Usta çizer Guy Delisle, en güçlü işlerinden biriyle karşımızda.
Pek az insanın gidebildiği ülkelere dair gezi günlükleriyle adından söz ettiren Guy Delisle, günümüz Kudüs'üne dair kültürel bir yol haritasını ustaca göz önüne seriyor.
Pyongyang, Shenzhen ve Burma Günlükleri'nde yaptığı gibi, dışa kapalı ülkelerde gündelik hayatın neye benzediğini, tipik bir yabancının bakış açısından yola çıkarak anlatıyor. Delisle, Kudüs Günlükleri'nde pek çok insan için farklı şeyleri temsil eden şehrin zorluklarını keşfediyor. Kudüs'te yaşayan Hıristiyan, Yahudi ve Müslüman toplulukları incelerken hiçbir topluluğu kayırmıyor. İnce bir mizahi anlatımla gördüğü her şeyi çiziyor.
“Şimdiye kadar İsrail-Filistin çatışmasının çözümsüz çetrefilliğini bu kadar canlı ve açıklayıcı biçimde anlatan bir şey karşımıza çıkmamıştı.'
-Telegraph
“Karanlık fakat zarif bir komedi. Trajedinin kıyısında sendeleyen absürtlük...'
-New York Times
“Hem Ortadoğu'daki çatışmaya dair mükemmel bir giriş, hem de dünyanın en kutsal şehrinde yaşamanın neye benzediğine dair hayranlık uyandıran bir yakın plan çalışması.'
-National Post
“Kudüs Günlükleri, küçük bir mucize. Özlü, adil ve son derece teferruatlı.'
–Guardian

34 s. İstanbul 2018

9-044.jpg

Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay
GERÇEK TIBBIN 10 ŞİFRESİ
Hayy Kitap

Prof. Canan Karatay bu kez gerçek tıbbın yeni şifreleriyle karşınızda! Yine iddialı, yine kendinden emin. Köhnemiş yanlış bilgileri düzeltiyor, ufku genişletiyor, sağlığa getirdiği Karatay bakış açısını pekiştiriyor. Mutluluk ve şifa için en kestirme yolu gösteriyor. Hepimizi iyileştiriyor!

Karatay, 50 yıllık hekimlik tecrübesiyle gözlemledi, okudu, araştırdı, bilgi süzgecinden geçirdi. Şimdi Türk halkının sağlıklı yaşaması ve yaşlanması için, mutlu, enerjik ve verimli bir yaşam sürmesi için bir ezberi daha bozuyor! Prof. Canan Karatay'ın yeni kitabındaki iddiası çok net! Yüzlerce bilimsel referans ışığında 'GENETİK’ ve 'İYİLEŞMEZ’ denen hastalıklar İYİLEŞİR diyor.
216 s. İstanbul 2018

10-029.jpg

Mary Shelley
ÖLÜMLÜ ÖLÜMSÜZ
Çeviren:Mavisu Kahya
DeliDolu Yayınları

Bu yıl 200. yılını  kutlayan Frankenstein’ın yaratıcısı Mary Shelley’den kült bir öykü: Ölümlü Ölümsüz
 
Shelley’nin edebi dehasını açığa çıkaran ve ilk kez Türkçeye çevrilen bu eser, sonsuzluk, ölüm ve aşk kavramlarını ele alıyor.
Ölümlü Ölümsüz, Maria Brzozowska’nın Delidolu Yayınları için resimlediği sert kapaklı özel baskısıyla koleksiyon değeri taşıyan bir kitap.
Çocukluk aşkı Bertha’ya duyduğu aşkın yakıcılığından kurtulmak için ölümsüzlük iksirini yudumlayan Winzy, başlangıçta bunu bir armağan olarak kabul edip ebedi bir huzura kavuştuğunu düşünür. Ancak, sevdiği herkesin ölümüne tanık olmak zorunda kalan genç adam için bu sonsuzluk, kısa sürede bitmek bilmez bir işkenceye dönüşecektir.

Zamanının ötesindeki yapıtlarıyla, iki yüz yılı aşkın süredir, edebiyata yön vermeyi sürdüren Mary Shelley, Ölümlü Ölümsüz’de bir türlü ölemeyen yalnız bir adamın sessiz haykırışını gotik unsurlarla örerek şiirsel bir öyküye dönüştürüyor.  
 
48 s. İstanbul 2018

11-022.jpg

Elena Ferrante
BİR YAZARIN YOLCULUĞU 
Çeviren: Eren Yücesan
Everest Yayınları


“Annem bana yerel lehçesinden bir sözcük bıraktı; yüreğini parçalayan çelişkili hisler aklını şuraya buraya çeldiğini hissettiğinde … içinde bir frantumaglia (kırık parçacıklar karışımı) olduğunu söylerdi …
[F]rantumaglia, başka türlü tanımlanamayan bir rahatsızlığın öznel ifadesiydi, zihninde oluşan, beynin bulanık suyunda yüzen, farklı nitelikli parçacıkkalabalığını tanımlardı…

… [Y]aşarken sesimizi onunla yükselttiğimiz ve sonunda onun içinde kaybolma tehlikesi yaşadığımız heterojen kalabalığı çok sancılı bir kaygıyla algılamaktırfrantumaglia...'

“Napoli Romanları' dörtlemesiyle tüm dünyada büyük yankı uyandıran münzevi yazar Elena Ferrante, bu derlemeye altbaşlık olarak  frantumaglia ismini verdiği kavramı, “kırık parçacıklar karışımı, başka türlü tanımlanamayan bir rahatsızlığın öznel ifadesi' sözleriyle tanımlıyor.

Bir Yazarın Yolculuğu’nda Gerçek kimliğini gizlemesi, edebiyatına esin kaynağı olan konular, siyaset ve kültür, günümüz toplumlarında edebiyatın rolü gibi konuları irdeleyen büyük yazar, bundan başka “kadın yazar olmak', “erkekegemen toplum ve düşünce eleştirisi', “feminist yazın ve düşüncenin önemi' gibi, hele bugünler daha da vahim bir şekilde gündeme yerleşen konuları da ele alıyor. Öte yandan yazarlıkta nasıl karar kıldığını, romanlarını yazma sürecini de aktarıyor Ferrante – romanlarındaki tüm dünyada yankı bulan sesiyle; yani dolaysız, içe işleyen, sakınmasız, büyüleyici ve alabildiğine samimi bir üslupla…

“Kadın olmak akış halinde yaşamak demektir. Ferrante’nin bu içgörülü yazını edebi geleneği tersyüz ediyor ve böylece kadın olmak evrenselliğin ölçütü haline geliyor.'

396 s. İstanbul 2018

banner-006-001-001.jpg

 

İlgili Haberler

ABC Kitap

ABC Kitap - Haftanın Kitabı | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Editörün Seçtikleri | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Yeni Çıkanlar | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Haftanın Kitabı | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Yeni Çıkanlar | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Haftanın Kitabı | 30 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 30 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Yeni Çıkanlar | 30 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Haftanın Kitabı / 23 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Editörün Seçtikleri / 23 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Yeni Çıkanlar / 23 Temmuz 2018