darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

'Ekonomide korkulan senaryo gerçekleşmek üzere'

Katar'dan gelecek 15 milyar doların gideceği adres belli oldu

Yanardağ: Erdoğan, bir kararname ile herkesin mülküne el koyabilir!

Ünlü muhabirden Brunson krizine ilişkin önemli iddia

Alman basını: Erdoğan'ın fikrini değiştirmesi için fazla zamanı kalmadı

Yeni çıkan kitaplar - 4 Haziran 2018

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

------------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR
0001761688001-1.jpg

Sabahattin Ali

KUYUCAKLI YUSUF/İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN/ KÜRK MANTOLU MADONNA (3 Roman Tek Kitap)

Yapı Kredi Yayınları

Edebiyatçının “gerçekçi olma mücadelesini vermesi' gerektiğini ileri süren Sabahattin Ali için edebiyatın amacı “insanlarda daha iyiye, daha güzele yükselmek arzusu uyandırmak'tır. Bu görüş doğrultusunda kaleme aldığı ve Türk edebiyatının akışını değiştiren romanlarında, gözlemlediği ve yaşadığı olayların tedirginliklerini, çelişkilerini, insanların bireysel yaşantılarının ardındaki toplumsal sorunları gerçekçi bir üslup ve okuru yakalamayı başaran samimi bir dille anlatır.

Kuyucaklı Yusuf'ta bir Anadolu kasabasının gelişen ve değişen ekonomik ve toplumsal değerlerle biçimlenen yeni yaşamını, ruhsal yapısını sergilerken İçimizdeki Şeytan'da İkinci Dünya Savaşı öncesinde, üniversite, kültür ve sanat çevrelerindeki farklı siyasal ve toplumsal eğilimleri eleştirir. Kürk Mantolu Madonna'da ise çekingen ve içine kapanık bir genç taşralının, memleketinden uzakta, Almanya'da yaşadığı tutkulu aşk hikayesini konu edinir.

572 s.

İstanbul 2018
 

0001760699001-1.jpg

Alanur çavlin, Filiz Kardam, Hanife Aliefendioğlu

AİLENİN KARANLIK YÜZÜ ENSEST

Metis Yayınları

Ensest saldırı, çocuğa cinsel istismarın özel bir şeklidir ve ağır ceza gerektiren bir suçtur. Ensestin en yıkıcı yanı bizi dışarıdaki anonim kötülükten koruyacağı, merhametle saracağı düşünülen aile ortamında gerçekleşiyor olmasıdır. Ataerkil iktidarın kanatları altında, ev içi mahremiyetinin arkasına gizlenen ensest saldırı suçuyla, ancak bireyi ailenin önüne koyan bir yaklaşımla mücadele edilebilir. Hedefi “her ne olursa olsun aileyi korumak' olan yaklaşımlar, ensest failini cezalandırma, mağduru ve mağdurla birlikte zarar gören diğer aile fertlerini sağaltma ve güçlendirme konularında tüm disiplinler için engel oluşturur. Ensest saldırı ile mücadelede çocukların güvenli şekilde istismardan uzaklaşabilecekleri olanakların sağlanması, bu olanakların kendileri ve istismarcı dışındaki aile bireyleri için sürdürülebilir olması büyük önem taşıyor.

Adli tıp, demografi, eleştirel medya çalışmaları, hukuk, kadın araştırmaları, pediatri, psikiyatri, psikoloji ve sosyoloji alanlarından uzmanların araştırma, uygulama ve gözleme dayalı birikimlerini bir araya getiren bu kitap, Türkiye'de yaşanan ensest gerçeğini görünür kılarak tartışmayı; son bulmasına, saldırganların cezalandırılmasına ve mağdura yönelik yardım süreçlerine katkıda bulunmayı amaçlıyor. Tüm yazarların ortaklaştığı nokta, ensest olgusunda aile bireylerinin, akrabaların, öğretmenlerin, sağlık personelinin, avukatların, hâkimlerin, savcıların, medya çalışanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve özellikle kamu otoritesinin yükümlülükleri olduğunu unutmamamız gerektiği.

288 s.

İstanbul 2018

0001760676001-1.jpg

Nikolay Buharin

ZAMANLAR

Çeviren:Ö. Aydın Süer

Epos Yayınları

Buharin, kurucuları arasında yer aldığı ve inandığı Sovyet Devrimi tarafından “halk düşmanı' olarak idama mahkûm edildiğinde 50 yaşındaydı: Kurşuna dizildi.

Buharin onu tanıyanlara göre “yumuşak' ve “sanatçı ruhlu' hassas bir kişiliğe sahipti; tutuklanmadan önce giriştiği açlık grevi ve tutuklandıktan sonraki “Lenin'i öldürmeye teşebbüs ve çeşitli terör eylemleri gerçekleştirme, Sovyet hükümetini devirmek için komplo kurma, faşist Almanya ve Japonya adına vatana ihanet' gibi önemli suçlamalar nedeniyle hassas kişiliği iyice zayıf düşmüştü: Belli zamanlarda tekrarlayan “halüsinasyon' nöbetleri sırasındaki “acıları ve şiddetli ıstırapları', hatta ara sıra meydana gelen geçici körlük gibi sıkıntıları atlatmayı başarsa da, “fiziksel ve ruhsal gücü zayıflıyordu'.

İşte Buharin elinizdeki “harika' kitabı bu şartlarda yazdı. Ve hakkında verilen karar kitabını tamamlayamadan “infaz' edildi.

İlk gençlik yıllarına kadar olan hayatını ve Rusya'nın sosyal ve ekonomik yapısını anlattığı Zamanlar'da Buharin, kendinden Nikolay'ın kısaltması Kolya olarak bahsediyor. Doğa, hayvan, yoksul-ezilen insan sevgisiyle dolu bir çocuk… Büyüyünce de hümaniterdi zaten.

Kolya'yı sevmemek mümkün değil, gelişimini ve büyümesini izlemek çok güzel. Keşke bu kitap bitmiş olsaydı ve Kolya'nın büyüyünce nasıl biri olduğunu da kendisinden okuyabilseydik.

412 s.

İstanbul 2018

0001760697001-1.jpg

Oğuz Demiralp

ORHAN BEY VE KİTAPLARI

Bir Orhan Pamuk Okurunun Notları

Kırmızı Kedi Yayınevi

Edebiyatımızın Türkiye'de en çok tartışılan, dünyada en çok okunan ismi, Orhan Pamuk.

Walter Benjamin, Sâdık Hidâyet ve Ahmet Hamdi Tanpınar'a dair kaleme aldığı kitaplarıyla okurlarına yeni ufuklar açan bir "etkin okur", Oğuz Demiralp.

Orhan Bey ve Kitapları'nda Oğuz Demiralp bu kez, ilk romanı Cevdet Bey ve Oğulları'ndan Nobel Edebiyat Ödülü'ne, Nobel'den (şu ana kadar) son romanı Kırmızı Saçlı Kadın'a, attığı her adımı önceden "kuran" Orhan Pamuk ve kitaplarını odağa alıyor.

Pamuk'un Tanpınar Merkezi'nin açış konuşmasından hareket ederek, “Pamukistan' adını verdiği kozmosun nasıl işlediğini, Nobelli yazarın söyleşilerde okuru nasıl yönlendirdiğini, ucu bambaşka yerlere çıkan siyasi çelişkilerini ifşa ederken, postmodern ve oryantalist oyunlar arasında kaybolmuş bir Orhan Pamuk okurunun “mağduriyet müzesi'ni inşa ediyor Demiralp.

Mustafa Kesret'in yoldaşlığında okur olarak Habil'in yerine geçiyor ve Kabil'in günahlarını sıralıyor...

304 s.

İstanbul 2018

oguz3.jpg

Anton Çehov

ÜÇ YIL

Çeviren:Yulva Muhurcişi

İş Bankası Kültür Yayınları

Üç Yıl Çehov'un Rus edebiyatının büyük ustalarının mirasçısı ve güçlü bir yazar olarak kabul görmesini sağlayan yapıtlarından biridir. Yazar bu novellada evlilik kurumunu masaya yatırır. Evlilikte zamanın duyguları dönüştüren, kimi zaman da “sağaltan' etkisine; yıllar içinde paylaşılan deneyimlerin, birlikte göğüslenen felaketlerin “aşksız' başlayan evliliklerin bile ufkunda olgun sevgilerin belirmesine yol açabileceğine işaret eder. Moskovalı bir tüccar taşrada tanışıp, ilk görüşte âşık olduğu genç Yulia'ya evlenme teklif eder. Genç kız, çekicilikten nasibini almamış bu adamı önce reddetse de, başka bir damat adayı çıkmaz korkusuyla evlenmeye razı olur. Ancak bu tek taraflı aşk, nikâhtan sonra Moskova'da yeni hayatlarına başlayan çifti katlanılmaz acılara sürükleyecektir. Üç Yıl devrim öncesinde insan ilişkileri, bütün mücadeleleri ve hüsranlarıyla Moskova'daki hayatın da dokunaklı bir panoramasıdır aynı zamanda.

120 s.

İstanbul 2018
0001760611001-1.jpg

Osman Ata Ataç

KARMAŞA VE BİR DÜZEN: TÜRKİYE CUMHURİYETİ

İş Bankası Kültür Yayınları

Kitap Türkiye Cumhuriyeti'nin bir devletin kuruluşu için üç şart olan bir vatan ve bu vatanın sahibi bir milleti tanımlayarak bunları milletin vatan üzerindeki egemenliğinin kurallarıyla kaynaştırabilen tek örnek olduğu teziyle başlar. Bu tez, Amerika'da büyümüş iki erkek kardeşten okullarında Türkiye Cumhuriyeti hakkında ödev hazırlanmaları istenmesi üzerine yardım istedikleri dedelerinin benzer kurtuluş savaşlarını vermiş fakat bu üç şartı yerine getiremediği için başarısız olmuş Büyük Kolombiya ve Çin Cumhuriyeti örneklerine bakmalarını istemesi öyküsü yardımı ile anlatılır. Cumhuriyetin vatan, millet ve egemenlik fikirlerinin oluşumunun anlatılmasında Dedenin ailesinden kişilerin de içinde yer aldığı gerçek öyküler ve tarihi olayların öyküleştirilmiş halleri kullanılır.

364 s.

İstanbul 2018

0001761009001-1.jpg

Mustafa Kemal Atatürk

HATIRA NOTLARI 1916

Kopernik Kitap

“18 Kasım 1916 -Öğleden önce saat 10.00'da eş-Şeyhu't-Tani el-Hâlidî Muhammed en-Nakşibendî-i Küfrevî'nin Kızılmescit'teki türbesini ziyaret ettim. Küçük bir türbe. Şeyhin kabri ve yanında kardeşinin oğlu olduğunu türbedarın ifade ettiği bir zatın kabri vardır. Şeyhin kabrinin örtüsü sırma işlemeli, elmas, yakut gibi taşlarla süslü (Bu taşların elmas, yakut, zeberced / zümrüt olduğunu türbedar söylemişse de gerçek olmasa gerek). Diğer kabir de sırma işlemeli örtülü. Bu türbeye Ruslar ilişmemiş. Türbelerin kapıları gümüş ve altın kakma. Kıymetli halılar var fakat çoğu çürümüş. Bu türbeyi Sultan Hamid yaptırmış. Daha sonra Bitlis'in daha bir iki harap türbe gibi yerlerini gördükten sonra konutuma dönüş.'

Mustafa Kemal Atatürk'ün Doğu Cephesinde (Diyarbakır, Siirt) görevli ikenbizzat kendi el yazısıyla kaydettiğiHatıra Notları hem tarih bilimi açısından hem de Türk milleti açısından son derece değerlidir.Bu çalışma, Atatürk'ün daha sonra genişletmek üzere aldığı notlardan oluşmaktadır. Günlük tarzında olmasına rağmen günlük üslubuyla kaleme alınmamıştır. 7 Kasım 1916'da başlayan notlar 25 Aralık 1916 tarihli yarım bir bölümle bitmektedir. Dolayısıyla yaklaşık iki aylık bir süreyi kapsamaktadır.

Bu notlarda Atatürk'ün Doğu'da gördüğü insan ve coğrafya manzaraları, okuduğu kitaplar, haberleştiği yakınları ve dostlarının adları göze çarpmaktadır.Hacim olarak küçük ancak muhteva olarak çok önemli olan, bugüne kadar dar bir çevre dışında değerlendirilememiş bu hatıraların okuyucuyla buluşmasının sevincini yaşıyoruz.

128 s.

İstanbul 2018

0001743170001-1.jpg

Kerem Akça

YERLİ SİNEMADA HOLLYWOOD KUŞAĞI

2000-2016 DÖNEMİ

h2o Kitap

Türk sinemasında 1949'da Vurun Kahpeye ile başlayan Ömer Lütfi Akad'ın öncülük ettiği Sinemacılar Kuşağı ile 1970'de Umut'la doğan Yılmaz Güney'in önderliğindeki Türk Yeni Dalgası hareketi kilit önemde bir yere sahip.

Bir filmin neredeyse her şeyi olan auteur yönetmenler, Reha Erdem, Yeşim Ustaoğlu, Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan ve Derviş Zaim ile yönünü bulan Yeni Yönetmenler Kuşağı ise 90'ların sonunda yılda 12'ye inen film sayısına sinemanın yanıtı olmuştu.

2006 ile birlikte üretilen film sayısı 34'e sıçradı ve istikrarlı bir yükselişle 2017'de 151'e ulaştı. Bu gelişme “Amerikan ana akım sineması kuşağı' olarak nitelendirebileceğimiz yeni bir kuşağın doğmasına kadar uzandı. Abdullah Oğuz, Taylan Kardeşler, Ömer Faruk Sorak ve Mahsun Kırmızıgül'ün öncülük ettiği bu dönemi Hollywood Kuşağı olarak adlandıran sinema eleştirmeni ve yazar Kerem Akça, sinemamızın tarihine damga vuracak olan ve günümüzde yerli sinemayı Hollywood tarzına yaklaştıran bu gelişmeyi, Ocak 2000 ile Aralık 2016 arasında çekilmiş Hollywood etkisindeki 64 popüler "Türk filmi" üzerinden değerlendirip yorumluyor.

Teknik ve görsel donanımdaki değişim ve gelişimden, gişe bombalarına ve yönetmen karşılaştırmalarına öz ama özenli bir çözümleme; sürpriz ama güçlü bir tez...

268 s.

İstanbul 2018

denge-devrim.jpg

Mahir Konuk

DENGE VE DEVRİM

Bireyselliğin İnfilakı

El Yayınları
Deniz bitti, gidilecek yol, söylenecek söz kalmadı.

Günümüzde, kapitalizmin toplumsallaşma süreçlerine el verir hiçbir yanı kalmamıştır. O sadece ayrıştırıcı ve yok edici aşırı bireyselleşme süreci üzerinden, topyekûn imha eylemi üzerinden var olabilmektedir. Kapitalizmin toplumsal dışsallığı savaş alanlarıdır: işyerinde kişisel kariyer yapmak ve bireysel başarı kazanarak herkesin üzerine basıp oligarşik yapıda kabul görmek; siyasi planda her şeyi özelleştirerek alınır-satılır hale getiren liberal “reformlardan' yana olmak ve başka partiden bile olunsa bir yandan demokrasi savaşçısı kesilirken, diğer yandan dönemin muktedirine hizmette kusur eylememek; din ve inanç açısından tabii ki “açılımlardan yana' olmak, “vicdan ve ibadet' hürriyetinden yana olmakla birlikte hâkim olan ne ise ona hizmette asla kusur etmemek...

Bugünü dünden ayıran temel özellik, sisteminin bütün açmazlarını sanki bütün insanlığın kaderiymiş gibi gösteren kapitalizmin, kendi sonuna giden yolda emek cephesine topyekûn saldırıda bütün sınırları küresel boyutta olmak üzere ortadan kaldırmış olmasıdır.

Türkiye'deki “Haziran ayaklanması', Fransa'daki “Nuit debout' ve en son “Boyun eğmeyenler' (Les İnsoumis) hareketlerinin bizlere gösterdiği odur ki; yıkılan ve kapitalizmin insanlığa hakim olduğu birkaç asırdan beri başlıca toplumsal dışsallığı oluşturan bu eski dünyanın yerine yaratıcı bireysellikler daha şimdiden yeni bir dünya inşa etmeye başlamış bulunmaktadır. Bir iki seneden beri tarihi arkasına alarak esmeye başlayan bu kurtuluş rüzgârlarının, işgal ettikleri toplumsal konumlara göre “herkesin kendi meşrebinde' acı çekmekte olduğu bireysel içselliklere de genel ve temelli bir iyileştirme getireceği bana açık bir olgu olarak görünmektedir.

200 s.

İstanbul 2018

0001754710001-1.jpg

Natalie Angier

KADIN:SONSUZ COĞRAFYA

Çeviren: Tuğçe Togo

Kolektif Kitap

"Bu kitap kadın bedenine; onun anatomisine, kimyasına, evrimine ve kahkahasına bir övgu¨du¨r. Biyolojik determinizmin batağına du¨şmeden dişi olmanın biyolojisi hakkında du¨şu¨nmenin bir yolunu bulmaya uğraştığım şahsi bir kitaptır. Geleneksel olarak kadın imgesiyle bağdaştırdığımız şeyler; rahim, yumurta, göğu¨s, kan, her şeye kadir klitoris ve bağdaştırmadığımız şeyler; hareket, gu¨ç, saldırganlık ve öfke hakkında bir kitaptır."

Gazetecilik alanında Pulitzer ödüllü popüler bilim yazarı Natalie Angier, biyolojinin birikimini kullanarak hurafeler ve muammalarla dolu kadın bedeninin haritasını çıkarmak için yola çıkıyor. Kadın anatomisinin ve fizyolojisinin her detayı üzerinde durarak organlardan orgazma, hormonlardan anne sütüne, menstrüasyondan menopoza kadınları ilgilendiren her konuyu aydınlatmaya çalışıyor.

Kadınlığın halleri konusunda yaygın klişeleri çürüttüğü bir bakış açısı ortaya koyuyor Angier: Kadının ne olduğu ve ne olmadığıyla ilgili bilinenleri test ettikçe, düşüncelerimizin kalıpları sökülüyor. Sadece toplumsal yargıları değil, evrimsel psikoloji alanında oluşturulmuş kabulleri de elekten geçiriyor. Bugüne kadar kadın doğası olarak gösterilenlerin aslında ne olabileceğini tartışmaya açıyor. Biyolojinin kim olduğumuzu nasıl belirlediğini, kadın olsun erkek olsun bizi nasıl şekillendirdiğini merak eden herkes için.

448 s.

İstanbul 2018

tele1-002.jpg

İlgili Haberler

ABC Kitap

ABC Kitap - Haftanın Kitabı | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Editörün Seçtikleri | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Yeni Çıkanlar | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Haftanın Kitabı | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Yeni Çıkanlar | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Haftanın Kitabı | 30 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 30 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Yeni Çıkanlar | 30 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Haftanın Kitabı / 23 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Editörün Seçtikleri / 23 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Yeni Çıkanlar / 23 Temmuz 2018