darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

'Başkanlık Sistemi sona erdi'

Dolar ve Euro niye düştü? Piyasalar o ihtimali satın aldı iddiası...

3 kuruş para için hayvanlara eziyet: Kendi dışkılarında yaşamaya zorluyorlar

Katar'dan gelecek 15 milyar doların gideceği adres belli oldu

New York Times'tan kritik iddia: ABD THY'ye yaptırım uygulayacak

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 13 Haziran 2016

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

'Profesör' ünvanı taşıyan akademi yöneticilerinin cehalete övgüler düzdüğü ve okuyan sayısının artışı karşısında 'hafakanlar bastığını' açıkladığı günümüz Türkiyesinde, kitaba ve kitabın aydınlığına daha çok ihtiyacımız olduğu çok açık!

Ülkemizin sürüklenmeye çalışıldığı karanlığa karşı en etkili direniş alanlarından birinin 'okumak' olduğunu düşünüyor ve sizlere daha aydınlık günlerde daha çok kitaplı gelecek günler diliyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

kudus.jpg

Ömer Faruk Harman, Pelin Çift
KUDÜS’ÜN GİZEMLİ TARİHİ
Destek Yayınları

Harman ve Çift aşağıda merak etttiğiniz  ya da merak edebileceğiniz soruları “Kudüs’ün Gizemli Tarihi'nde yanıtlıyor.

Üç semavi din için Kudüs neden kutsal?
Hz. Muhammed Kudüs'te hangi mekândan semaya yükseldi?
Kudüs Hz. İsa ile ilgili hangi sırları barındırıyor?
Mesih'in nereden göğe yükseldiğine ve nereye geleceğine inanıyorlar?
Yahudiler, Süleyman Mabedi'ni neden yeniden inşa etmek istiyor?
Zeytindağı'na gömülmek için neden servet harcıyorlar?
Ağlama Duvarı'nda neden gözyaşı döküyorlar?
Haçlı Seferleri'ni Kudüs'e yönelten Papa hangi gizli örgüte mensuptu?
Tapınak Şövalyeleri, Mescid-i Aksa'da neler yaptı?
Yahudi Devleti'nin kurulması için 5 milyon altın teklif edilen Sultan II. Abdülhamid buna nasıl cevap verdi?
Osmanlı Kudüs'ü nasıl kaybetti?
İsrail Devleti hangi gizli planlarla kuruldu?
Yavuz'dan Kanuni'ye, Hürrem Sultan'dan Abdülhamid Han'a Osmanlı, Kudüs'te hangi izleri bıraktı?
Kudüs'te mahşer günü neler yaşanacak?
Kehanetler Kudüs'ün geleceği ile ilgili neye işaret ediyor?

288 s.İstanbul 2016

halil.jpg

Halil İnalcık
OSMANLI TARİHİNDE İSLAMİYET VE DEVLET
İş Bankası Kültür Yayınları

Halil İnalcık, Osmanlı tarihinin geçmişe uzanan köklerini de göz ardı etmeden, 600 yıl boyunca devlet ve İslamiyet arasındaki değişken ilişkinin bir dökümünü bu kitapta sunuyor.

Osmanlı Devleti bu geleneğin bir parçasıydı. Yaygın popüler kanının aksine, her devlet gibi başlangıçta belli bir kalıpla kurulmuş, çöküşüne dek de bu kalıba harfiyen uymuş değildi.

Kutadgu Bilig'deki devlet anlayışından başlayarak, Uc'larda bir yanda gâzî beylerle, bir yanda dervişlerle başlayan kuruluş öyküsünü anlatıyor. Devlet kurumsallaştıkça Uc'ların, gâzîlerin ve dervişlerin önemlerini kaybedişini, bu arada yeni kurumların ve anlayışların yükselişini gözler önüne seriyor. Fatih Kanûnnamesi'yle örfün hukuk alanına resmen girişinin, ulemanın devlet yapısındaki diğer unsurlardan giderek ayrışmasının uzun zamana yayılmış öyküsünü ayrıntılarıyla sunuyor.

17. Yüzyılda Avrupa'daki tasfiyeci akımlarla aynı sıralarda ortaya çıkan selefî Kadızâdelilerin hem toplum hem de devlet ve İslâmiyet üzerindeki etkilerini mercek altına alıyor.18. yüzyılda başlayan Batılılaşma eksenli modernleşme hareketinin Cumhuriyet'in kuruluşuna dek uzanan seyrini takip ediyor. Osmanlıların kuruluş yıllarından beri süren Hıristiyanlık İslâm tartışmalarını da bu çerçevede ele alıyor. Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet kadim bir meseleyi, usta bir Osmanlı tarihçisinin kaleminden okumak isteyenler için.

256 s. İstanbul 2016

cahitkayra.jpg

Cahit Kayra
MARJİNAL ŞİİR TEORİLERİ
Tarihçi Kitabevi

Cahit Kayra’dan marjinal şiir teorileri için şöyle diyor;

“Yüzyıllardır şairler şiirler söylemişler ve bu şiirler üzerine değerlendirmeler yapılmış. Ama hepsi afaki planda... Değerlendirmeler genelleme sınırını geçememiş... 

Kimse somut bir değerlendirme sistemi bulamamış.

Bunu biz yaptık! Biz Şirbil'i bulduk.

Kurduğumuz metrikal sistemle gerçek ve hepsinden önemlisi anlaşılabilir ölçüyü saptadık. Artık bir şiir parçası değerlendirirken... Derinlik, ahenk, lirizm vs. yok. 5 şirbil ya da 50 şirbil diyeceğiz. O kadar!'

136 s. İstanbul 2016

kacanayna.jpg

Giovanni Papini
KAÇAN AYNA
Kırmız Kedi

Jorge Luis Borges’in kaleminden Papini;

"Buenos Aires varoşlarında bir mahallede, Trajik Gazete ile Kör Pilot'u, kötü bir İspanyolca çevirisinden okuduğumda on bir-on iki yaşlarında olmalıyım.

Ne olursa olsun, kişisel bir yaşantıya gönderme yapmak istiyorum. Şimdi, öylesine uzak olan o sayfaları hayranlıkla, gönül borcuyla yeniden okurken, kendi bulduğuma inandığım, kendi biçemimce uzamla zamanın başka noktalarında yeniden işlediğim masallar buluyorum onlarda.

Papini'nin hak etmediği bir biçimde unutulmuş olduğundan kuşku duyuyorum. Bu kitaptaki öyküler, insanın melankoliye ve alacakaranlığa eğilimli olduğu bir çağın ürünleridir, ama günümüzde sanat onları değişik kılıklara bürüse de, melankoli ile alacakaranlık yitip gitmiş değildir."

104 s. İstanbul 2016
 

esatmahmut.jpg

Esat Mahmut Karakurt
KADIN İSTERSE
Bilgi Yayınevi

Edebiyatın ve özellikle romanın sevilmesinde ve geniş kitlelere yayılmasında büyük rolü olan Esat Mahmut Karakurt'un eserlerini Bilgi Yayınevi yeniden okurla buluşturuyor. 

Milletleri, dilleri, dinleri ve yaşamları çok farklı iki insanı, önlerine çıkan bütün engelleri aşacak kadar cesur yapabilen, gözü kara, hırçın bir duygudur aşk. Ve de dünyadaki en yenilmez savaşçı olabilir bir kadın, hele bir de âşıksa...

264 s. Ankara 2016

tahaparla.jpg

Taha Parla
TÜRKİYE’DE ANAYASALAR
Metis Yayınları

Taha Parla'nın temel nitelikleriyle ve kolay anlaşılır bir dille aktardığı bu tarih Türkiye'deki antidemokratik siyasal rejimin sürekli hamaset diline kaçarak neredeyse yüzyılı bulan bir süredir sorunları nasıl ertelediğini gösteriyor ve insanı üzücü bir soruyla karşı karşıya bırakıyor: Türkiye demokratik bir anayasa "yazabilir" mi? Nasıl? Ne zaman?

Parlamenter sistemden uzaklaşarak siyasi gücün tümüyle tek-adamda toplandığı bugünkü gidişatın temeli Taha Parla'ya göre 1982, hatta bazı yönleriyle 1961 Anayasası'nın ve bunlarda yapılmış muhtelif sahte "demokratik" değişikliğin yasama ve yargıyı zayıflatma, "yürütme"nin üstünlüğünü artırma, pekiştirme yönündeki eğiliminde yatmaktadır. Oysa sanılanın aksine "en kötü parlamenter sistem bile en iyi başkanlıktan daha iyidir."

2010 Referandumu'nu ve Başkanlık sistemini konu alan iki yazı ekleyerek genişlettiğimiz bu klasikleşmiş kitapta, Cumhuriyet anayasaları ideoloji, özgürlükler rejimi, devlet yapısı, yapılma ve değiştirilme prosedürü açısından değerlendiriliyor. Yürürlükteki anayasal sistemi belirlemiş 1982 Anayasası'nın sürmekte olan ezici ağırlığı vurgulanırken, bir yandan bu anayasanın emsal normlarının genel kanının aksine aslen 1961 Anayasası'nda bulunduğu, öte yandan 1987-2001 arasında yapılan çeşitli değişikliklerin demokratikleşme için gerekli, esasa ilişkin değişiklikler olmadığı gösteriliyor.

Yine 2002, 2004 ve 2005'te yapılan kimi değişiklikler de var olan durumu etraflıca ve esastan değiştirmeye yönelik değil. İnceleme, Türkiye'de siyasal rejimin gerçekten demokratikleşebilmesi için, bunun temel yasa çerçevesini çizen anayasada hangi esaslı değişikliklerin hâlâ yapılmayı beklediğine de işaret ediyor. Bu yeni basıma eklenen Referandum ve Başkanlık yazıları da, tarihsel süreklilik içerisinde, giderek kemikleşen bu problemi günümüze taşıyor.

216 s. İstanbul 2016

yazgan.jpg

Yankı Yazgan
YAŞANTILARIN PSİKOLOJİSİ VE BİYOLOJİSİ
Remzi Kitabevi

Yaşadıklarımızı bir şekilde anlamaya yönelik merak, Yankı Yazgan'ı Oidipus efsanesinden moleküler biyolojiye dek uzanan bir yolculuğa çıkarıyor. Bu kitapta, insanların gündelik yaşantıları, ilişkileri, sevgileri, öfkeleri, ve çocukluktan yetişkinliğe evrimleri üzerine, tıbbın, psikolojinin ve beyin bilimlerinin bulgularından yola çıkan yazılar yer alıyor.

Günlük yaşamın içinde neyi, nasıl ve neden yaşıyoruz? 

·  Bir şeyler yaşarken bana neler oluyor?
·  Bana olanlar, yaşadıklarımı ne ölçüde ve hangi yollardan etkiliyor?

·  Aşktan iyileşmek mümkün mü?

·  Çocuklarımızı neden severiz?

·  Empati nedir? Ruh sağlığımızı neler bozar?

·  Genetik, bir yazgı mı?

·  İnsan beynini anlamak yaşantılara bir anlam vermemizi ne kadar sağlayabilir?
İlk kez 1991'de yayınlanan kitabın bu yeni baskısı, eklemeler ve açıklamaların yanı sıra ilgi çekici güncellemeleri de kapsıyor. 

"Bilimsel gerçekler dünyasında keyifli bir arkadaşla gezinmek özel bir lüks sayılmalı. Yankı Yazgan bize bu lüksü sağlıyor. Yazarın kendine dönük mizahını da yer yer yakalıyorsunuz." 
-Erdal Atabek, Cumhuriyet-

284 s. İstanbul 2016

bessehir.jpg

Ahmet Hamdi Tanpınar
BEŞ ŞEHİR
Dergah Yayınları

Beşir Ayvazoğlu'nun Açıklayıcı Notları ve 'Beş Şehir Okuma Kılavuzu'yla...

Beş Şehir, okuyucusunu hemen ele geçiren büyüsünü, yazarının üslûbundan, yaşadığı ânın içindeki geçmişi bir yekûn halinde hissedişinden, dünyayı sürekli ince bir tülün ardından seyrediyormuş gibi manzarayı bir çeşit rüyaya dönüştüren hususi bakışından alıyor.

Bu büyüye yakalanan okuyucular, kitapta atıfta bulunulan her hadiseyi, ismi geçen her şahsiyeti bildiklerini, her imayı anladıklarını farz ediyorlar. Hâlbuki Beş Şehir'e hakkıyla nüfuz edebilmek için çok zengin bir tarih, edebiyat, sanat kültürüne ihtiyaç vardır. Zengin edebî birikiminin yanı sıra, çok sayıda vakanüvis tarihi ve seyahatname okuyarak benzersiz bir tarih kültürü edinen Tanpınar, aynı zamanda resimden musikiye, mitolojiden evla menkıbelerine uzanan zengin bir atıflar dünyasına sahiptir. Başkasının elinde bir moloz yığınına dönüşebilecek bilgiler, onun eşsiz poetik duyarlığının imbiğinden geçerek harika bir terkibe dönüşür. Tanpınar'ın metinleri, sarıp sarmaladığı şehirlerin adeta uzvî parçaları hâline gelmiştir.

1940'lardan bu yana Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul hakkında farklı bir şeyler söylemek isteyenler, önce onlara Tanpınar'ın giydirdiği edebî zırhı delmek zorundadırlar.

359 s. İstanbıl 2016

kafka.jpg

Franz Kafka
FELİCİ’YE MEKTUPLAR
İş Bankası Kültür Yayınları

Kafka ve Felice'nin mektuplaşmaları 1912'de Max Brod'un babasının evinde tanışmalarıyla başlar ve Kafka'nın verem teşhisini öğrenmesiyle düştüğü karamsarlığın da etkisiyle 1917'de son bulur. İki kez nişanlanıp sonunda ayrılıkla biten bu ilişki esas olarak bir mektuplaşma ilişkisidir. Felice ile beraberliğinin ilk dönemlerinden itibaren Kafka'nın üretkenliğinin artmış olduğunu ve bir yazar olarak giderek büyüyen bir saygınlığa eriştiğini görüyoruz. Yargı, Dönüşüm, Amerika, Dava, Yasa Önünde, Ceza Kolonisinde gibi başyapıtları hep bu dönemin ürünleridir. Mektuplar sayesinde bu eserlerin yaratılma süreçlerinde yazarın sancılarına, ıstıraplarına tanıklık ediyor, onun dünyaya ve dolayısıyla edebiyata yönelttiği keskin bakışlarıyla eriştiği gerçeklikleri bir nebze de olsa duyumsayabiliyoruz. 

720 s. İstanbul 2016

leviathan.jpg

Arno Schmidt
LEVIATHAN YA DA DÜNYALARIN EN İYİSİ
Everest Yayınları

20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan Arno Schmidt, "nevi şahsına münhasır" yazarların başında gelir. Bireyci, hatta tekbenci denebilecek ölçüde karamsar bir dünya görüşüne sahip olan Schmidt'in parçalı, tumturaklı, gündelik konuşma dilini dönüştüren, sözcükleri atomlarına ayıran, şeytani bir mizah duygusuna sahip metinleri okuru şaşkınlığa uğratır. Joyce çevirmeni de olan yazar, kendine özgü sözdizimi, noktalama işaretleri, fonetik imlâ, kelime oyunları, tuhaf tipografiler ve mizanpajlar da kullanıldığı metinleriyle, en yüksek düzeyde görsel, şaşırtıcı ve deneysel bir yapıt ortaya koymuştur.

"1945 sonrasının yaralı Almanya'sından duyulan en ayrıksı seslerin başında gelir onunkisi: Yakın ve uzak geçmişe yönelmiş acılı bir öfkeyi, geleceğe şimdiki zaman üzerinden düşürdüğü simsiyah bir ışıkla bütünlemiştir. Kendisine bir pansuman payı ayırır: İroniyi işe koşarak hafifler, orada da ipin ucunu kaçırdığına tanık olunur. (…) Olağanüstü bir hızla kurgular 'sahne'leri birbirine; dili vokal bir araç gibi işler, sözün bozuşturulma olanaklarına geniş yer açar, çıngıraklıyılan üslûbuyla sık sık sokup geri çekilir. Her seferinde, kalabalık bir bulvarın uğultusundan güçbelâ kurtulmuşum duygusuyla bitirdim Arno Schmidt'in metinlerini."
-Enis Batur-

128 s. İstanbul 2016

boratav.jpg

David Borotav
AİLE
Can Yayınları

Bu kitabın yazarı, Pertev Naili Boratav'ın torunu. Boratav, Türkiye'nin öteden beri süregelen düşünce özgürlüğüne aykırı siyaseti yüzünden gittiği gönüllü sürgünde, Paris'te, hak ettiği saygıyı gören bir profesör olarak akademik çalışmalarını yürüttü ve ömrünün sonuna kadar da orada yaşadı. Eşi ve kendisiyle birlikte Fransa'ya götürdüğü oğlu orada evlendi, yeni bir aile kurdu, çocukları oldu. İşte yazar David Boratav o çocuklardan biri.

Fransa'da doğup büyüdükten sonra, dedesinin önemli bir biliminsanı olduğunu fark eden David Boratav, Aile'yi dedesinin çalışmalarına, Türkiye'ye ve ailenin Türkiye'deki kollarına dair merakıyla şekillendiriyor. Aile, yazarın bu merakla çıktığı yolculuğun anılarla örülmüş öyküsü.

96 s. İstanbul 2016

 

higgs.jpg

Lisa Randall
HİGGS KEŞFİ
Pan Yayıncılık

Yazarın kendi sözleriyle “Higgs Keşfi';

"4 Temmuz 2012'de dünyanın heryerinde, bilgisayarlarına yapışmış pek çok kişi gibi, Cenevre yakınlarındaki CERN'de bulunan büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda (Large Hadron Collider - LHC) yeni bir parçacık keşfedildiğini öğrendim. Artık çok iyi yapılmış ama gene de nefes kesen olaylar doğrultusunda, LHC'nin iki ana deneyi olan CMS ve ATLAS'ın sözcüleri, elemanter parçacıkların kütle edinmelerini sağlayan Higgs mekanizmasıyla ilişkili bir parçacık bulunduğunu açıklamışlardı."

"Higgs bozonu yalnızca yeni bir parçacık değil, yeni tip bir parçacık."

"Bu keşif, parçacık fiziğinin Standart Modelinin tutarlılığını olumladı."

88 s. İstanbul 2016

strateji.jpg

Hazırlayanlar: Leo Panitch, Greg Albo, Vivek Chibber
STRATEJİ SORUNU
Yordam Yayınları

Marksist düşüncenin üç yetkin ismi, Leo Panitch, Greg Albo ve Vivek Chibber'ın yayına hazırladığı Strateji Sorunu, krizin temel ve tali dinamiklerini, sendikal mücadelede değişenleri ve işçi meclislerini, otonom hareketler ile katılımcı ve şeffaf karar mekanizmalarını, Batı'da ve Latin Amerika'da sol partilerde yaşanan dönüşümü, sosyalist-feminist hareketlerin yeni stratejik yaklaşımlarını, sosyalizm ve komünizm kavramlarının geleceğini tartışan makalelerden oluşuyor. Hepsi strateji sorunu ekseninde ve "bugün, sol ne yapmalı?" diye düşünenlerin zihinlerini açacak kalibrede...

Marksist düşüncenin uluslararası alanda etkili ve prestijli yayını Socialist Register, 2013 yılındaki sayısını, solun stratejik yaklaşımlarına ayırdı. Halen içinden geçmekte olduğumuz ekonomik ve toplumsal kriz, dünyanın farklı coğrafyalarında farklı şiddetlerde varlığını hissettirirken, sol neler yaptı, neler yapmalıydı?

Arap Baharı, ABD'deki İşgal (Occupy) hareketleri, Yunanistan'da Syriza'nın yükselişi, İspanya'da Öfkeliler hareketi ve başka coğrafyalardaki dalgalanmalarla birlikte düşündüğümüzde, tüm dünyada eğer "kendiliğinden" hareketlerin ötesine geçilecek ve hem "kriz" hem de "sistem" gerçekten aşılacaksa, solun önüne ciddi ve yeni stratejik hede?er koyabilmesi gerekiyor. İşte elinizde tuttuğunuz bu kitap, gerek krizin boyutlarını gerekse onun farklı okumalarından hareketle solun stratejik anlamda yapması gerekenleri tartışma masasına yatırıyor.

256 s. İstanbul 2016

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

fidelvedin.jpg

Frei Betto
FİDEL VE DİN
Ayrıntı Yayınevi

Sosyalistlerin din meselesine bakışı bu kitapta yeni ve şaşırtıcı yollar buluyor. İnsanlığın kaderi için içtenlikle kaygılanan herkesin üzerine derin derin düşünmek isteyeceği bir mesele bu.

Bin yıllardır cehalet taraftarlığıyla dokunan ağın altında gizli kalan gerçekler vardır. Devrimin ilk yıllarında, Fidel Castro bunu şöyle belirtmişti: "Bizi yalanla evlendirip onunla yaşamaya mecbur kıldılar. O yüzden gerçekleri duyduğumuzda dünya başımıza yıkılıyor sanıyoruz." Hıristiyanlar ile Komünistler arasında sıkı politik bağlar kurma olasılığının üzerine örtülen kalın peçe, Fidel'in Brezilyalı Rahip Frei Betto'ya verdiği bu röportajda kalkıyor. Okurun burada üzerine düşünebileceği şey hiç görülmedik, duyulmadık bir olay.

Sözcüğün sözlük tanımına bağlı kalarak adlı adınca söylersek, bu röportajı okuyacak kişi "insanları hayran bırakan, doğaüstü sayılan olay"la, yani bir mucizeyle karşılaşacaktır. Komünistlerin inançlı insanlarla anlaşmasının mümkün olmayacağı dogması, zenginlik-yoksulluk veya zulüm-adalet terazisinde yerle bir oluyor. Fidel "somut durumun somut tahlili" ilkesini hassas bir konuda ele alarak, hayata ve teoriye dair ustalığını gözler önüne seriyor. 320 s.

İstanbul 2016

baskann.jpg

M.Angel Asturias
SAYIN BAŞKAN
Yordam Yayınları

Sayın Başkan, Guatemala sürgünü, "büyülü gerçekçilik" akımının kurucusu, Nobel ödüllü Asturias'ın kaleminden çıkan en tehlikeli roman. Güney Amerika ülkelerinde ne zaman bir devrim ya da darbe havası esse kitapçı vitrinlerinden ilk kaldırılan kitap.

Sayın Başkan, zamanımızın en önemli devlet adamı, bilgelerin bilgesi, büyüklerin en büyüğüdür. Halk onu hiç görmese bile, aynı doğa güçleri gibi acımasız varlığını her zaman üzerinde hisseder.

Sayın Başkan'ın yüksek yerinde bir başkasının bulunacağını düşünmek bile ulusun iyiliğine karşı bir suikasttir; bunu aklından geçirmeye cüret eden kimse buna cüret etmemeli, toplum için tehlikeli bir akıl hastası olarak hapsedilmeli, aklı yerindeyse yasalara göre vatan haini olarak damgalanmalıdır. 

Sayın Başkan'ın ülkesinde "üstün demokrasi" hüküm sürer -ki bu aslında, hiç kimsenin yarın sarayda mı ağırlanacağını yoksa hapislerde mi sürüneceğini bilememesi demektir. İhanet, espiyonaj ve siyasi kumpaslarla beslenen korku, bir yılan gibi kendi kuyruğunu yutar.

320 s.İstanbul 2016

hifzi.jpg

Hıfzı Topuz
ATATÜRK SESLENİYOR
Remzi Kitabevi

Hıfzı Topuz, kendi anılarının eşliğinde Atatürk'le ilgili özel sohbet ve tanıklıklardan seçtiği parçalarla yaşayan Atatürk'ü bir kez daha tanıtıyor bize.

Atatürk eğlenmeyi, dans etmeyi, şarkı ve türkü söylemeyi, doğayı, hayvanları seven, alçakgönüllü, bir o kadar da duygusal bir kişiydi. Olur olmaz yapılı insanlarla güreş tutmaya kalkar, yüzer, kürek çeker, satranç ve bilardo oynardı. Düşman başkomutanını, "Üzülme, Napolyon da savaş kaybetti," diyerek teselli etmeye çalışmış; Yunan bayrağını yere serenleri ve esirlere kötü davrananları azarlamıştı. 

Diktatörlerden ve dalkavuklardan hiç hoşlanmazdı. Osmanlılığa hiç özenmedi. Mutlu geleceği hep aydınlıklarda aradı. Bir yurttaş gibi halkın arasına karışmanın özlemi içindeydi. 

272 s. İstanbul 2016

İlgili Haberler

ABC Kitap

ABC Kitap - Haftanın Kitabı | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Editörün Seçtikleri | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Yeni Çıkanlar | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Haftanın Kitabı | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Yeni Çıkanlar | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Haftanın Kitabı | 30 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 30 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Yeni Çıkanlar | 30 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Haftanın Kitabı / 23 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Editörün Seçtikleri / 23 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Yeni Çıkanlar / 23 Temmuz 2018