darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

Kriz kapıda: Vatandaşı işsizlik ve aşsızlık bekliyor!

AKP'liler arasında 'havlama' polemiği

ABD Büyükelçiliğine saldıranların fotoğrafları ortaya çıktı

HDP'de dikkat çeken istifa: Parti içinde oligarşik bir yapı oluştu

'Ankesörlü telefon' operasyonlarına ilişkin dikkat çeken yazı: Diğer ucunda kim var?

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 29 Ağustos 2016

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

'Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha ghatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Ülkemizin sürüklenmeye çalışıldığı karanlığa karşı en etkili direniş alanlarından birinin 'okumak' olduğunu düşünüyor ve sizlere daha aydınlık günlerde daha çok kitaplı gelecek günler diliyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

kendi-agzindan659ecc1b8917c8e47264062522222fcc.jpg

Leonard Cohen, Jacques Vassal
KENDİ AĞZINDAN
Butik Yayınları

"Tüm dünya Berlin Duvarı'nın yıkılışını kutluyordu, ben de kutluyordum. Ama bir yandan da olup bitenin bir güç değişimi olduğunu görebiliyordum, kurulu düzen yerle bir oluyordu ve bu kıyım getirecekti; büyük ölçekli kıyımlar."

Leonard Cohen sadece büyük bir sanatçı değildir, aynı zamanda evrensel bir bilinçtir de. Sağduyuludur, hayallerini yitirmemiştir, çok kaygılı, ama bir o kadar da cömerttir. "İnsanlığın kardeşliğini" her şeyden fazla önemser ve herkesi "kırık bir kalple yaşamaya" davet eder.

Jean-Dominique Brierre ve Jacques Vassal, kariyeri boyunca sık sık Leonard Cohen ile buluşmuşlar, onu izlemişlerdir, sonunda onu daha yakından keşfetmeye karar verirler: Tüm eserini; şarkılarını, şiirlerini, romanlarını mercek altına yatıracak ve kamuya, dinleyicilerine, okurlarına söylediklerini kapsayacak bir çalışma yaparlar. Böylece onun yoksunluklardan, arzulardan ve özlemlerden, çaresi olmayan kayıplardan, aydınlanma sıçrayışlarından, kendi içine kapandığı dönemlerinden ve aşkı kavrayıp anlatışından oluşan karmaşık kişiliğini gözlerimizin önüne sererler.

Babasının ölümüyle yaralanmış küçük çocuktan kendini başkalarının yerine koymasını öğrenmiş "yaşlı bilge"ye, Dance Me To The End Of Love, Suzanne ve The Future şarkılarının yazarının tüm yönlerini bu kitapta görebilirsiniz.

Bu eserin tamamında Cohen'in sesini dinleriz. Bu, First We Take Manhattan şarkısında olduğu gibi, "göklerden gelen bir işaretin rehberlik ettiği" sestir.

"Mevcut tek zafer, kalbin intikama, umutsuzluğa ve nefrete karşı kazandığı zaferdir."

336 s. İstanbul 2016

dublinesk34ee606b68fcb8a9be582a9f76a3257d.jpg

Enriques Vila Matas
DUBLINESK
İthaki Yayınları

Nitelikli yazarların, yayıncıların ve iyi okurların karşılaştıkları zorluklar ile iyi edebiyatın gücünü yitirdiği bir toplumda hayatta kalma mücadeleleri Dublinesk'te buluşuyor.

Dublinesk, emekli olmuş ünlü bir edebiyat yayıncısının rüyasıyla başlar: Daha önce hiç ziyaret etmediği bir şehir olan Dublin'dedir ve hava, tutku hatta umutsuzlukla ağırlaşmıştır…

Uyandığında bu rüya onun için bir takıntı haline gelir ve yayıncılığını yaptığı üç yazarla birlikte James Joyce'un Ulysses'inde Paddy Dignam'ın gömüldüğü mezarlığa gidip orada "Gutenberg Çağı" için bir cenaze töreni düzenler. Fakat bu sırada Samuel Beckett'a tıpatıp benzeyen gizemli bir adamın onu takip ettiğini fark eder...

Eşsiz edebiyat yolculuğu işte böyle başlar.

Enrique Vila-Matas, kimi eleştirmenlere göre en iyi yapıtı olan bu dokunaklı romanda, Joyce ile Beckett'ın dünyalarının birleştiği sınırlarda dolaşıyor. Bu benzersiz kitap Vila-Matas'ın naif üslubuyla benzersiz bir okuma vadediyor.

280 s. İstanbul 2016

son-patron118ce23df4c1c7b26efc9c6b091f26c8.jpg

Francis Scott Key Fitzgerald
SON PATRON
Can Yayınları

"Stahr'la Kathleen'in bakışları buluştu, kenetlendi. Bir an, daha sonra hiç kimsenin cesaret edemediği bir biçimde seviştiler. Bakışmaları bir kucaklaşmadan daha yavaş, bir seslenişten daha acildi."

1930'larda altın çağını yaşayan Hollywood'da geçen Son Patron, F. Scott Fitzgerald'ın son romanı. "Filmleri tiyatronun çapının ve gücünün çok ötesine" taşıyan dâhi yapımcı Monroe Stahr'ın ümitsiz aşk hikâyesini konu alan kitap, sinema dünyasının şaşaasının ardındaki gerçeklere, güç oyunlarına ve hayal kırıklıklarına ışık tutuyor. 

Fitzgerald romanını tamamlayamamış olsa da ince gözlemleri ve çok yönlü karakterleri, kendisini 20.yüzyılın en büyük edebiyatçılarından yapan ustalığını yansıtıyor. Yazar, Stahr'ın karakterinde, tüm yaraları ve burukluğuyla yeni bir Gatsby yaratıyor. Amerikan rüyasına erişenlerin trajedisini, konuyla örtüşen çarpıcı bir üslupla ele alan Son Patron, büyük bir romancının ardında bıraktığı son hazine. 

192 s. İstanbul 2016


tanidiklarim13b0e9dcf381004aa45050135d6ed33c.jpg

Müjdat Gezen
TANIDIKLARIM
Ka Kitap

Bu kitap satmaz. Çünkü benim hafızam kötüleri silip unutuyor. İnsanoğlu da zaten iyi şeyleri pek merak etmez...

Yaşamım boyunca insan biriktirdim. Bu beni mutlu etti. Tavsiye ederim. İnsan biriktirin. Lazım olur diye değil, iyi geldiği için, iyi geliyor… İyi bir şey yani. "İnsan biriktirdim" sözünü ilk kullanan kişi olarak, bu sözün sonradan kabul görmesi beni mutlu etmişti. Ama içi boş olursa pek kıymeti harbiyesi olmaz… Biriktirdiğin insanlar gerçek olacak. Onları için rahat bir şekilde bir kitapta anabileceksin. İnsanın yüzüne, gün gelir şak diye vururlar: "Bu mu senin biriktirdiğin insan?" diye. Dikkatli olacaksın… Benim bu konuda bir avantajım var. Ne yaptıysam arkasında durdum. O iş günahıyla sevabıyla benim oldu. Hatalıysam dahi sahip çıktım. Çünkü benden kaynaklanıyordu.

Eskiden "Neye benzer" ve "Yirmibir soruda bil" oyunları oynardık. Sembollerle birini bilirsin ya da yirmibir soruda sadece "Evet", "Hayır" yanıtlarıyla tutulan ünlü kişiyi bulursun. Ben de bu oyunlardan yola çıkarak size minik sembollerle tanıdığım kişileri anlatmaya çalıştım. Eğlenceli bir kitap olduğunu umuyorum. 
-Müjdat Gezen-

114 s. İstanbul 2016

mezeci-ciragi3b44664ee8fb1d05cec24e2d7cfaa8cd.jpg

Özkan İmran
MEZECİ ÇIRAĞI
Alakarga

Özkan İrman, Mezeci Çırağı adlı kitabında, 70'li yılların Bursa'sına götürüyor bizi. O yılların Bursa'sında Pirinç Hanı, ilin en gözde hanlarından biridir. Bir yanda demirciler demir döver, bir yanda dericiler çalışır, ustalar, çıraklar, kendilerine özgü han dünyasında yaşayıp giderler. Yazarın anılarına dayanan bu anlatı, o yıllarda Pirinç Hanı'nda, babasının yanında "mezeci çıraklığı" yapan bir çocuğun gözünden anlatılır. Birbirinden renkli karakterlerin, dostluğun, dayanışmanın, aşk acılarının yaşandığı, insanlığın bambaşka bir insanlık olduğu 70'li yılların bu sıcak fotoğrafını çok seveceksiniz. 

Mezeci Çırağı'nın filme alındığını ve yakında gösterime gireceğini de duyurmuş olalım...

87 s. İstanbul 2016

 

arakcibfcee9591dbafef56e6e1beb3f598cf1.jpg

Michael Cho
ARAKÇI
Karakarga Yayınları

Bir zamanlar Corrina Park'ın büyük planları vardı. Üniversitede İngiliz Dili ve Edebiyatı okuduğu için bir gün çok popüler bir roman yazıp, bir yazar gibi yaşama hayalleri kuruyordu. Ama son beş senedir aynı reklam ajansında çalışıyor ve yazdığı tek şey reklam metinleri. Corrina, hayatında daha fazla bir şeyler olması gerektiğini biliyordu. Ama o da, kendi kuşağındaki herkesin sorduğu o meşhur soruyu soruyordu: Onları nerede bulacaktı?

Karşınızda, genç bir kadının büyük bir şehirde mutlu olma ve kendi kendine yetebilme çabalarını anlatan harika bir kitap var ve bu kitap aynı zamanda, yazar/çizerin ilk grafik romanı.

96 s. İstanbul 2016
 

krizden-sonra98ab0a5072784656dba68a0c591d9509-003.jpg

Alain Touraine
KRİZDEN SONRA
Yapı Kredi Yayınları

'Elbette ki kriz yeni bir toplum türü doğurmaz ama eski türü yıkmaya yardım eder; ayrıca yeni bir toplum türünün oluşmasını engelleyebilir ya da zor bir geçiş dönemi boyunca otoriter aktörlerin müdahalesini destekleyebilir. Bu tür büyük değişiklikler kısa vadede de uzun vadede de birtakım aktörlerin gerçek anlamda yok olmasına yol açabilir. Avrupa'da sendikaların ve sol partilerin durumu incelendiğinde elde edilen izlenim budur; sendikalar ve 'sol' öylesine açık bir biçimde güçsüzleşmiştir ki, seçmenler solu sağdan ayıran şeyi bilmez duruma gelmiştir. Böylece öngörülmeyen ama belki de krizden acı çekmiş herkesin el vereceği bir şiddet hareketinin doğuşunu duyuran toplumsal bir sessizlik oluşur. Bu krizin yol açabileceği ilk gelecek türü işte budur.'

Çağımızın yaşayan en önemli toplumbilimcilerinden Alain Touraine, Krizden Sonra'da ekonomik kriz olgusunu ters yüz ederek insan haklarını merkeze alan yeni bir toplumun doğuşu ile toplumların sonu düşüncesi arasında mekik dokuyor.

152 s. İstanbul 2016

 

aslolan581e56e7a71143474dbc2c649c67106e.jpg

Iris Hanika
ASLOLAN
Tekin Yayınevi

Şair der ki, insan en çok ölüleri yürekten severmiş, aceleyle ve bütün samimiyetiyle, çünkü onlar, ölüler, kendilerini savunamazlarmış.

İnsanın yazgısı ulusunun yazgısına, hafızası ulusunun hafızasına, duyguları ulusunun duygularına benzer. Aslolan'ın başkahramanı Hans Frambach bir halkın tarihinin, umutlarının ve onurunun üzerinden geçmiş bir soykırımdan bütün dünyaya kalan acıyı yükleniyor. Sürekli olarak Nazilerin hâkim olduğu günleri hatırlayan, o dönemi hiç bilmeyen insanlarla yaşayan ve bu uyumsuzluk yüzünden zaman zaman kendi içine hapsolan Hans ile aşkı ve mutluluğu yakalayamadığını düşünen Graziela'nın dostluğunun ve yalnızlığının hikâyesi var Aslolan'da.

Iris Hanika bir yandan soykırım anmalarının giderek ticarileşmesini ve filmlerle, kitaplarla, şarkılarla, oyunlarla beslenen eğlence sektörünün ayrılmaz parçası haline gelmesini ince ince eleştirirken, öte yandan kitlesel ölümlerden kalan hayaletlerin toplumun içine sızıp kişilerin ruh haline sinmesini kara bir lirizmle anlatıyor. 

Aslolan'la 2010 yılında Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü'nü alan Iris Hanika sorduğu sorularla soykırımı anlatan eserler arasında klişeden uzak, özel bir yere oturuyor: Hans ve Graziela'nın içindeki bu mutsuzluğun ve kasvetin sebebi ülkelerinin kötü geçmişi midir gerçekten? Peki, katillere kahrederek, ölülerin yasını tutup artık aramızda olmayanları sevgiye boğarak, kendi ölümümüzü ve sevgisizliğimizi gizleyebilir miyiz?

160 s. İstanbul 2016
 

gobekli-tepec8aaa0674fd89e5e1afdc88b672e0855.jpg

Karl W. Luckert
GÖBEKLİ TEPE
Alfa Yayıncılık

Karl W. Luckert sadece Göbeklitepe'nin sembollerinin ne anlama geldiklerini, mimari yapıyı anlatmıyor; neolitik çağ insanının araç ve gereçlerini, yaşam eğilimlerini, gizemlerini, din anlayışlarını, avcı toplumunun davranış biçimlerini irdeleyerek bir insanlık tarihi çalışması sunuyor. 

Göbekli Tepe kazıları bugüne dek bilinmeyen "neolitik devrim"in dinsel yapısını ortaya çıkardı. Bu kült neredeyse 12.000 yıl önce Bereketli Hilal'in, yani Mezopotamya'nın kuzeyinde, avcı-şamanlar, çakmaktaşı madencileri ve silah-yapıcıların rahiplerince kurulmuştur. Silah yapımındaki bu ilerleme sayesinde geçici bir süreliğine de olsa yiyecek bollaştı, avcı sayısı arttı ve av hayvanları sayısı da azaldı. Hayvan sayısındaki bu azalmanın önüne geçmek için hayatın yeniden üretiminde uzmanlaşmış bir rahip kültü gelişti. Bu rahip sınıfının bitkiler ve hayvanlar üzerinde kontrol kurulabileceği yönündeki akıl yürütmesi sonucunda evcilleştirme çok teşvik edildi; bunun sonucunda oluşan "aşırı-evcilleştirme" durumu da uygarlığımızın ilk basamağını oluşturdu.

420 s. İstanbul 2016

 

homeros-ilyada-ve-troyaa14bb1dbafc70cc5e29fb205b6c8fc5c.jpg

Rüstem Aslan
HOMEROS İLYADA VE TROYA-SORULARLA ALTERNATİF GEZİ REHBERİ
E Yayınları

Binyıllardır imparatorluklar doğarlar, gelişirler ve çökerler. Çoğu zaman imparatorluklardan ve savaşlardan geriye kentler ve destanları kalır. Kültür tarihinin en önemli kentlerinden birisi olan Troya da böylesi bir kenttir. Günümüzden yaklaşık 2800 yıl önce yaşadığı kabul edilen ozan Homeros'un İlyada ve Odysseia destanları, uğruna Troya Savaşı'nın yapıldığı kentin trajik öyküsünü anlatır. Ancak acaba Homeros'un destanlarının tarihsel gerçeklerle bir ilişkisi var mı? Troya Savaşı diye bir savaş gerçekten yapıldı mı? Troya diye bir kent var mı? 

Arkeolojinin 'kader tepesi' Troya'da yapılan kazılar bizlere pek çok tarihsel olayla ilgili veriler sunar. Ancak bu ve benzeri soruların cevabını kesin olarak verebilir mi? 

Homeros, İlyada ve Troya ile pek çok sorunun cevabını bu eserde bulacaksınız.

272 s. İstanbul 2016

 

babaya-mektup4ee72f510b9ba3f755ab62a9bdd75789.jpg

Franz Kafka
BABAYA MEKTUP
İŞ Bankası Kültür Yayınları

Kafka'nın babası Hermann Kafka'ya Kasım 1919'da yazdığı bu mektup, alıcısına hiçbir zaman ulaşmadı. Yazarın yapıtlarına ve esin dolu dünyasına adım atmak için mükemmel bir giriş metni olan mektup, aynı zamanda 20. yüzyıl edebiyat tarihinin büyük itiraflarından biri sayılabilir.

Kafka, suçlayıcı bir tonla hafif bir ironinin birbirine karıştığı mektubunda, babası tarafından kabul görme talebini dillendirir. Aslında babasıyla arasındaki yabancılaşma ve iletişimsizliği, yapıtlarının çoğunda kendine mesele edindiği daha geniş kapsamlı varoluşsal bir açmazın parçası olarak görüyordu. Yazar evliliğe ve yetişkin bir erkek olmaya hazırlanan Georg Bendemann adlı karakterinin babası tarafından ölüme mahkûm edildiği Yargı adlı öyküsünde olduğu gibi, evlenememesinden ve yetişkin olamamasından babasını sorumlu tutuyordu.

Başarılı bir işadamı olan Hermann Kafka'nın oğluyla ilişkisinde, işlerini devam ettirecek tek erkek evladına yönelik geleneksel beklentisi belirleyici olmuştu. Bu, yeni oluşmuş ataerkil Yahudi orta sınıfının yaşadığı tipik baba-oğul çatışmasının yaygın bir örneğiydi aslında.

72 s. İstanbul 2016

 

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

mavi-gozlu-dev26db9b9e63134ca394c9a4c73fe6a0f9.jpg

Zekeriya Sertel
MAVİ GÖZLÜ DEV
Can Yayınları

Zekeriya Sertel'in, Nâzım Hikmet'in yaşamına ilk tanıklığı, şairin devrim Moskova'sında geçen üniversite yıllarından sonra Türkiye'ye döndüğünde ilk işi olan Resimli Ay dergisinde düzeltmen olarak çalışmasıyla başlayıp ülkeden kaçacağı son âna kadar sürer. Elinizdeki kitap, Sertel'in aşağıdaki satırlarıyla bitiyor:

Memleketi terk edeceğinden bir gün önce Kadıköy'de Mühürdar Gazinosu'nda görüştük.Karısı ve çocuğuyla son defa olarak buraya gelmişti.Orada beraber son bir resim çektirdik.Kendisine hayırlı ve başarılı yolculuk diledik ve ayrıldık.

Ne bir sürat teknesiyle Karadeniz'den sağ çıkıp çıkmayacağını bilemeden meçhul bir yolculuğa çıkan Nâzım Hikmet ne de beride kalan Zekeriya Sertel, yıllarını Sovyetler'de ve Dünya Barış Konseyi adına çıktıkları yolculuklarda birlikte geçireceklerini bilebilirdi." 
-Gündüz Vassaf-

304 s. İstanbul 2016
 

bellegin-pesindebe9aa83b2d6c78b66e5d1e4763f232a8.jpg

Eric R. Kandel
BELLEĞİN PEŞİNDE-YENİ BİR ZİHİN BİLİMİNİN  DOĞUŞU
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi

Zihin dünyamızı bir bütün kılan, belleğimizdir. Bizi biz yapan, öğrendiklerimiz ve hatırladıklarımızdır. Beyin anıları nasıl yaratır? Nobel ödüllü bilimci Eric R. Kandel Belleğin Peşinde'de, zihin biliminin tarihi ile belleği anlama konusundaki bireysel merakının öyküsünü birleştiriyor. Bilişsel psikoloji, sinirbilimi ve moleküler biyolojiyi bir araya getiren zihin bilimi, farklı ülkelerden bilimcilerin sordukları sorular ve attıkları adımlarla şekillenmiş yeni ve güçlü bir bilim dalı.

Belleğin beyindeki nöron devrelerine nasıl işlendiğini ortaya koyarak zihin bilimi alanında çığır açan Kandel, çalışmalarına ilham veren ve onu yönlendiren bilim insanlarının çalışmalarını anlatısına katarak, 20. yüzyılın zihin araştırmalarının geniş bir özetini de sunuyor. 

Anılar ile tarihi, modern biyoloji ile davranış araştırmalarını sürükleyici bir anlatımla işleyen Belleğin Peşinde, Kandel'in Nazi işgali altındaki Viyana'da geçen çocukluk günlerinden başlayıp, 20. yüzyılın önde gelen bilimcileriyle birlikte başardığı keşiflere yol alıyor. Kandel hem bireysel hem de bilimsel hayatında belleğin izinden giderken, okuru da bilimin renkli ve sürprizli dünyasıyla buluşturuyor. 

589 s. İstanbul 2016

 

kedi-ve-fare568845e2c9330240421da1c27a5aa25b.jpg

Günter Grass
KEDİ VE FARE
Kırmızı Kedi Yayınları

Alman edebiyatının en önemli yazarlarından Nobel Ödüllü Günter Grass, Kedi ve Fare'de çocukluğunu geçirdiği Danzig'e götürüyor bizi. 

Avrupa, İkinci Dünya Savaşı'nın karanlığına gömülürken, ergenliklerini yaşayan bir grup genç, günlerini Danzig Limanı'nda avarelik ederek geçirmektedir. Ancak savaşın şiddeti yayıldıkça, gençlerin yazgısı da tarihin bu dehşet verici döneminin koşullarıyla kesişecektir. 

Faresi, yani fazla çıkık âdemelması yüzünden alay konusu olan 14 yaşındaki Mahlke'nin, Nazi Ordusu'nda gösterdiği başarılarla ulusal bir kahramana dönüşümünün öyküsü, yazarın her zamanki grotesk diliyle görkemli bir başyapıt olarak karşımıza çıkıyor. 

15 yaşında Hitler Gençliği'ne, 17 yaşında Nazi Ordusu'na katılan ya da katılmak zorunda kalan Günter Grass'ın geçmişinin gölgesi hem romanın anlatıcısı Pilenz'de hem de Mahlke'de somutlaşıyor. Savaş zamanında insanların kime ve neye dönüşmek zorunda kaldığı, toplumla birey arasındaki kedi-fare oyunuyla, edebiyat tarihinin bu en unutulmaz metaforlarından biri aracılığıyla sorgulanıyor. 

168 s. İstanbul 2016

unnamed-040.jpg

İlgili Haberler

ABC Kitap

ABC Kitap / Yeni Çıkanlar / 20 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 20 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap / Haftanın Kitabı / 20 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap / Haftanın çok satan kitapları / 20 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Haftanın Kitabı | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Editörün Seçtikleri | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap - Yeni Çıkanlar | 14 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Haftanın Kitabı | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Yeni Çıkanlar | 6 Ağustos 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Haftanın Kitabı | 30 Temmuz 2018

ABC Kitap

ABC Kitap | Editörün Seçtikleri | 30 Temmuz 2018