unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Alev Doğan

Sivasın utancını Şeyh Said ile mi sileceğiz?

03.07.2017 13:42

Sivas Katliamının hemen ardından, hafızam beni yanıltmıyor ise 8 Temmuz 1993de, çağımızın Homerosu olarak adlandırılan Yaşar Kemalin yaptığı konuşmadan kimi dersler çıkartmak gerekiyor, gerekiyormuş yani…Diyor ki o konuşmada Yaşar Kemal;  Hepimize yazık oldu ama en çok Türkiyeye yazık oldu. İnsanlığın karşısına çıkıp ne diyeceğiz, bugün ne söyleyeceğiz. Utançtan başka neyimiz kaldı elimizde. 35 tane aydınını yakan bir ülkeden hayır beklenir mi…Ama Türkiyenin alnındaki bu kara lekeyi yine biz sileceğiz. Kara lekeyi Türkiyenin alnından sileceğiz, alnından sileceğiz, alnından sileceğiz

Peki bu kara leke, Şeyh Said ile mi silinecek?

Bugün tartışmamız gereken budur…

Ama önce ufak bir şerh;Kürt siyasi hareketine yöneltilen her eleştiri bugün şu cümle ile savuşturuluyor; Söz konusu Kürtler olunca hemen düşmanlaşıyorsunuz

Eskiden ulusalcı olarak itham edilirdik şimdi Kürt düşmanı olarak…

Bakın bu kavga ilerici Türkler ve ilerici Kürtlerin, gerici Türkler ve gerici Kürtlere karşı verdiği bir kavgadır. Yani İskilipli Atıfın gerici bir işbirlikçi olduğunu söylerken nasıl Türk düşmanı olmuyorsak, Şeyh Said için de aynı şeyi söylerken Kürt düşmanı olmuyoruz.

Ama nedense meselenin özüne ilişkin daha cümle kuramadan, Kürt düşmanı olmadığımıza ikna etmeye çalışıyoruz birilerini.

Ne münasebet efendim, sosyalistlerin kendini bu gibi konularda açıklamaya mecbur bırakılması utançtır.

Biz bu utancı taşımayacağız.

O yüzden dün HDPnin Osman Baydemir aracılığı ile yaptığı Sivas anmasına ilişkin söyleyecek sözümüz var. 35 insanın gericiler eli ile diri diri yakıldığı bir günü, gerici bir işbirlikçi olan Şeyh Said ile anamazsınız. 

Eğer anarsanız, Sivas gibi daha onlarca katliama kapı aralarsınız.

Eğer anarsanız, bu ülkeyi gericilerin eline teslim ederseniz.

Eğer anarsanız, töre cinayetlerinde daha çok kadının ölmesine göz yumarsınız.

Eğer anarsanız, kız çocuklarının çocuk yaşta evlendirilmesine razı olursunuz.

Şaka falan değil, ülkemizin geleceğini ilgilendiren son derece kritik bir meseleden bahsediyoruz. Bu ülkede tarikat yurtlarında erkek çocuklarına tecavüz ediliyorsa, insanlar oruç tutmadığı için öldürülüyorsa, eli kanlı cihatçı çeteler bombalı eylemlerle yurttaşlarımızı yüzer yüzer katlediyorsa, IŞİDin harekete geçmeyi bekleyen yüzlerce uyuyan hücresi varsa, Diyanet baba öz kızına şehvet duyabilir diye sapkınca fetvalar veriyorsa, taciz-tecavüz kronik hale gelmişse, laiklik anayasadan çıkartılıyorsa, ez cümle Türkiye freni boşalmış araba gibi uçurumun kenarına sürükleniyorsa, insanlığın yakıldığı o günü Şeyh Said ile anamazsınız!

Kimdir peki bu Şeyh Said? Torunu olmakla bu kadar övünülecek ne yapmıştır? Ya daTürkiye neden Şeyh Saidden özür dilemek zorundadır?

Şeyh Said, adlı adınca söylemekten çekinmeyelim; Cumhuriyet düşmanı bir İngiliz işbirlikçisidir. Bugün onun neden asıldığını anlamak için Türkiyenin dört bir yanına yuvalanan tarikatlere, Suriyeyi parçalamaya çalışan emperyalizmin taşeronu selefi yapılanmalara bakmak yeterlidir. Şeyh Saidin bu ülkeye olduğu kadar, bu ülkenin kurucu unsuru olan Kürtlere de büyük zararı dokunmuştur. Şeyh Saidin uğruna ayaklandığı şey,  hacıların hocaların önderliğinde; kafa kesen, kadınları recm eden, kız çocuklarını yaşlı hacı ve hocalara peydahlayan bir toplum arzusudur.

Tam da bu nedenlerle; Yaşar Kemalin işaret ettiği, Türkiyenin alnındaki kara lekeyi silecek olanlar, bu ülkenin, Türkü ile, Kürdü ile, Lazı ile, Çerkesi ile, Arapı ile ilericileridir. Şeyh Said ya da İskilipli Atıf gibi gerici, işbirlikçi şarlatanlar değil.

 

Eğitim