Çok Okunanlar

Muharrem İnce: Kılıçdaroğlu'nun o teklifine 'Evet' demeyeceğim

Atatürk'ün annesine hakaret etmişti... Nişanyan, gerici meczuplarla yarışıyor

'Eurovision'a neden katılmıyoruz?' sorusuna hükümetten yanıt

Mansur Yavaş'tan AKP'den aday olacak iddialarına yanıt

CHP ile HDP'nin ortak adayı olacağı iddia edilen Celal Doğan'dan açıklama

Yeni Şafak yazarı Trump'ı destekleyen AKP'lileri uyardı: Fazla heyecan yapmamak gerek

AKP yandaşları ve havuz medyası, Donald Trump'ın ABD Başkanı seçilmesini büyük bir coşkuyla karşıladı. Obama yönetiminin son döneminde Erdoğan ve AKP iktidarı ile yaşadığı sorunlar ve Suriye'de Esad'ı devirme' projesinden vazgeçmesi nedeniyle Demokrat Parti yönetimine bilenen yandaşların Trump hayranlığı karşısında Yeni Şafak yazarı Özlem Albayrak'tan 'Fazla heyecan yapmayın' uyarısı geldi.

"Obama, 2009 yılında iktidarı kazandığında da mutluluktan havalara uçan vatandaşlarımızın kurban üstüne kurban kestiği unutulmamalı. Sonrasında, asıl kurbanları meğer Suriye'de vereceğimizi, neden sonra anladığımız da… diyen Albayrak, AKP'lilerin Trump'ı destekleme gerekçelerinin gerçekçi olmadığını vurguladığı yazısında "aşırı güvenin tedbirsizlik anlamına geldiğini" vurguladı.

İşte yandaş yazarın yandaşlara yaptığı Trump uyarısı:

Trump’ı neden savunuyoruz?

Amerika Birleşik Devletleri'nde Trump'a yönelik protesto gösterileri, Trump göreve başladıktan günler sonra bile hala sürüyor. Amerikan tarihinde görülmemiş bu dalgalanmayı “Trump'la Çizilen Amerikan Karizması' başlıklı yazımda değerlendirmiştim.

Evet, hem Amerika'nın siyasi tarihinde Cumhuriyetçiler'i bile yer yer kışkırtacak denli başına buyruk bir siyasinin iktidara yürümesi; hem de aynı Amerika'nın sosyolojisinde seçilmiş bir politik figüre karşı geniş çaplı protesto hareketlerinin ortaya çıkması bir ilkti. Dünyanın genellikle demokrasisinin pek gelişmediği düşünülen ülkelerinde/bölgelerinde görülebilecek bu manzaralar, ilk kez Amerika'da görülüyordu. Eğer böyle bir kavram kullanılabilirse, buna Amerikan demokrasinin Ortadoğululaşması denebilirdi…

Ancak bu durum, Türkiye'de Trump ile ilgili yapılan değerlendirmelerde de birtakım aşırı yorumlara, sağlam temeli olmayan ideoloijk analizlere neden oldu, olmaya da devam ediyor. Sözgelimi, Trump daha Cumhuriyetçilerin adayıyken ve şimdi Müslüman dünyanın endişeyle takip ettiği tüm fikirleri o zaman da açık açık dillendiriyorken, Türk medyasının bir kısmında anlaşılması güç bir Trump destekçiliği, hatta hayranlığı hasıl oldu, bu destek halihazırda sürüyor. Sadece bununla da kalınmadı, Trump'ın yerleşik düzenle ettiği kavga, medyayla arasının hiç bir zaman iyi olmaması, O'nun Türkiye'de bazıları tarafından Erdoğan'la özdeşleştirilmesine dayanak kılındı…

Oysa Erdoğan'ın hikayesiyle Trump'ınki hiç hem de hiç benzemiyor. Evet, Erdoğan da müesses nizamı karşısına aldı, ama O'nun verdiği ayrımcılıklara, ideolojik haksızlıklara, ırkçılığa karşı haklı ve ahlaki bir mücadeleydi. Trump ise, göçmenlere, Müslüman azınlığa karşı uygulamayı vaat ettiği ayrımcılık söylemiyle iktidara yürüdü.

Dolayısıyla düz akılla yapılan bir değerlendirmeyle Erdoğan ve Trump'ın iktidar hikayesi benzeşiyor gibi gözükebilir; ama Erdoğan Suriye'de ölümden kaçan milyonlarca mülteciye Türkiye'nin kapılarını süresiz biçimde ardına kadar açarken; Trump Meksika sınırına duvar örmekten, Kudüs'ü İsrail'in başkenti yapmaktan, Müslüman ülkelere vize uygulamasını kısıtlamaktan sözediyordu. Sadece sözetmekle de kalmadı üstelik, bugünlerde bu fikirleri gayet cesur biçimde uygulamaya da geçiriyor.

Daha şimdiden, “terörist yetiştirdiği ya da teröristlere liman görevi' gördüğünden şüphelenilen ülkelerden Amerika'ya göçmen alımının geçici olarak durdurulacağı açıklandı bile. Trump'ın danışmanlarından Flynn'in “Müslümanlardan korkmak gerçekçi' lafından tutun, göçmenlerin ülkeye kabulünden önce “ideolojik teste' tabi tutulacağı ifadelerine dek, onlarca rahatsız edici cümle medyaya yansıdı çoktan.

Suriye, Irak, İran, Libya, Somali, Sudan ve Yemen'in vatandaşlarına verilen vizelerin askıya alınacağı şeklindeki gelişme de kongre danışmanlarına dayandırılarak verilen haberlerdendi. Tarafların masaya oturmasıyla –umuyoruz ki- çözülmesine az bir zaman kalmış Suriye meselesinde, çoktan unutulmuş “güvenli bölge' fikrini ortaya atarak, ABD olarak tekrar “aktör'lüğe soyunacaklarının işaretlerini veren de aynı Trump. Bu “aktörlük' iddiasının içeriği ve kime ne kadar zarar verebileceği konusunda ise, henüz hiç kimsenin bir fikrinin olduğunu sanmıyorum. Nitekim, sözkonusu haberlere karşı Kremlin, “Güvenli bölge konusunda Amerikalıların kendilerine danışmadığı ve bunun bir egemen karar olduğu' yorumunu yaptı. Umudumuz Suriye'nin bir kez daha bir “filler-çimen' arenasına dönüşmemesinden yana…

Sonuç itibariyle, Trump ile Erdoğan'ın kaderini sırf establishmnetle çatıştıkları argümanı üzerinden eşitleyenler dahil, Amerika'nın “hızlı ve öfkeli' yeni Başkanı'nın şu an Türkiye açısından tamamen bir bilinmez olduğunu ve fazla heyecan yapmamak, biraz sakin olmak gerektiğini görmeli. Obama, 2009 yılında iktidarı kazandığında da mutluluktan havalara uçan vatandaşlarımızın kurban üstüne kurban kestiği unutulmamalı. Sonrasında, asıl kurbanları meğer Suriye'de vereceğimizi, neden sonra anladığımız da…

Aşırı güvenin tedbirsizlik anlamına geldiği her durum için geçerli bu.

İlgili Haberler

Güncel

İstanbul Havalimanı akan çatısıyla gündemde...

Güncel

Karda mahsur kalan 15 kişi kurtarıldı

Güncel

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nde çekici eylemi

Güncel

Anadolu Otoyolu Kaynaşlı-Abant kavşakları ulaşıma kapatıldı

Güncel

Kavala operasyonu kapsamında gözaltına alınanlardan 8'i serbest

Güncel

Gezi Parkı'nda 'Piyano çalan adam' lakaplı Alman müzisyen anlattı: İddiaların tümü saçmalık

Güncel

KESK'ten 'yoksulluk' mitingi

Güncel

Tepki çeken Atatürk heykelini savundu

Güncel

THY uçağında 'TNT' şakası

Güncel

Ekmeğin içinden çıktı! Vatandaş şikayetçi oldu

Güncel

Yarım litre zeytinyağı 30 bin liraya satıldı

Güncel

Emniyet müdürünün kızına ceza yazan polise ödül