darbeicindedarbegif.gif

Çok Okunanlar

'Başkanlık Sistemi sona erdi'

'Piyasalara saldırının en büyüğü geliyor'

Tıp uzmanı, bahçesinde yaşadığı hastanenin bankında ölü bulundu

Gerici kustu: TL'den Mustafa Kemal'in resmini kaldırıp yerine Şeyh Said'i koyalım

Abdulkadir Selvi'den Brunson iddiası

Yeni Türkiye Masalı

Prof.Dr. Coşkun Özdemir

Bilimden, uygarlıktan, sanayileşmeden, sanattan yana Osmanlı’dan iyi bir miras almadığımız tartışma götürmez. Osmanlı bir din ve ümmet toplumu ve imparatorluğu idi. Ama Avrupa’nın çok yararlandığı İbni Sina, İbn-rüşt, İbn-i Haldun gibi İslam bilginlerinden uzak kaldılar.

Büyük Atatürk bir TEK ADAM olarak cumhuriyeti kurmuş ve çağdaşlık yolunda ona inananlarla birlikte birbiri ardına devrimleri gerçekleştirmiştir. İstiklal savaşımızın kahramanları, Mustafa Kemal’in silah arkadaşları cumhuriyete, saltanatın ve hilafetin kaldırılmasına destek vermediler, inancı önde tutuyorlardı. İçlerinde en dindar olarak tanıdığımız Mareşal Fevzi Çakmak köy enstitülerine karşı çıkmıştır. Atatürk Çankaya ve Dolmabahçe Sarayı’nda sofrasına güvendiği insanları davet ediyor ve orada danışman rolünü oynayacak insanlarla birlikte inkılabına hizmet edecek tartışmalı seminerler yapıyordu. Eğitim, sanat ve sanayileşme, tarih, dil öncelik verdiği alanlardı. Cumhuriyet onun önderliğinde dev adımlar attı. Yazık ki onu izleyen politikacı ve liderler onun yolunu izleyecek düzeyde aydınlanmacı değildiler. Muhafazakardılar, hayatta en hakiki (mürşit) yol göstericinin bilim olduğu bilincine sahip değillerdi. Ülke halkı da elbette onları denetleyecek niteliklere sahip olmaktan uzaktı. Din istismarını ustaca kullandılar. Türkiye’nin sağcı ve solcu gençleri iyi bir tarih bilincine sahip olmadıkları için sokaklarda birbirini öldürüyorlardı. Bu dehşet sahnelerine karşı ülkenin başbakanı “bana sağcılara suç işliyor dedirtemezsiniz' demişti. Ülkenin kaderinde rol oynayanlar en tutarlı, en sağlam, en çıkar yolun Atatürk’ün gösterdiği yol olduğunu anlayamadılar.

Emperyalizmin tuzaklarından kurtulamadık. Türkiye Atatürk’ün amaçladığı bir bilim toplumu olamadı. Halkın büyük çoğunluğu demokrasinin insan ve kadın haklarının vazgeçilmezi laikliği benimseyemedi. Cumhuriyet ve laiklik karşıtı bir parti iktidar oldu. Bu iktidarın karizmatik lideri, halkın çoğunluğunun her şeyin üstünde tuttuğu Sünni-İslam inancını iktidarı için en ustaca en iyi kullanabilecek bir insandı. Yazık ki muhalefet partileri (CHP) bu engeli aşabilecek beceri ve kapasiteye sahip olamadılar. Bu yüzden bu iktidar seçim üstüne seçim kazanıyor. Şimdi iki kutup, iki ayrı ve karşıt dünya kapışıyor ama avantaj muhafazakar ve dincilerde. “Sıra bizde istediklerimizi yapacağız, cumhuriyet parantezini kapatacağız' diyorlar. Emine Erdoğan “90 yıllık enkazı kaldırıyoruz' diyor. Düşünün bizim için bir mucize olan cumhuriyet devrimi ve kalkınması onun için bir enkazdır. Saray koltuğuna kadar yükselmiş bir tarihçi danışman “Yunan kazansaydı iyi olurdu, saltanat ve hilafet devam ederdi“ diyebiliyor 10 Kasımlarda Anıtkabir’e gideceğinize kenefe gidin diyor. Ne hazindir bu milletten belli başlı bir tepki çıkmıyor. Diyanet’in fetvaları ortaçağdan yankılar gibi. Saç baş yoldurucu. Üniversiteler sus pus. Çok sayıda hukuk fakültesi var. Ülkede yüzlerce binlerce insanın hapislerde yıllar geçirmesine yol açan hukuksuzluğa ses çıkarmıyorlar. Nasıl bir düş kırıklığıdır yaşadığımız.

Çok güçlü bir muhalefete ihtiyaç var. Sorun şurada sanırım. Türkiye’nin halk desteği ile tek hakimi gibi görünen Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyeti’nden çok farklı bir dünyası var. Onu Yeni Türkiye diye ifade ediyor. Bakınız yinelediği sözleri bunu anlatıyor “Aramıza kanı bozuk sütü bozuk insanlar katıldı. 18 milyon km karelik muhteşem bir imparatorluk yıkıldı, onun yerine 1923’de koskoca 650 yıllık çınara darbe yaptılar, küçük itibarsız bir devlet kurdular. Şunu bilin ki altı asır nasıl üç kıta yedi iklime hükmettiysek Allah’ın izniyle üç kıta yedi iklime hükmedeceğiz.'

Şimdi onun Atatürk adını anmasını samimi bulamayız. Gözüne kestirdiği Atatürk’ün kolay aşılamayacağını gördü. Yoksa Cumhuriyet için samimi inancı budur. “Şimdi artık fetih zamanıdır' diyor. Atatürk gibi onun da gençleri olacak, “dindar ve kindar gençler yetiştireceğiz.' Bu gençliğin kindarlığını nerede kullanacağı gayet açık, cumhuriyetin ve laikliğin yıkılmasında. Meclis Başkanı İsmail Kahraman aynı paralelde konuşuyor: “Biz eski ihtişama doğru ilerliyoruz evelallah. Cihat olmadıkça ilerleme olmaz.' Başkan Suriye savaşını cihat olarak görüyor ve muhteşem devleti yeniden kurmak için cihat devam edecek; “Şimdi fetih zamanı.'

AKP iktidarı gerçekçilikten bilimsellikten uzak metafizik düşünceler taşıyor. Aydınlanmaya laikliğe düşman. Fikirdaşım Erdal Atabek “AKP bugün partiden çok cemaat kimliğindedir. İktidarına semavi bir kutsallık yüklemiş, itaat ve sadakat temelli biz ve onlar ayrımcılığına dayanan cemaat kültürünü her alana hakim kılıyor' diyor.

Bakınız gerçek bir bilge kişi Doğan Kuban ne diyor: “Kurtuluş savaşı sırasında eski idarenin sürmesini isteyen vatanseverler de Osmanlı Devleti’nin yapısını hala anlamamış  ve idealize etmiş insanlardı. Onlar da bu işlerin anlamını hiç kavramamış cahil halk gibi toplumsallaşmamış bir din anlayışı içinde yaşıyorlardı. Günümüzde İslam dünyasının durumu Türkiye dahil aynıdır. Müslümanların bu davranışları İslam uygarlığının hiçbir zaman gelişmemiş bir boyutunu tanımlıyor İslam toplumsal bir din değildir. Kişisel bir dindir. İslam cemaati denilen kendisini Allah’ın iradesine teslim etmiş bir fertler topluluğudur. Müslüman toplumuna ilişkin hiçbir Kuran emri ya da hadis açıklaması yoktur. Osmanlı tarihi, kültür üretimi ile dünya uygarlık tarihinde yer almıyor. Evrensel uygarlık tarihinde Osmanlı dönemi temsilcisi yok. İstanbul’un dünyanın en güzel kenti olduğuna inanan insanlar tarihi İstanbul’u yok ettiler. İnançları değişmemiştir. Fakat İstanbul dünyaya övünülerek gösterilecek bir kent olmaktan çıktı. Çünkü çoğunluğu Anadolu’dan gelen vatandaşların İstanbul’un ne kendisinden ne de tarihinden haberleri vardı.'

Doğan Kuban büyük bir mimar İstanbul üzerinde çok çalışmaları ve yeni bir projesi var. Ama mümkün müdür ki  her olaya müdahale eden ve İstanbul’a ihanet ettik diyen cumhurbaşkanı, onu yetkin bir danışman olarak sarayına davet edip  fikir alsın. Osmanlı ve İslam dini hakkındaki bilgisinden yararlansın. Ne yazık bu ülke adeta uzaydan gelmiş ve her türlü yoksunluğumuzu keşfetmiş, çağdaşlığın bilimin yolunu göstermiş  bir dâhiden yararlanıp metafizikten çıkıp doğru  yolu akıl ve bilim yolunu bulamamış az gelişmiş, uluslararası çeşitli endekslerde en gerilerde yer alan bir toplum olarak yaşıyor. Yurtsever cumhuriyetçileri büyük kaygılar içinde yaşatıyor.

 

 

 

 

 

 

 

İlgili Haberler

ABC Kritik

Fikret Başkaya | 'Ezilen halkların aydını': Samir Amin

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof.Dr Coşkun Özdemir | Krizler kıskacındaki Türkiye

ABC Kritik

Nejla Kurul | Kötülük çoğalıyor, İyi'yi büyütmenin zamanı

ABC Kritik

ABC Kritik | İbrahim Utku Nar | CHP için başka bir yol mümkün mü?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Nejla Kurul | Güzellik Direnişte: Flormar İşçilerinin İyilik Hikâyesi

ABC Kritik

Fikret Başkaya | Ne ile cebelleştiğini bilmek!

ABC Kritik

Mustafa İlker Gürkan | CHP ve politikaları üzerine tezler

ABC Kritik

Hürriyet Yaşar | CHP'de önderlik sorunu olmak ve yapmak ayrımı -1

ABC Kritik

Prof. Dr. Nejla Kurul | Her ağaç tek başına ve ayakta mı ölür?

ABC Kritik

ABC Kritik | Prof. Dr. Coşkun Özdemir | CEHALET

ABC Kritik

ABC Kritik | Ali Şimşek | PKD: Uzaydaki Dışlanmışlara Övgü

ABC Kritik

Aziz Nesin'de vatan haini aramak