unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

Yeraltından sesler

Olmama'nın yolunu bilemiyoruz; çünkü 'muhalif taraftar grubu Çarşı' desibel rekoru kırarken, madencilerin sesini Soma'dan Soma'ya hatırlıyoruz. İçte biriken kin ve nefretten; tiksinti ve yılgınlıktan ancak ve ancak küçük burjuva radikalizmi doğar. Bu radikalizm ise merhem olmaz yaralarımıza. Panzehir bellidir: İşçi Sınıfı.

Haydar Ali Albayrak

'Dostoyevski'nin ölümsüz eseri diyerek gireceğim söze: Yeraltından Notlar. Kısa bir anlatıdır. İlk bölümünde bir ruh tasvir eder, ikinci bölümünde o ruha, olaylar aracılığıyla çerçeve çizer. Karakter ete ve kemiğe bürünür yahut tam tersi sıyrılır, silinir gider. Dostoyevski sıyıran, sıyrılan ve silinenlerin anlatıcısıdır. Toplumdan alır nefesini, ciğerlerine çekip geri iade eder. Bireyin açmazlarını, saplantı ve amaçlarını muazzam bir biçimde yorumlar.

Uzun uzadıya Dostoyevski’yi övecek değilim, ölmüş adamın ardından konuşulmaz; kaldı ki edebiyat tarihine damga vurmuş bir şahsiyet için övgüler dizmek dizenin alçak gönlüne değil alçak aklına yorulabilir. 'Alçak akıl' dedim. Alçak akıllıyız. Yeraltından Notlar'ın kahramanı da alçak akıllı ve yassı alınlı. Alnını alçak tavanlarda düzleştirmiş, kuyusunu ve uykusunu derinleştirmiş; uyuşmazlığını sorumsuzluğuna dönüştürerek 'elden ne gelir'in elini sıkmıştır ve bu anlaşma bugün hâlâ yürürlükte... Dostoyevski hâlâ çok büyük bir yazar... İnsanı çözdüğünden, psikolojisini olanca çıplaklığıyla sergilediğinden ötürü.

Kendisiyle hesabı olmak

Bu ülkeden bıktım diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor; gün geçmiyor ki bu ülkeden böğ geldi denilmesin yeni bir kişi tarafından. Yeni Türkiye'nin 'yeni' insanı bu, yenilik işte tam burada. Bıkanlar mı dersiniz, tiksinenler mi ararsınız, kelimelerin yitirdiği anlamların peşine düşenlerin ardına mı takılırsınız? 

Yalnız bu insanlar, yenilgiyi kabullenip sinmiş ve köşesine çekilmiş insanlar diye düşünüyorum, silkindiklerinde ne olacak?

Hiçbir halt olmayacak! 

Yeraltından Notlar'ın kahramanı gerçek bir yeraltı adamıdır, o sokakta ve caddede ülkeden tiksinenler kadar özgüven sarhoşu dolaşmaz; hatta onlar kadar tedirgin de değildir, hesabı çok başkadır, kendisiyledir. 

Ülkeden soğuyanların hesabı, kahvesi soğuyanların hesabı kendisiyle değil hâlbuki. Burada bir riya aramak sakıncalı görülmemeli. Ülkeden gına getirenler sahte bir telaşın koşar adımında, hiç göğüsleyemeyecekleri bir ip arayışındalar.

Bir ip nasıl göğüslenir?

Yarışmıyoruz, ne kendimizle ne bir başkasıyla, bu 'ip muhabbeti' de ne ola demeyin. İlmek boğazımızda, her koyun kendi bacağından asılıyorsa her memnuniyetsizin kemendi ayrı sıkıyor. Bu kement acısı, vuran ayakkabı sızısına benzemez, canından bezdirir insanı. Ayakları baş yapmamız icap ediyor. Yeraltından sesler'e kulak vermemiz gerekiyor.

Yeraltından sesler: Zonguldak'ta bir madende, işçiler yerin yedi kat dibinde

Bu sesleri duyamıyoruz. Yeraltından Notlar'ı okuyor, dersler çıkarıyor, belki notlar bile çıkarıp kendimizi buluyor ve görüyoruz. Yeraltından Notlar filme uyarlanıyor, tiyatrosu oynanıyor; bu karakter hiç ölmüyor. Bizimle, nefes aldığımız her yerde... Sıkıntı şu ki bu kahraman toplumdan nefes alıyor yazarı gibi. Nefesin taklidi olmaz, öykünme soluklarımız sonucunda soluyor benzimiz, sapsarı kesiliyor 'Ne oluyoruz?' oluyoruz. Malezya mı? İran mı? Afganistan mı?

Olmama'nın yolunu bilemiyoruz; çünkü 'muhalif taraftar grubu Çarşı' desibel rekoru kırarken, madencilerin sesini Soma'dan Soma'ya hatırlıyoruz. İçte biriken kin ve nefretten; tiksinti ve yılgınlıktan ancak ve ancak küçük burjuva radikalizmi doğar. Bu radikalizm ise merhem olmaz yaralarımıza. Panzehir bellidir: İşçi Sınıfı.

Kâğıt üstünde, yeraltından notlar üstünde yenilmemenin yolu buradan geçer. Yeraltından direnenlerin yolunu yol bellediğimizde, yeraltlarını yeraltı bellediğimizde... Yeryüzünde aldığımız nefesler ciğerimize batarken, 'tutunamama'mızı güzellerken, yerin altında o kapkara yüzlerde umudu arayacağız ve baretin ışığı aydınlatacak içimizdeki yeraltını. Panzehir budur, adres hiç olmadığı kadar açıktır. Sonumuz, sandığımız kadar acıklı değildir; yaslayacağımız bir omuz, bölüşeceğimiz bir ekmek var. 

Notlar ve sesler örtüştüğünde notalara kavuşacağız, 'en güzel türkümüz' o vakit söylenecek.



Çok Okunanlar

Muharrem İnce'nin ekibinin topladığı imza sayısı belli oldu

CHP'li Aksünger: Muharrem Bey'in sonuç monuç aldığı yok

Teknosa'da işler böyle yürüyor!

Diğer cemaat ve tarikatlara operasyon geliyor mu? Yandaş yazar yanıtladı...

Hakan Şükür'den tepki çeken 15 Temmuz mesajı

İlgili Haberler

ABC Kritik

Aziz Nesin'de vatan haini aramak

ABC Kritik

“Kiç” bir Yeni çağ Lideri: Adnan Hoca

ABC Kritik

Şahsiyetimizdeki o acı kambur...

ABC Kritik

Balyoz'un FETÖ'cü hakimini serbest bırakanlar ve AK-Fethullahçılar: Hesap vereceksiniz!

ABC Kritik

Sıra size de gelecek, Adnan Oktar suç örgütünün destekçileri!

ABC Kritik

Ütopya

ABC Kritik

Başkaya: ''CHP'nin Genel Başkanını değil, paradigmayı değiştirmeye ihtiyaç var!''

ABC Kritik

Erdoğan'ın süregelen zaferinin anlamı

ABC Kritik

Rakamların analizi ve yeni doğan bir seçmen tabanı: Ak-kurtlar

ABC Kritik

Sen gazeteci değil, Fethullahçı bir Çiko'sun!

ABC Kritik

Felsefeden yoksun bir eğitim sistemi, sadece robotlar yetiştirir

ABC Kritik

Cumhurbaşkanı Adayları, Cumhuriyeti Koruma ve Demokrasi Savaşımının Neresindeler?