darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

NATO tatbikatındaki provakasyon ve olası gerçekler

21.11.2017 12:17

Geçtiğimiz günlerde Norveçteki NATO tatbikatında ATATÜRK ve Erdoğana hakaret olayının üzerindeki sis perdesi yavaş yavaş dağılıyor ve gerçekler ortaya çıkıyor.

1) En baştan, bu eylemin yapılmasında, kimin, ya da kimlerin çıkar ve beklentisi var? sorusunu sormak ve bu sorunun cevabını bulmak ve cevaba göre yorum yapmak gerekiyor.

Ortada çok çelişik bir tablo var. Atatürk ile Tayyip Erdoğan isminin yan yana, ayrım yapılmadan aynı hedef tahtasına konması olgusu. Bu durum bana hiç mantıklı ve akli gelmiyor. Diyelim ki, Avrupa ve Amerika ile çelişkileri nedeni ile, Erdoğan ismini hedef tahtasına koydular, bunu anlamak mümkün. Ama neden Dünyanın taktirle karşıladığı ve saygı duyduğu Atatürk gibi dev bir şahsiyeti karşılarına alsınlar. Son dönemlerde Erdoğan ve AKP iktidarının Atatürkçü bir söyleme geçmesi nedeniyle bu iki isim aynı kefeye kondu iddiası varsa, buna kimse inanmaz, AKP iktidarının Atatürkcülüğüne kargalar bile gülüyor.

Bu durumda geriye, Türkiye ve Dünya kamuoyunda atatürk üzerinden pirim toplamak isteyen, Erdoğanı Atatürkle özdeşleştirmek isteyen çevreler kalıyor ki, yaşanan bu olgu, siyasi iktidarın içinde yaşadığımız süreçte dünyada düştüğü yalnız ve zavallı durumdan çıkış olabileceği bakış açısının ürünüdür. Bu da bir işe yarar mı; sanmam. İç politikada kendi kamuoylarına seslenme dışında bir etkisi olduğu görülmüyor. Bu taktiğin pek başarılı olacağını da söylemek mümkün değildir. Atatürk kozunun tarikat ve cemaat çevrelerinde daha içe sindirilememişken bu ikinci hamlenin hiç de etkili olmadığını ve olamayacağını söylemek mümkün. AKPnin merkeze yakın oy çevrelerinin ise AKP Atatürkcülüğüne zaten pek inandığını kimse söyleyemez. Bu anlamda bu girişim, bu yanıyla AKP iktidarının aleyhine olmuştur. Kimlerin organize ettiğine, kimlerin kullanıldığına gelince bu işin çok zor olmayacağı açıktır.

2) Bir ikinci nokta var ki, AKP açısından en az birinci kadar önem arzediyor olabilir; Zarrap davasında gelinen nokta davanın gidebileceği yer. İşte bu olgu AKP elitlerini oldukça endişelendiriyor. Hatta yaşamlarını kabusa çeviriyor gibi gözüküyor.

Bilindiği gibi Zarrap davasının Türkiye ayağında bir çok tape ve belge yok sayılmış ve üzerlerine mahkemelerce yayınlama yasağı konulmuştu. Bu çerçevede yargılanması istenen içinde bakanların, kamu bankası yöneticilerinin, önemli şahsiyetlerin olduğu bir çok kişiye dönük rüşvet- suistimal gibi bir çok iddia ortaya atılmıştı. Şimdi Amerikadaki devam eden Zarrap davasında Türkiyedeki uygulamaların tersine tüm bu olgular belge olarak kabul edilmiştir. İşte Türkiyedeki kimi çevreler için dananın kuyruğu bu noktada kopmakta, tehlike zilleri ciddi bir şekilde çalmaya başlamaktadır. İşin ucu nerelere kadar gidebileceği bilinmemektedir. Gideceği de gözüküyor.
İşte bu noktada, tam bir panik havasıyla önlemlerin devreye girdiği görülüyor. Bu panikle söylenmiş ya da adımı atılmış önlemlerin bir kaçını sıralayalım;

Terörist Fetöyü isteme bahanesi ile, kamuoyunda Zarrap pazarlığı olarak yansıyan, üst düzey devlet ve hükümet yetkililerinin Amerika ziyaretleri.

Sonu Türk vatandaşlarına karşı vize uygulaması ile biten Amerikan konsolosluğu çalışanlarının soruşturulması ve tutuklanması olayı.

En önemlisi ve tehlikelisi, ülke için tam bir felaket olabilecek, Kuzey ırak ve Afrin gibi, ülke sınırları dışı operasyon yapma tehditleri. Elbette bu işin gerçekleşmesi pek kolay olmasa gerekir. Dünyanın bunu kabul etmesi mümkün değil. En başta yeni dönemsel patron Putinin onay vermesi gerekiyor. Bu da pek kolay bir şey değil. Ama her şeye rağmen bir çılgınlık yapılmayacağı anlamına da gelmez. Öyle ya, söz konusu olan iktidar olunca akan sular durur
Bu reaksiyonların anlayana dönük bir tepki ve tehdit olduğu açık. Ama ülke çıkarlarına ve Türkiye halkına rağmen yapılan şeyler.

Şu noktada net bir vurgu yapmak ta gerekiyor. Bu provakasyonun altında kim olursa olsun, olgunun içeriği, yapılış biçimi, hedefi ne olursa olsun ATATÜRK ve ülkenin Cumhurbaşkanının aşağılanmasına karşı çıkmamak mümkün değildir. Bu kişinin niteliği ne olursa olsun bu geçerlidir.

Bu dönem gelip geçer. Geçecektir. Aslolan ülkenin ve Türkiye halkının geleceğidir.

Eğitim