• Bakanlık, kentsel dönüşüm için ikna edilemeyenlerin evini zorla satacak

    Üsküdar Belediyesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kirazlıtepelileri ikna edemeyince alicengiz oyunlarına başladı. Çoğunluğun sağlanamadığı parseller parçalandı, bu yolla bakanlık dönüşüme imza vermeyen ev sahiplerine “satış tebligatı” gönderdi.

    Evlerinin rant odaklı ve niteliksiz dönüşümüne karşı çıkan ve yaşamları belediye tarafından zorlaştırılan Kirazlıtepe Mahallesi sakinlerinin bu kez de evlerine satış tebligatları gönderildi. Mahalleli ise çözümün artık bir arada durmaktan başka çaresi kalmadığının farkında.

    Kirazlıtepe Kentsel Dönüşüm, İmar ve Güzelleştirme Derneği Sekreteri Bayram Ali Kot, evlerine satış tebligatı gönderilen yurttaşların, derneğe başvurduğunu ve kendilerinin de bu tebligatları yürütmeyi durdurma davaları açılması için Avukat Onur Cingil’e ilettiklerini söyledi. Kot, bütün hukuksuzluğa ve yıldırma çabalarına rağmen mücadeleye devam ettiklerini ve bugüne kadar da 20 hak sahibinin davasının açıldığını belirtti.

    Kot ayrıca ev sahiplerine gönderilen satış tebligatlarına da tepki göstererek 23 Eylül’de İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Üsküdar Belediyesi Başkanı Hilmi Türkmen’in görüşmesinin ardından mahalle açısından olumlu bir gelişme beklediklerini belirterek “Biz İBB ile Üsküdar Belediyesi arasındaki görüşmeden olumlu bir sonuç beklerken bakanlık tarafından satış tebligatları gönderilmeye başladı. Buradaki tek olumlu gelişme İBB’nin molozları toplama çalışmalarına başlaması oldu. Bakanlık ve Üsküdar Belediyesi, İBB’yi tanımayarak bu işlemi yapmış oldu” dedi.

    Torba yasayla riskli olmayan bölgeler dönüşüme açıldı

    Sendika.Org’dan Gül Gündüz’e konuşan Avukat Onur Cingil, 7 parselde toplam 182 dönümde yapılan dönüşüme dair şunları söyledi:

    2 buçuk senedir 7 parselde toplamda 182 dönümde yapılan bir dönüşüm projesi olarak başladı. Üsküdar Belediyesi önce bu durumu belediye kanuna göre planladı. Ama ortada en baştan beri proje, plan, kroki dahi yok. Maket dahi gösterilmeyince vatandaş da bu dönüşüme yanaşmadı. Bunun üzerine belediye dönüşümü yapamayınca bölge riskli alan ilan edildi. Mahalleli, Üsküdar’ın İstanbul’un en güvenilir bölgelerinden biri olduğunu söyleyerek binaları için raporlar aldılar. Riskli alan ilan edilmesinin hemen ardından dava açıldı ama dava devam ederken bölge halkı, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nden (TMMOB) zeminin riskli olmadığına dair raporlar aldılar. O tarihte torba yasa çıkarıldı. Bu kanun, Sur Kanunu diye tarif ettiğimiz şekilde, bir bölgedeki imar mevzuatına aykırılık yüzde 60’ın üzerindeyse o bölge riskli olmasa da riskli alan ilan edilerek dönüşüme açılabilir anlamındadır. Bu durumu kullanarak riskli olmayan alanın binalarının sağlam olmadığını söylediler.

    “Nerede ne yetiyorsa onu aldılar”

    Yıkılan binalarının molozlarının mahallede bırakılmasının hem mahallede yaşayanların psikolojisine hem de asbest salınımından kaynaklı nefes almasına engel olduğuna dikkat çeken Cingil, şunları ekledi:

    Yıktıkları yerde molozları bıraktılar, pencereleri söktüler ama öyle bıraktılar. Bölge, bir süre sonra bombalanmış gibi evlerin olduğu alana dönüştü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) geçtiğimiz günlerde neyse ki molozların toplanması için çalışma başlattı. Molozların alınması psikolojik bir problem aynı zamanda asbest salınımı var. İnsanlar dönüşüm istiyor ama hakkaniyetli şekilde.

    Evlerini vermeyenlere satış tebligatı gönderildi

    Satış tebligatlarının 99-100-101 parsellerine gönderildiğini söyleyen Cingil, “Bu parsellerden ikisinde yani 99 ve 100 parselde 3/2 çoğunluk sağlanması gerekiyor. Aslında 7 parselin tamamında bu çoğunluğundan sağlanması gerekiyor. Burada 182 dönümde çoğunluk sağlanamayınca parselleri bölmeye başladılar. 99 ve 100 parsellerinde bunu yaptılar. Parseli bölünce terk alanları çıkıyor , yüzde 40’a kadar alabiliyorlar. Bazı parsellerde yüzde 40 bazılarında %17 aldılar. Nerede ne yetiyorsa onu aldılar. Bir parselde çok az imzaları varsa yüzde 40 aldılar. Terkleri TOKİ arazisi yaptılar. Pay ve paydaş çoğunluğunu bu şekilde hile ile sağladılar. Bunu duyunca yurttaşlar, “kaçırıyoruz bu süreci” diyerek imza verenler de oldu” dedi.

    “Bu yapılanlar cennetten tapu vermek gibiydi”

    Kirazlıtepe özelinde sürecin sürekli kanun ve yönetmelik değişiklikleri ile ilerlediğini belirten Cingil, yurttaşlara gönderilen muvafakatname sürecini ise şöyle özetledi:

    Kirazlıtepe için Türkiye’ye etki edecek değişiklikler yaptılar. Ancak herkes binasının riskli yapı olmadığına dair raporlar almaya başladı. Bu süreci Üsküdar Belediyesi ve Çevre, Şehircilik Bakanlığı şöyle geçirdiler: Bir muvafakatnameye göre siz yerinizi bakanlık için belediyeye devrediyorsunuz tapuyu veriyorsunuz ve devir, bölme, parseli bölme vs. bütün haklarınızdan feragat ediyorsunuz. Bu muvafakatnamede metrekaresinin 3500 TL’den sayılacağı ve şu metrekareden şu kadar hak kazanacaksınız deniyor. Basit kat karşılığı sözleşmede bile şurada şu daireyi, şu sokakta, şu cephesinde vs. birçok kesinleşmiş bilgi yer alır. Bu muvafakatnamede net bilgi yok. Belediye başkanı Hilmi Türkmen, vatandaş bu duruma karşı çıktığında ‘Siz devlete güvenmiyor musunuz?’ diyor. Evet vatandaşlar kimseye güvenmiyor. Bu süreçte bu muvafakatname dayatıldı. Kaç daire yapılacak, kaçı mahalleliye verildi, bunlar soruldu. Ve bu süreçte insanlar kandırıldı, bir yerine iki daire verileceği söylendi. Bu yapılanlar cennetten tapu vermek gibiydi.
    Bakanlık inşaata başladı ama ruhsatı olduğu şüpheli
    Yıllardır haksız yıkıma karşı mücadele eden Kirazlıtepeliler, şimdi de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’yla karşı karşıya. Bakanlığın resen bölerek çoğunluğu elde ettiği parselde dava süreci tamamlanmadan inşaat başladı. Bölge sakinlerinin parselin bölünmesinin iptaline ilişkin açtığı dava ise sürüyor.

    Avukat Onur Cingil, “Ortada plan, proje, proje sorumlusu, mimarı yok” diyerek inşaatın ruhsatının da olup olmadığının bilinmediğini söylüyor:

    Mücella Yapıcı ile şantiyeleri gezdik. Tabelada ruhsat tarihi yazmıyor. Ortada plan, proje, ruhsat, proje sorumlusu, proje mühendisi, mimarı belli değil. Bu durum ciddi bir problemdir. Bir ruhsat aldıklarını biliyoruz ancak tabelada yazılmaması şüpheli bir duruma düşürüyor. 6306 tarihli yasayla ruhsatlar bakanlık tarafından da verilebiliyor ayrıca projeler de yapılabiliyor. Ama tabii tabelaya yazmaları gerekiyor. Devlet yaptı diye normal diyemeyiz. Olması gereken şeyler yok. Mimarlar Odası da bu konuda gerekli tespitleri yaptı. Ruhsatı var mı bilinmiyor, şüpheli bir duruma düşüyor bu durumda.