• Önce toprağa verdiğimiz Can Bartu, Türk Spor Tarihin’de bir devir kapandı…Onun benim yaşantımın futbola ayrılan bölümünde ayrı bir yeri vardır… Çünkü 1970 Ağustos’unda Bartu’nun jübile maçıyla ben ilk seyirciliğime başlamıştım Dolmabahçe’de… Yıllar sonra 1984’de İstanbul’da yapılan bir futbol seminerinde tatsız bir anımız oldu… Antrenör kimliğimle Bartu’ya ve beraberinde gelen Hıncal Uluç’a bir soru yönelttim Coşkun Özarıların, Gündüz Tekin Onaların, Metin Türellerin, Özkan Sümerlerin, davetli olduğu 300 teknik adamın katıldığı salonda…

    Sorum, aslında tesbitim kısaca futbol yazarlarının maç eleştirilerinde “kantarın topuzunu kaçırırcasına” teknik direktörleri suçladıkları, hadlerini aşan ifadeler kullandıkları, Avrupa medyasında durumun böyle olmadığı yönündeydi…

    Aslında kendisini ve Hıncal Uluç’u hedef alan sözlerime çok kızdı ve “efendim beğenmiyorsanız beni okumazsınız” diyerek salonu terk  ederken semineri yöneten Candemir ağabeye (Berkman) “bu kim, atın bunu dernekten” dediğini duydum.

    Anlı şanlı teknik direktör büyüklerim beni sözlerimden ötürü tebrik ederken Can Bartu’nun karakter yapısı hakkında fikirlerim oluşmuştu o gün…

    Evet, asabiydi, sertti, kibirliydi, aristokrattı, ama CAN BARTU’ydu, Sinyor’du..Tanrı taksiratını affetsin, huzur içinde uyusun…

    Sonuç olarak Türk Sporunda Can Bartu’nun ölümüyle bir devir kapandı, çok üzüntülüyüm bu bakımdan…Yeni bir devir başladı, başlamıştı zaten senelerce önce… Rakiplerine saygısız davranan futbolcuların,taraftarların, liglerin bitmesine az kala meslektaşlarının yerlerine “akbaba” gibi çöken antrenörlerin, medyada küfürlü konuşan, yazan güya futbol yorumcularının, müteahhitlikle başlayıp siyasete soyunanların kulüp yöneticisi  oldukları ve  nice yanlışlıkların döndüğü bir futbol ortamında rahmetliyi daha uzun yıllar hasretle anacağız…

    Pardon , unuttum sanmayın …Beşiktaş – Başak Şehir maçının teknik analizini yazacaktım…
    İlk yarı Başakşehir maçın hakimiydi, futbol adına rejisör 38’lik Emre önderliğinde sahaya her şeyi koydular… Birde Avrupa’daki en iyi sağ kanat oyuncularından biri olan Edin Visca’yı marke etme görevi Şenol Hoca tarafından Medel’e verilmişti..Yanlış demiyorum, ama ne yapsın hoca..Bu adamı tutmak için 3 yol var…
    1-   ya .40-50 milyon Euro’luk bir solbek transfer edeceksiniz… ki imkansız..
    2-  ya , içeriye bol adamla kademe yapacaksınız..peki arkadikilere  nasıl önlem alacaksınız??
    3-  yada Basri Dirimilli  gibi “Mehmetçik” ler yaratacaksınız, arkasında da Beton Mustafa gibi kesiciler olacak..

    Futbolun gerçeği bu , yıllardır  Messi’ye niye önlem alamıyorlar anlı şanlı takımlar sanıyorsunuz??<>

    Tek önlem dünkü maçın ikinci yarısında Beşiktaş’ın oynadığı takım oyunu olabilirdi, yani yardımlaşma ve tabi futbol şansı, ki öyle de oldu..

    Gelelim başlığa…
    Beşiktaş dünkü maçı galip bitirdi zar zor 2-1’lik skorla…

    Ama, ya bugün yarın birisi çıkıp , olamaz en az 4-1 bitmesi gerekirdi İstanbul gibi bir kentte  bir derbinin,  maç sonucunu tescil etmiyorum derse?

    Şaka bir yana, Kartal dün ikinci 45 dakikanın ilk bölümünde sahaya koyduğu performansla ve birazda futbol şansıyla lider Başakşehir’e pençe atarken kendisine Şampiyonlar Ligi yolunu açmış ve bu akşamki derbiye de ayrı bir boyut kazandırmış oldu..Benim kafamda da bir soru açıldı, Beşiktaş 35’lik Gökhan ve Atiba’nın yerlerini nasıl dolduracak ve Ljajıc’in

    Son satırılarım bu akşam oynanacak Fenerbahçe Galatasaray derbisi öncesi iki tarafın futbolcularına, yedek kulübelerine, yöneticilerine ve taraftarlara..Lütfen ” Sinyor” ve ” Taçsız Kral”a layık olun…