‘Bizi seçimden seçime hatırlayanlara sandıkta kırmızı kartı göstereceğiz’

‘Bizi seçimden seçime hatırlayanlara sandıkta kırmızı kartı göstereceğiz’

“Seçimden seçime hatırlanmak istemiyoruz biz vatandaşlar olarak. Oy veren bireyler olarak bizi oyalayanlara bizi seçimden seçime hatırlayanlara sandıkta kırmızı kartı göstereceğiz”

Emeklilikte Yaşa Takılan (EYT) yurttaşlar mağduriyetlerinin giderilmesi için yıllardır mücadele ediyor. Milyonlarca kişiyi mağdur eden uygulamaya dair hükümet iktidara geldiği günden itibaren bir adım dahi atmamakta ısrar ediyor.

BirGün’de yer alan habere göre, özellikle son zamanlarda kitlesel buluşmalarda adlarını duyduğumuz EYT mağdurları mücadelelerinde ısrarcı. AKP’li yöneticilerin bütçeye yük olarak gördüğü EYT’liler seçimlere kısa süre kala ‘Biz de artık bize kulaklarını tıkayanlara sandıkta gereken yanıtı vereceğiz’ diyor. Bu hafta Pazartesi Söyleşisi’nin konuğu Emeklilikte Yaşa Takılanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Gönül Boran Özüpak oldu. Özüpak ‘Milyonları ilgilendiren bu mağduriyet giderilene kadar mücadelemiz sürecek’ diyor.

Emeklilikte Yaşa Takılanlar kamuoyunun bildiği adıyla EYT mağdurları. Kimsiniz siz?

Kazanılmış haklarımızı isteyen bir topluluğuz. 8 Eylül 1999 öncesi işe girişlerde bizlere tanınan hakta yani sosyal güvenlikle yaptığımız iş akdinde kadınlarda; 20 yıl 5000 prim günü, erkeklerde de 25 yıl 5000 prim günüyle emekli olacağımız maddesi vardı. Bu koşullarda başladık işe. Ama ilerleyen süreçlerde ‘bir dakika dediler sizin bu 2 şartınıza üçüncü bir şart ekleyeceğiz’ dediler. Bu da yaş haddiydi. Dönemin 3’lü koalisyonundan geldi. Orada da 2002 yılında dönemin muhalefet partisi Fazilet Partisi ‘Hayır bu mezarda emeklilik yasasıdır’ diye iptal başvurusunda bulundu. Anayasa Mahkemesi’ne itiraz etti. Anayasa Mahkemesi 4447 sayılı söz konulu yasayı onayladı ve kademeli emeklilik yani mezarda emeklilik sistemi başladı. Çalışma hayatı devam ederken bu yasa çıkmasına rağmen üçüncü bir şartla yaş haddine takılanların verdiği bir mücadele, kamuoyunun EYT diye bildiği mücadele.

Devlete ciddi bir maliyet olacağı söyleniyor…

8 Eylül 1999 yılında çıkan 2002’de Anayasa Mahkemesi’nce onaylanan yasa geriye doğru işletiliyor. Bu bir kez hukuk dışıdır. Kısaca maç oynanırken kural değiştirildi. Bunun hukuksuzluğunu defalarca dile getirdik burası kesin. Akabinde rakamlardan bahsediliyor ancak bunun da çok karşılığı yok. İşte rakamlara ilişkin bizim kapsamlı verilerimiz var. Bunu kamuoyuyla da paylaştık. Ciddi farklar var bizim hesabımızla iddia edilenler arasında. Cumhurbaşkanımızın söz konusu meseleye dair bir açıklaması oldu. Biz de kendi çalışmamızı sunmak istedik.

Sonuç ne oldu?

Kendisine ulaşamadık. Biz yanlış bilgilendirildiğini düşündük ama ulaşmak mümkün olmadı. Her gün ulaşmaya çalışıyoruz ama bir türlü ulaşamıyoruz. Cevap alamıyoruz. Bu anlamda umudumuzu yitirmiyoruz çünkü sonuna kadar haklı olduğumuzu düşünüyoruz.

Toplantılarınız, buluşmalarınız çok ses getiriyor.

Evet, çünkü ciddi bir mağduriyet var ortada ve her kesimden insanın yaşadığı bir mağduriyet. Haklılığımız ortada. 25’e yakın buluşma-toplantı gerçekleştirdik çeşitli yerlerde bunlar da ciddi ilgiyle karşılandı.

Etkilenen yurttaş sayısı ne kadar?

Orada ciddi bilgi kirliliği var. 1 milyonla 7 milyon arasında gidip gelen rakamlar var. Ama bizim verilerimize göre 1 milyon insanın etkilenme durumu söz konusu.

Bir kişinin ortalama kaç yıl kaybı olarak?

Kendimden örnek vereyim 1992 yılında sisteme girdim. O zamanki haklarıma göre 20 yılın ardından emekli olmam gerekiyordu. Yani 2012 yılında emekli olacaktım. Bu yasanın çıkışıyla birlikte 10 yıl yaş haddi vurdu bana. Ve ben şu an 48 yaşında emekli olacağım 7 yıl bitti 3 yıl kaldı. 10 yıl emekliliği beklemiş olacağım. Kazanılmış hakkım olmasına rağmen yasa geriye yorumlandığı için bu haksızlığa maruz kaldım. Buna benzer milyonla ifade edeceğimiz mağduriyetler var. Sistemde görüyorsunuz maaşınızı hesaplıyorsunuz ama emekli olamıyorsunuz.

Muhalefetin durumu nedir?

İktidar blokundaki partiler dışında tüm partiler koşulsuz şartsız destekliyor taleplerimizi. Bunu söylemek isterim.

Sadece birinci dereceden etkilenenler dışında bir de aileler var etkilenenler arasında orada da çarpıcı hikâyeler var değil mi?

Olmaz mı, 1 milyon kişinin ailesinden bahsediyoruz. İşini gücünü buna göre ayarlayanından tutun da ekonomik olarak buraya göre plan yapanına kadar. Şimdi yaşı ilerlemesine rağmen çalışmak zorunda kalıyor resmi olarak da emekli olmuyor bu ne demek oluyor; ekonomik olarak ortada kalması demek oluyor. Ucuz işgücü olarak kullanılıyor bu insanlar. Üç kuruş parayla çalışmak zorunda kalıyorlar. Verimli olmadıkları iddiasıyla yapılıyor bu. Ben bunu eşimden tecrübe ettim. 2 yıl işsiz kaldı ve bu bizim gibi aile yapılarında çok ciddi sorunlar ve mağduriyetler demek. Sorunlara kulakların kapatılması demek bu insanların bu sorunlarla boğuşması demek. Torun sahibi olacak yaşa gelmemize rağmen verilmeyen haklarımız yüzünden iş arama derdine düşüyoruz.

Kamu kaynaklarının israfına dair her gün bir haber okuyoruz. Size de kaynak yetersizliği nedeniyle olumsuz yanıtlar veriliyor. Bu nasıl bir duygu?

Elbette kaynakların etkin ve yerinde kullanımı konusunu biz de destekliyoruz. Bu karşı çıkılacak bir şey değil tabii ki. Ama ortada hak ihlali var, bizim bahsettiğimiz şey bu. Yani bir milyona yakın insanın yaşadığı hak mağduriyetini kaynak yetersiz diye karşılamama gibi bir durum söz konusu olamaz, olmamalı. Bunun açıklanabilir bir yanı yok. Biz hakkımızı istiyoruz. Bize karşı yapılan haksızlığın ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Emanet ettiğimiz primlerin karşılığını istiyoruz kaynak varlığı yokluğu tartışması yapmıyoruz.

Yandaş medyanın size yönelik çarpıtmaları oldu? Sizin derneğinizde o gazeteleri okuyan seven insanlar ne tepki verdi?

Büyük hayal kırıklığı yaşıyorlar tabii. Tuttuğu desteklediği partinin bu şekilde taleplerine sırt çevirmesi onları ciddi biçimde üzüyor. Biz en son mitingimizde de şunu söyledik: Seçimler kapıda biz artık bizi duyanlarla bizi anlayanlarla yol alacağız. Her seçim arefesinde seçim vaadi olarak yer aldık ama artık vaat değil icraat istiyoruz. Seçimden seçime hatırlanmak istemiyoruz vatandaşlar olarak oy veren bireyler olarak bizi oyalayanlara bizi seçimden seçime hatırlayanlara kırmızı kartı göstereceğiz. Seçim sonrasına ertelenen vaatleri değil seçim öncesindeki düzenlemeleri duymak istiyoruz.

55 İLDE TEMSİLCİLİĞİMİZ VAR

Bundan sonra ne yapacaksınız?

Geçmiş zamanda bu alandaki mücadelemizi daha çok sosyal medya gibi mecralar üzerinden yürüttük ama bu alanda Meclis görüşmeleri ve resmi görüşmelerde çok sonuç alamadığımızı gördük. Buradfan itibaren bir dernekleşmenin gereğini anladık. Sivil toplum kuruluşu olduğunuzda resmi olarak dernek kurduğunuzda dikkate alınırlığınız artıyor. Bu anlamda dernekleşme faaliyetini artıracağız. Derneğimizin iller bazında yöneticilerini belirledik.

Örgütlenme oranınız nedir?

55 ilde temsilciliğimiz var. 81 ile çıkarmayı düşünüyoruz bunu. Edirne’den Kars’a çıksın artık bu yasa sloganıyla hareket ediyoruz. Bunu başarana kadar da mücadelemiz sürecek. Dernekleşmenin önemini hak arama yöntemi olarak anladık. Biz sadece bu yasa için değil ilerisi için de bir sosyal yardımlaşma ve dayanışma derneği olmak istiyoruz. İleriye dönük adımlarımız olacak. Çok büyük bir aile olduk. Geçen hafta Maltepe miting alanında bunu gördük. 1 milyondan fazla insan yan yana geldik, birbirini tanımayan insanlar o birliktelikte kırk yıllık dost gibi kucaklaştı. Partiler üstü geçim derdi olan insanların birleştiği bir yapı olduk.

İlgili Haberler

ÇOK OKUNANLAR

YAZARLAR