24 Haziran ve muhalefetin performansıEski Haberler - ABC Gazetesi
  • 24 Haziran ve muhalefetin performansı

Anlaşılan bir hafta önceki seçim daha haftalarca konuşulacak. Konuşulmalı da. Adil olmayan koşullarda gidilen bir seçimin neye benzediği, o koşullarda neler yapılması gerektiği, muhalefetin 24 Haziran’daki hataları tekrarlamamak için çıkarması gereken dersler iyice idrak edilmeli.

Muhalefet partileri ve liderleri 24 Haziran gecesi eksiklikler ve hatalarla dolu bir performans göstermiş olsa da, seçim kararı alınmasından itibaren geçen iki aylık sürede hemen her şeyi doğru yaptılar.

En önemli başarıları hatırlayalım. 15 milletvekili hamlesiyle İyi Parti’nin seçime sokulması, AKP-MHP ikilisine yaraması için tasarlanan ittifak yöntemini beklenmedik bir başarıyla CHP, İyi Parti ve SP’nin de uygulaması, Millet İttifakı’na alınmayan HDP’nin de batıdaki demokrat seçmenin omuz vermesiyle barajı geçmesi…

Yeri gelmişken, Çilek Ağacı adlı, “ekolojik çıkarım” yöntemini kullanan ekibin araştırmasına göre HDP sadece CHP tabanından değil AKP tabanından da oy aldı, ayrıca yeni seçmenler arasında AKP’den sonraki en popüler ikinci parti. Bu faktörler de, Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu illerde oy kullanma oranının bir önceki genel seçime göre düşmesine rağmen HDP’nin barajı geçmesine katkıda bulundu.

***

24 Haziran gecesine kadar süreci başarıyla götüren Muharrem İnce’nin, partisinden daha fazla oy alması bekleniyordu. Sürpriz ise farkın 8 puan olmasıydı. CHP’nin % 22,6 alması, İyi Parti’ye giden seçmenlerin geri alınamaması bakımından bir başarısızlık. Fakat CHP bu şekilde yaşadığı kaybı ittifakın getirileriyle dengeledi, mecliste milletvekili sayısı bakımından bir kayba uğramadı.

İttifak sayesinde CHP çok uzun zamandır milletvekili çıkaramadığı illerden TBMM’ye temsilci soktu. AKP’nin mecliste çoğunluğu elde edememesinde bunun payı yadsınamaz. Söz konusu illerin arasında Urfa da var. Urfa’dan söz etmemin nedeni, burada yalnızca ittifakın matematiksel getirisinin değil, bir diğer başarının da rol oynamış olması.

***

Seçim günü Urfa’da acayip şeyler oldu. Otuz civarında köyde müşahitler baskı (kimi zaman da darp) ile sandıklardan uzaklaştırıldı. Bazı sandıklarda toplu oy kullanıldı. Suruç’ta silahlı kişiler ortalıkta gezdi. Erdoğan’a ve MHP’ye seri şekilde mühür basma görüntülerinin ortaya çıktığı Harran’da bazı sandıklardan muhalefete tek oy çıkmadı. Harran’da üstüne üstlük AKP ve MHP eşit oy aldı: % 48,9.

Tüm bu koşullar altında, 1 Kasım 2015’te Urfa’daki oy oranı % 2,9 olan MHP % 9,3’e fırlayarak bir milletvekili çıkardı. Ancak CHP de uzun yıllar sonra mebus çıkarmayı başardı. İttifak ortakları İyi Parti ve SP’den gelen oy takviyesinin yanı sıra, sandık güvenliğini sağlamak üzere şehre giden CHP Milletvekili Adayı Mehmet Ali Çelebi ve gönüllülerden oluşan bir ekip, Haliliye gibi yerlerde saldırıya uğramayı da göze alarak, o milletvekilliğini CHP için söktü aldı.

***

Fakat Urfa özelinde elde edilen başarı yurt geneline yayılamadı. CHP, İyi Parti, SP, HDP, EMEP’in yanı sıra pek çok kitle örgütü ve STK’dan oluşan Adil Seçim Platformu, Anadolu Ajansı’nın manipülatif ve güvenilmez bilgi akışına alternatif oluşturacak dinamik bir veri havuzu oluşturamadı. Sistem çöktü.

Adil Seçim Platformu seçimden 3 gün sonra kamuoyuna yaptığı açıklamada özeleştiride bulundu: “Seçim öncesi ilan ettiğimiz, seçim sonuçlarını gerçek zamanlı ilan etme taahhüdümüzü zamanında yerine getiremediğimiz için ve seçmenlerin bu yöndeki beklentisini karşılayamadığımız için samimiyetle özür dileriz”.

Seçim gecesi televizyon kanalları aralıksız biçimde Anadolu Ajansı’nın verilerini yayınladı. Memlekette az sayıdaki muhalif kanal türlü handikap, eksiklik ve amatörlüklerle malul. Bu kanallara muhalif gazete ve sitelerin de katılımıyla ve Adil Seçim Platformu’nun ardındaki “ruh”la, ulusal çapta ve nitelikli yayın yapacak yeni bir kanal kurmayı demokrasi güçleri ivedilikle gündeme almalı.

Farklı siyasi eğilim ve çıkarları bağdaştıracak ve 7/24 yayın yapacak bir kanal kurmak zor hedef olabilir. Lakin bazı güç birlikleri artık zorunludur.

***

Bitirirken, usulsüzlüklerle dolu bir seçimin ardından gene gündeme gelen bir konuya değinelim. Mart ayında CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen önemli bir meseleyi dile getirmişti. Pekşen, İçişleri Bakanlığı’nın resmi verilerine dayanarak, 2,5 milyon kişiye ölü oldukları halde vatandaşlık numarası verilerek sahte kimlikler oluşturulduğunu açıkladı.

Ayrıca kimi ölülerin isimlerinde oynama yapılarak hiç dünyaya gelmemiş kişiler yaratıldığını belirtti.

“Bu kayıtlarda sağ görünen insanlara seçmen kartı çıkarılmış mıdır?” diye soran Pekşen, “Türkiye bu skandal kayıtlarla seçim yapamaz. Seçimler şimdiden şaibeli ve lekelidir” demişti.

***

81 ildeki toplam seçmen sayısı Ağustos 2014 Cumhurbaşkanı seçimi ile Kasım 2015 genel seçimi arasında günde ortalama 2.586 kişi arttı. 1 Kasım seçiminden geçen yılki referanduma kadar artış günde ortalama 2.386 oldu. Referandumdan 24 Haziran seçimine kadar da bu sayı 2.312 oldu.

Görüldüğü üzere adı geçen üç zaman diliminde seçmen sayısındaki günlük ortalama artışta bir azalma var. Kasım 2015 – Nisan 2017 döneminde artış hızı bir önceki döneme göre azaldı, Nisan 2017 – Haziran 2018 arasında ise tekrar azaldı.

Bu tablo Türkiye’deki yıllık nüfus artış hızındaki değişimlerle uyumlu. 2014’te binde 13,3 olan nüfus artış hızımız 2015’te binde 13,4’e, 2016’da ise binde 13,5’e çıktı. 2017’de ise ani bir düşüş oldu: binde 12,4. Muhtemelen hayat pahalılığı ve geçim zorluğundan.

İki yıl üst üste 10 binde 1 yükselen nüfus artış hızında son senede binde 1’den fazla azalma olunca bundan seçmen sayısındaki artış hızı da negatif etkilendi.

Uzun lafın kısası, seçmen sayısındaki artışta bir anormallik görünmüyor. Tabii o 2,5 milyon ölüyü tatlı tatlı ülke nüfusuna yedirmedilerse.