İstanbul’u kaybettiler, cezayı seçmene kestiler: Canan Kaftancıoğlu’na 9 yıl 8 ay hapis cezası!

İstanbul’u kaybettiler, cezayı seçmene kestiler: Canan Kaftancıoğlu’na 9 yıl 8 ay hapis cezası!

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu,  Çağlayan Adliyesi’nde  5 ayrı suçtan 17 yıla kadar yargılandığı davada 3. kez hakim karşısına çıktı. Kaftancığlu’na destek için adliyeye gelenler arasında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da bulundu. İstanbul seçimlerini tam iki kez kaybedenler seçmene cezayı Kaftancıoğlu’na  beş ayrı suçlamadan 9 yıl 8 ay ceza vererek kestiler.

Çağlayan Adliyesi’nde görülen duruşma başladı. Duruşmayı izlemek isteyen kalabalık nedeniyle duruşma salonunun kapısı kırıldı. Duruşma başlangıcından Mahkeme Başkanı Akın Gürlek son celse sonrasında Kaftancıoğlu’nun kendilerini itham eden şiir okuduğunu söyledi ve bunun dosyaya eklendiğini belirtti.

Kaftancıoğlu’na destek için gelenler arasında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da bulunurken, binlerce kişi de Adliye önünde bekliyor. Duruşma öncesinde CHP adına Muharrem Erkek açıklama yaptı. Ayrıca destek için İstanbul’a gelen CHP’nin 80 İl Başkanı adına da Rıfat Güvener tarafından açıklama yapıldı.

 

DURUŞMA BAŞLADI

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın avukatı Ferah Yıldız, mütalaaya katıldıklarını belirterek, “Sanığın duruşmadaki hal ve hareketlerinden ötürü iyi hal indirimi uygulanmamasını en üst sınırdan ceza verilmesini talep ediyoruz” dedi.

Savunmasına başlayan Kaftancıoğlu, “Kim ne derse desin Mustafa Kemal Atatürk’ün oturduğu koltuğa saygısızlık etmek kimsenin hakkı ve haddi değildir” dedi. Kaftancıoğlu, “Hiçbir kamu görevlisine alelen hakaret etmedim. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmedim. Atatürk cumhuriyetinin il başkanı olarak devleti alenen ya da perdeli olarak aşağılamam düşünülemez. Terör örgütü propagandası yapmadım yapmam. TV programında terör örgütü propagandası yaptıysam incelenir ama yok. Hakikatı ortaya çıkarmak için benden çok sizin sorumluluğunuz var. insanlarımızın hukuka güvenmediği bir süreç sadece benim değil 82 milyonun süreci” şeklinde konuştu.

Kaftancıoğlu savunmasında şunları kaydetti:

‘ATATÜRK CUMHURİYETİNİN İL BAŞKANI OLARAK DEVLETİ AŞAĞILAMAM DÜŞÜNÜLEMEZ’

“Kim ne derse desin Mustafa Kemal Atatürk’ün oturduğu koltuğa saygısızlık etmek kimsenin hakkı ve haddi değildir. Hiçbir kamu görevlisine alelen hakaret etmedim. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmedim. Atatürk cumhuriyetinin il başkanı olarak devleti alenen ya da perdeli olarak aşağılamam düşünülemez. Terör örgütü propagandası yapmadım yapmam. TV programında terör örgütü propagandası yaptıysam incelenir ama yok.

Hakikati ortaya çıkarmak için benden çok sizin sorumluluğunuz var. insanlarımızın hukuka güvenmediği bir süreç sadece benim değil 82 milyonun süreci.

‘YİNE HAKİKATİ SÖYLERİM’

Söylediklerimi teşvik ve tahrik olarak algılamak insanları kine sürüklemektir. Cumhurbaşkanına hakaret; kimi zaman bağlarından koparılarak, kimi zaman da söylediklerimin suç olarak algılanması iddia makamı tarafından ifade edilerek gerçeklerden uzaklaşılmıştır. Değil 17 yıl 27 yıl bile ceza verseler yine hakikati söylerim. Sizler de hakikati arayın, ona yaklaştığınızda özgürleştiğinizi hissedeceksiniz. Bu hakikat hepimizi özgürleştirecek. Emin olduğun en temel gerçek özgürlüğü ve yaşamayı bağımsız olarak savunmaktır.

‘MEVCUT İDDİANAMEYLE YARGILAMA YAPILMASI HUKUKA AYKIRIDIR’

Kaftancıoğlu’nun savunmasının ardından avukatı söz aldı. Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini yineleyen avukat, tweetlerin paylaşıldığı dönemin koşulları ve bağlamlarının da araştırılması talep etti ve şunları söyledi:

“5 Temmuz ile alakalı atılan tweetin köprü üzerinde öldürülen askerle alakalı olduğu aşikardır. Yargıtay kararlarına istinaden müvekkilimizin terör örgütü propagandası yapmadığı ortadadır. Yargıtay kararları heyete sunulacaktır. Müvekkilimizin halkı kin ve suça teşvik ettiğine yönelik yeterli kanıt bulunmamaktadır. İddianame hukuken sakattır. Mevcut İddianameyle yargılamanın yapılması hukuka aykırıdır. Sormak istiyorum müvekkilim neden şüphelidir? Hazırlanan bahsi geçen rapor neden yazılı talimat halinde güvenlik güçlerine verilmemiştir? Müvekkilimizin yargılanmasına ve şüpheli ilan edilmesine sebep veren rapor tamamen hukuka aykırı delillerle hazırlanmıştır. CMK 160’a göre Cumhuriyet Savcısı sanığın lehine ve aleyhine olan kanıtları toplamakla hükümlüdür yani sanığın da hakkını korumakla hükümlüdür. AİHS 10, Anayasa’nın 25. maddelerine istinaden müvekkilimizin sosyal medya paylaşımları ifade özgürlüğüne girmektedir. Esas hakkında mütalaada hukuka dair hiçbir şey yer almamaktadır. Müvekkilimizin savunması dinlenmemiştir ve araştırılmamıştır.”

Savunmanın dosyaya girmesinin ardında mütalaaya karşı savunma için avukat Fikret İlkiz, “102 sayfalık bir dilekçe hazırladık bunu size sunacağız hâkim bey, hepsini okumayacağım. Eksik kalan yerleri diğer arkadaşlarım tamamlayacak” dedi. Daha sonra Kaftancıoğlu’nun diğer avukatı şunları söyledi:

“18 Temmuz’da eklenen sosyal medya paylaşımına istinaden; “Aklıma duruşmada Nazım ustanın şu sözü geldi” diyor. Müvekkilimizin aklına gelen söz kapsamında bu ifadenin dosyaya girmesi hukuka aykırıdır. Bu söylem ifade özgürlüğüdür. Tutanak başlığı altında bir televizyon programında yapılan telefon konuşması yer alıyor. Neye istinaden bir kişinin sosyal medya paylaşımları suç dosyasına giriyor? Eskiden süreç şöyle işlerdi; bir kişinin sosyal medya hesabının inceleneceği ve bulguların dava dosyasına gireceği emniyet güçlerince haber verilirdi. Bu hazırlanan tutanak ile şiir paylaşımın dosyaya girmesi aynı şeydir.”

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Avukatın savunmasının ardından 5 dakika ara verildi. Aranın ardından Kaftancıoğlu’nun avukatı, ilgili televizyon kanalından görüntülerin incelenmesi talebi üzerine verilen ret kararının yanlış olduğunu belirterek, konu hakkında savcılığın araştırma yapmadığını söyledi. Avukat sözlerine şöyle devam etti:

“Aklında şiir geçtiği için şiiri dosyaya kuruyorsunuz. Akılda geçeni ceza hukuku çerçevesinde değerlendirip cezalandırmayı amaçlıyorsunuz. İlgili televizyon programını kim çözümledi? Kim dosyaya koydu? Bunu bilmiyoruz.

KAFTANCIOĞLU’NUN AVUKATLARI SAVUNMASINI SUNDU

Duruşma verilen aranın ardından yeniden başladı. Kaftancıoğlu’nun avukatları savunmalarını sundu. Avukatlar, “Usül olarak bu süreç müvekkilimizin başarısına karşı bir cezalandırma davasıdır” derken, “Tüm savunmalarımız göz önüne alınarak müvekkilimizin beraatını talebini istiyoruz” şeklinde konuştu.

Avukatlar, Kaftancıoğlu’nun yargılanmasına sebep olan paylaşımlarla ilgili ise, “Boğaz Köprüsü üzerinde gerçekleşen vahim olaya istinaden müvekkilimizin hangi saiklerle bu paylaşımları yaptığı Adli Tıp raporlarıyla ortadadır” dedi.

SEÇMEN İRADESİNİ HEDEF ALAN KARAR… KAFTANCIOĞLU’NA HAPİS CEZASI!

5 ayrı suçlama ile yargılanan Canan Kaftancıoğlu’na hapis cezası verildi. Kaftancıoğlu’na, silahlı terör örgütü propagandası yapmaktan verilen 1 yıl hapis cezası, suçun sosyal medya ve basın yoluyla yapılmasından dolayı 1 yıl 6 aya çıkarıldı.

Kamu görevlisine hakaretten de 1 yıl hapis cezası verilen Kaftancıoğlu’na, pişman olmadığı gerekçesiyle hükmün geri bırakılmamasına karar verildi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni alenen aşağılamak gerekçesiyle verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası, birden çok paylaşım yaptığı için 1 yıl 8 aya çıkarıldı.

‘BİZ MEVSİMİ BAŞLADI. O KAYBETTİ, BİZ KAZANDIK’

Son sözleri sorulan Kaftancıoğlu ise şöyle konuştu:

“Karar ne olursa olsun düşüncelerimden ve söylediklerimden vazgeçmeyeceğim çünkü “biz mevsimi” başladı, o kaybetti biz kazandık. 80 milyon kazandı.”

Kararın açıklanması için 15.25’e kadar ara verildi.

Nazım Hikmet’in “Bir provokatör üstüne hiciv denemeleri” isimli şiirinin Kaftancıoğlu’nun okuduğu ve dosyaya giren kısmı şu şekilde:

“Sen bu kavgada
bir nokta bile değil,
bir küçük, eğri virgül, bir zavallı vesilesin.
Ben, kızabilir miyim sana?
Sen de bilirsin ki, benim âdetim değildir bir posta tatarına,
bir emir kuluna sövmek, efendisine kızıp uşağını dövmek”

Sakine Cansız ile alakalı olan soruya yaşam hakkıyla ilgili olduğunu belirtmiştir. Yaşam hakkı kutsaldır. Bu hususta AİHM kararlarına uymak zorundayız. Ceza yasamızı kişiler üzerinden mi yapacağız? Akıldakini yargılayamazsınız. Akıldakini yargılarsanız düşman hukuku ortaya çıkarırsınız. Öcalan için anayasa mahkemesi “kişiliğe bakıp karar verilmemesi” yönünde karar veriyorsa, sosyal medya paylaşımlarından ötürü Canan Kaftancıoğlu’nu kendimize aykırı bulup mu karar vereceğiz? Anlayışların cezalandırılmasına yönelik bir hukuk oluşturuyorsunuz. Hukuk yoluyla bir vatandaşı düşman sayarak tehlikenin tehlikesi pozisyonu yaratıp yargılamaya çalışıyorsunuz. Önlemek adına herhangi bir ceza kanunu kullanmak toplumda düşman yaratır, eylemlerin artmasına yol açar, baskıcı rejimlere yönelik bir uygulamadır. Açıkça sen başkasın, düşmansın dersiniz böyle yaparak. Hukukun üstünlüğü bu tarz uygulamaları reddeder. Bu şekilde davranarak tehlikenin tehlikesinin cezalandırılması konusuna yol açarsınız. Bu kapı Türkiye’de ardına kadar açılmış durumdadır.

Ceza Hukuku’nun 133.maddesinden 134.maddesinin içerisine dahil olacak şekilde sosyal medya paylaşımlarının bu şekilde suç unsuru sayılması kişisel verilerin korunması yasasına aykırıdır.”

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI GÖKÇEN: CEZAYA HÜKMEDENLERİN YARIN BİRBİRİNİ NASIL SATACAĞINI GÖRECEĞİZ

CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, “Büyük İstanbul Yürüyüşü diyerek yola çıkan il başkanımız Canan Kaftancıoğlu’ndan İstanbul seçimlerinin intikamı alınıyor. İl başkanı olmasının ardından başlatılan ve 6 yıl öncenin tweet’leriyle ilgili soruşturma, her nedense İstanbul seçimleri sonrasında hızlandırıldı. Mahkeme heyetine göre 6 yıl önceki tweetler nasıl olacaksa halkı 31 Mart’tan sonra düşmanlığa sevk etmeye başlayacakmış.” dedi.

Gökçen, yargılama sürecinde usule ve hukuka aykırılıklara dikkat çekerek “Savunma hakkı sınırlandırıldı. Delillerin toplanmasına dair her tür talep reddedildi. Canan Kaftancıoğlu’nun savunması sırasında hakim tepki göstererek il başkanımızın sözünü kesti. Hakim, avukatların bir süre sonra susmasını istedi.” ifadelerini kullandı.

Gökçen, “Maalesef çocuk istismarı veya kadın cinayeti vakalarında görmediğimiz jet hızla yargılama sistemini bu davada gördük. Duruşma tarihleri hızla verildi, sanıktan savunma alınmadan hazırlanmış olan mütalaa dikkate alındı. Karar tüm siyasi davalardaki gibi kopyala/yapıştır, hiçbir hukuki gerekçe yok.” dedi.

Gökçen, “Bugün 9 yıl 8 ay cezaya hükmedenlerin yarın birbirini nasıl satacağını hep birlikte izleyeceğiz. Biz dimdik ve kol kolayız, İstanbul’da biz mevsimini sürdüreceğiz.” dedi.

İL BAŞKANLARINDAN DESTEK ÇAĞRISI

CHP’li İl Başkanları, Kaftancıoğlu’na destek için yayınladıkları bildiride, “Kaftancıoğlu Davası, soruşturmanın başlatılmasından iddianamenin hazırlanmasına kadar baştan sona siyasi bir davadır. Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden toplumsal muhalefete gözdağı verilmek için açılan bu dava, ifade özgürlüğüne ve demokrasiye karşı açıkça bir darbedir” derken 153 sanatçı da yayınladıkları açıklama ile Kaftancıoğlu’na destek verdi.

CHP il başkanlarından ‘Kaftancıoğlu’ çağrısı!

 

‘ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEKSİN’

Arif Sağ, Ataol Behramoğlu, Barış Atay, Bedri Baykam, Bülent Emrah Parlak, Cahit Berkay, Edip Akbayram, Erdal Erzincan, Fazıl Say, Ferhan Şensoy, Genco Erkal, Leman Sam, Müjdat Gezen, Rutkay Aziz, Zülfü Livaneli ve Murathan Mungan gibi kültür sanat dünyasının önemli isimlerinden gelen çağrıda, “Sanatçılar yayınladıkları bildiride “Bugüne kadar her koşulda barışı ve kardeşliği savunan Kaftancıoğlu’nun hukuksuz bir şekilde yargılanmasına itiraz ediyoruz. Canan Kaftancıoğlu 16 milyon insanın sesidir, bu sesin susturulmasına izin vermeyeceğiz.16 milyon İstanbulluyla birlikte seninleyiz Canan. Asla yalnız yürümeyeceksin” ifadeleri kullandı.

NE OLMUŞTU?

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, 2012-2017 tarihleri arasında sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımları nedeniyle hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret”, “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret”, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama”, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” , “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla 4 yıl 10 aydan 17 yıla kadar hapis cezası ile talebiyle yargılanıyor. Kaftancıoğlu’nun bugün görülecek duruşmasında, avukatları Fikret İlkiz, Ergün Özer, Süleyman Türker, Doğuşcan Aydın Aygün ve Figen Güler, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarını gerçekleştirecek.

AYM’nin ‘ihlal’ kararından sonra Barış Akademisyenleri davasında ilk beraat

 

İlgili Haberler

ÇOK OKUNANLAR

YAZARLAR