• Cemal Çağlı | Teknoloji üretmek mi yoksa tüketmek mi?

    Gelişmiş ülkelerin eğitim sistemleri teknoloji geliştirmek üzerine kurulurken, gelişmemiş ülkelerin eğitim sistemleri ise teknolojiyi tüketme üzerine kurulmuştur.

    Gelişmiş ülkelerin bir çoğunda ilköğretimde bilgisayar teknolojisi kullanılmazken bizim gibi ülkelerde “her çocuğa bir tablet” kampanyası yapılıyor.

    Gelişmiş ülkelerde yaratıcı öykü yazma ve anlatma, müzik, dans, spor, tiyatro gibi faaliyetlerin duygu, düşünce ve davranış gelişimi için hayati önem taşıdığını öngören okullar yaygınlaştırılırken, bizim gibi ülkelerde ise müzik, sanat, spor gibi etkinlikler gereksizleştirilip bunların yerine yaratıcılığı öldüren, çocukların yeteneklerini körelten, ezberciliği körükleyen, deneme ve keşfetme duygusunu zedeleyen, yaşama sevinçlerini azaltan gereksiz kavram ve bilgilerden oluşan dersler konuluyor.

    Gelişmiş ülkelerde çocuklara oyuncaklar yaptırılıp onlarla oyun oynamaları, dolayısıyla sürekli hareket içinde olmaları sağlanarak, bedenin ve zihnin sağlıklı gelişimi sağlanırken; bizim gibi ülkelerde bebekler, çocuklar ve gençler bilgisayar , televizyon, cep telefonu gibi teknolojik araçların karşısına oturtulup robotlaştırılıyor, hareketsizlik yüzünden hantallaştırılıyorlar, bedensel ve zihinsel gelişimleri kesintiye uğratılıyor.

    Gelişmiş ülkelerde “Woldrof Okulları gibi, yoğun fiziksel ve kültürel aktivite yaptıran, hayatın içinden örneklerle, deneysel eğitim veren kurumlar” yaygınlaştırılırken, bizim ülkemizde bahçesi, yeşili, oyun sahaları, laboratuvarları ve çok amaçlı atölyeleri olmayan, olsa da vitrin görevini gören, ana caddere bitişik konumlarda, trafiğin ortasında, adına “özel okul” dedikleri binalarda, sıralara bağımlı, gün boyu not alan, soru çözen; bütün bunlar yetmezmiş gibi akşamları ve hafta sonları eve bir dizi ödevle dönen çağdışı bir eğitim sürüyor.

    Yapılan araştırmaların sonucunda, “televizyon, akıllı telefon, bilgisayar, video oyunları ve tablet gibi araçların sürekli hareket eden görsellerin, çocuk ve gençlerin dikkat süresini çok kısalttığını, internetten kopyalanan bilgilerle yapılan ödevlerin, gerçek araştırmayı ve öğrenmeyi engellediğini” ortaya çıkmıştır.

    Bu durum sadece yaratıcı düşünmeyi ve odaklanmayı engellemekle kalmıyor, beraberinde “uykusuzluk, unutkanlık, can sıkıntısı, bencillik, empati yoksunluğu, yalnızlık, kabalık, endişe, depresyon, bağımlılık, kendini başkalarıyla karşılaştırma, takıntı bozukluğu, uyuşturucu, sağlıksız cinsellik, riskli ilişkiler ve otizm gibi sorunlara, şişmanlık ve şeker hastalığı gibi hastalıklara da yol açıyor.”

    Sizce her geçen gün daha az kitap okunması, odaklanamama, okuduğunu zihninde canlandıramama, sessizce oturabilme becerilerine sahip olamama; bedensel oyunlara dalan çocukların oyun bitince durabilirken, teknolojik araçlara adeta transa geçen çocukların ekrandan koparılamamaları nedensiz mi?

    Teknolojinin yanlış kullanılması ve yanlış eğitim politikalarının sonucunda ortaya çıkan bu trajik durumu kapsamlı bir şekilde masaya yatıran Doc..Dr. Şafak Nakajima’nın sorduğu iki soruyu sorarak bitirelim bu yazıyı:

    Ne yapmalıyız?”

    Tamamen çaresiz miyiz bu salgın karşısında?”

    Ne dersiniz dostlar, her salgının bir tedavisi yok mudur?

    Varsa, nedir bunun yöntemi?

    ***

    Kaynak: Doc.Dr. Şafak Nakajima/Aklın Kutsal Kitabı