CHP’li Yakupoğlu: Her şey çöp oldu

CHP’li Yakupoğlu: Her şey çöp oldu

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) son yıllarda aldığı kararlar kendi içtihatlerini dahi yok sayar nitelikte. CHP’li Yakupoğlu herşey çöp oldu yorumunu yaptı.

Kendi içtihatlarını, bağlayıcı kanunları açıkça tanımayan YSK, siyasi iktidarın ihtiyaçları doğrultusunda kararlar almayı sürdürüyor. Ancak seçimlere dair sürecin iktidar baskısıyla sona erdirilmemesi YSK’den gelecek yeni kararlara da kapı aralıyor. Birgün gazetesinden Uğur Koç YSK’nın kararlarını derledi.

16 Nisan 2017’deki Anayasa Referandumu, YSK bakımından da bir dönüm noktasını teşkil ediyor. Türkiye’nin son yıllarda girdiği hemen her seçim ‘şaibe’ iddialarına konu olurken, o gün söz konusu iddiaların birincil muhatabı, aldığı karar sayesinde YSK oldu. Kurul, kendi ‘hukuksuzluk tarihine’ son kayıtlarını ise 31 Mart yerel seçimleri ardından yapıyor. Kurul’un hanesine kazınan son kararları KHK’li seçilmişler ve Büyükçekmece görüşmesinin ertelenmesi.

YSK’nin bu üç kararı, seçimleri ve sonuçlarını kökünden etkiledi/etkiliyor. ‘Mühürsüz oy’ kararıyla seçim sonuçlarına kesin etki edecek yaklaşık 2 milyon oyu geçerli sayan YSK, KHK’li seçilmişlere mazbata verilmemesi kararıyla da gasp niteliğinde bir işleme imza attı. Son Büyükçekmece kararı ise mevcut haliyle zaten hukuka aykırı bir temele dayanırken yol açacağı gelişmeler bakımından da büyük tehlike barındırıyor.
YSK’nin bu üç kararını ayrıntılarıyla inceledik.

MÜHÜRSÜZ OY

Karar ne?

16 Nisan 2017’deki Anayasa değişikliği referandumunda bazı sandık kurullarının seçmene oy pusulası ve zarflarını sandık kurulu tarafından mühürlemeden verildiğine dair şikayetler üzerine, “sandık kurulu mührü taşımayan oy pusulası ve zarfların dışarıdan getirilerek kullanıldığı kanıtlanmadıkça geçerli sayılması” kararı aldı.

Neden hukuksuz?

İlgili karar, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un “Sandığın açılması ve zarfların sayımı” ile ilgili olan 98. maddesine, yoruma yer bırakmayacak biçimde aykırılık barındırıyor. Kesin hüküm içeren maddede, “Sandık kurulunca verilen biçim ve renkte olmayan, üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan, tamamı yırtılmış olan, üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü dışında herhangi bir mühür, imza, yazı, parmak izi veya herhangi bir işaret bulunan zarflar geçersiz sayılır” ifadeleri yer alıyor.

YSK, benzeri kararların daha önce de verildiğini söyleyerek kendini savunsa da hukukçular, bir kararın içtihat olabilmesi için öncelikli koşulun ‘hukuka uygunluk’ olduğunu belirtmişlerdi.

KHK’LİLERE MAZBATA VERİLMEMESİ

Karar ne?

YSK, KHK ile kamu görevlerinden ihraç edilmiş kişilere, 31 Mart yerel seçimlerinde sandıktan birinci çıkması halinde mazbataların verilmemesini oy birliğiyle, bunların yerine mazbatanın ikinci sırada olan adaya verilmesini ise oy çokluğuyla karara bağladı. Kararın gerekçesi ise, ilgili kanun ve KHK’de yer alan “Bu şekilde görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, kamu, kurum ve kuruluşlarında görev alamaz” hükmü.

Neden hukuksuz?

Benzer bir tartışma 24 Haziran genel seçimlerinden sonra da yaşanmış, YSK itirazları reddederek KHK ile kamu görevinden atılan isimlerin milletvekili mazbatalarını almalarına vize vermişti. Meclis’te bugün 10 KHK’li milletvekili bulunuyor.

Kurul’un yapısı ve bağlı olduğu yasalarda hiçbir değişiklik olmamasına rağmen YSK bu kez ise ‘kamu görevlisi’ tanımına sığınarak aksi yönde karar verdi. Ancak yasalar ‘kamu görevlisi’ tanımında milletvekili ve belediye başkanı/meclis üyesi arasında bir ayrım yapmıyor.

Türk Ceza Kanunu’nun 6. Maddesi de ‘kamu görevlisi’ kavramından anlaşılması gerekeni şöyle tanımlıyor: “Kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi.”

Hakemli bir yayın olan Ankara Barosu Dergisi’nin 2010/1 sayılı nüshasında “Ceza Hukukunda Kamu Görevlisi Kavramı” başlıklı bir yazısı yayımlanan Avukat Hüseyin Aydın, ‘kamu görevlisi’ kavramını şöyle açıklıyor: “Halk tarafından seçilen bir milletvekili veya belediye başkanı ile kanunlarda belirtilen usullerle atanan bir memur arasında kamu görevlisi sayılmak açısından herhangi bir fark gözetilmemiştir.”

Yasalara göre milletvekili ve yerel yönetici arasında kamu görevi bakımından bir ayrım gözetilmediği için seçilme hakkını tanıdığı kişilerin seçime girmelerine vize veren YSK, seçilen kişileri görevlerine başlatmayarak açık bir hak gaspına imza atıyor.

Ayrıca YSK, bu kararıyla kendi içtihatlarını da çiğniyor. YSK’nin 28/02/2014 603 sayılı kararında, “Aday gösterilemeyeceklerine ilişkin düzenlemeye aykırı davranışın, ancak süresi içinde kurullara itiraza tabi olduğu” vurgulanıyor. Kararda, süresi içinde itiraz hali bulunmadıkça hiçbir koşulun “mazbatanın iptalini gerektirmeyeceği” hükme bağlanıyor.

BÜYÜKÇEKMECE ERTELEMESİ

Karar ne?

AKP’nin Büyükçekmece seçimlerinin ‘seçmen listelerinde usulsüzlük yapıldığı’ iddiasıyla yaptığı başvuruyu önceki gün görüşmeye alan YSK, daha sonra görüşmeyi İstanbul Maltepe’deki sayım işleminin devam ettiği için il birleştirme tutanağının henüz oluşturulmadığı gerekçesiyle erteledi. YSK kaynaklarının verdiği bilgiye göre Kurul ayrıca, Büyükçekmece kararını, AKP’nin İstanbul seçimlerine dair yapmayı planladığı olağanüstü itiraz ile birlikte değerlendirecek.

Neden hukuksuz?

Anayasa Hukukçuları Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve Prof. Dr. Süheyl Batum, AKP’nin İstanbul’a dair olağanüstü itiraz süresini geçirdiğini önceki gün açıklamıştı. İlgili kanun maddesine göre olağanüstü itiraz, il seçim birleştirme tutanağının hazırlandığı günden itibaren 7 günlük bir sürede yapılmalı. İstanbul’da il seçim birleştirme tutanağı 1 Nisan tarihli olduğu için AKP’nin planladığı olağanüstü itiraz için yasal süre aşılmış bulunuyor. Üstelik bu durum, YSK’nin içtihatlarında da yer alıyor.
YSK, AKP’nin başvurusunu bekleme kararı alarak yasal süre aşıldığı halde itirazı kabul edip görüşeceğinin sinyalini veriyor.

‘HER ŞEY ÇÖP OLDU; KANUN BÖYLE BİR HUKUK İSTİSMARI ÖNGÖRMEMİŞ’

CHP’nin YSK Temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu:

“İstanbul ‘da adeta seçim yeniden yapılıyor ve YSK sadece seyirci. Anayasa’mızın 79’uncu maddesi uyarınca seçimleri güven ve dürüstlükle yönetmekle görevli YSK’nın, AK Parti’nin istediği her seçim kurulundan rahatlıkla aldığı yeniden seçim kararları ile her biri yeniden nevi şahsına münhasır kurallarla yapılan seçim iş ve işlemlerine hiç karışmadığını izliyorum. Oysa 31 Mart 2019 seçimi için YSK’da yaklaşık dört ay seçimin dürüstlük ve güven içinde yapılabilmesini teminen kararlar ve genelgeler hazırlandı. Seçmenlere, ‘Sandığın tapusu olan ıslak imzalı sandık sandık sonuç tutanağını ve sandığın namusu olan oy sayım döküm cetvelini (çetele) alırsınız merak etmeyin’ denildi. Kim dedi; YSK Başkanı Sayın Sadi Güven. Ayrıca ‘Bu tutanaklar, seçimden sonra YSK web sitesinde görülecek ve seçmenler, verdikleri bu oyun takipçisi olacaklar’ denildi. Peki bugün ne oldu? Tüm bu tutanaklar,31 Mart seçimi için Resmi Gazete’de yayımlanan genelge ve kararlar, hepsi çöp oldu. An itibarıyla yapılan oy sayım işlemleri ile ilgili yasal düzenleme yoktur. YSK’nın aldığı bir karar veya genelge yoktur. YSK’nın düzenlemeleri 31 Mart 2019 tarihine kadardır. Çünkü kanun, böyle bir hukuki istismarı öngörmemiştir.”

 

İlgili Haberler

ÇOK OKUNANLAR

YAZARLAR