darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Cüneyt Ayral

Fazıl Say'a açık mektup

07.08.2018 15:01

Merhaba sevgili Fazıl Say, 

Annenin rahatsızlığını takip ediyorum ve üzülüyorum. Bu durumun seni üzdüğünü de biliyorum ve her şeye rağmen perdenin kapanmadığını da göstererek sanatçı sorumluluğunu sürdürmekte olduğunu da sevgiyle izliyorum… 

Bu yıl Bodrum Müzik Festivali’ndeki konserini yurt dışında olduğum için izleyemedim, ama benim için izlemelerini ve önemli anların (konuşmalarının) videolarını göndermelerini rica ettim. Hepsi elime konser gecesi geldi. 

Sosyal medyadan da bir süredir izliyorum seni, yazdıklarını, yakınmalarını… 

Sevgili dost, 

Seni ilk kez yanılmıyorsam Mithat Fenmen hocayla çalıştığın günlerde yani 4-5 yaşlarındayken sevgili baban, dost Ahmet Say’ın daveti üzerine Ankara’daki evinde tanıdım ve dinledim. O yıllarda Ankara Barış Gazetesi’nde “Virgül” köşesini yazıyordum. O nedenle davet edildiğimi düşünüyorum. 

Sonra yıllar boyunca konserlerine, resitallerine geldim. Sosyal medyadaki etkin paylaşımların sayesinde seni adım adım izler oldum. 

Türkiye için üzülüyor olmanı anlıyorum, ancak bu dönemde enerjini buna harcamayıp uluslararası kişiliğinin verdiği olanaklara sarılmanın, senin için daha yararlı olacağını düşündüğüm için açıkça yazmayı yeğledim. 

Elife direk diyen bir toplum yarattılar.  

Sanatın ve sanatçının hiç bir değeri yok artık ve uzun yıllar da olamayacak, çünkü bu bir eğitim ve kültür işidir.  

Türkiye şimdilik seçimini yok olmaktan yana yaptı ve elindeki değerleri de beraberinde yok etmek istiyor, o nedenle bu potanın içinde yer almamalısın.  

Kırgınlıklarını, çabalarını, “bizim de birşeyler yapmamız lazım” diye düşünmekte olduğunu, hepsini biliyorum ve saygı duyuyorum. Ama senin bilmediğin bir şey var ki, Fazıl Say’lar her zaman yetişmiyorlar ve onlardan dünya da bile pek çok yok. 

Orhan Pamuk örneğine de bak. Orhan’ı kişilik olarak sevip sevmemek ayrı bir meseledir. Nobel Ödülü’nü beğenip beğenmemek de başka bir tartışma konusudur. Ama Orhan Pamuk Türk edebiyatını, almış olduğu ödülle tüm dünyaya duyurmuş ve 
ardından pek çok başka Türk yazarının başka dillere çevrilip yayınlanmasına neden olmuştur. Sırf bu yüzden bile korunması ve kollanması gerekirken, her türlü olumsuzluk ile karşılaşmadı mı? 

Nazım Hikmet’i düşün! Yıllarını ülkesinin uzağında, bir dünya ideali için harcamadı mı? 
Ruhi Su’yu düşün, onun neler çekmiş olduğunu. Bu ülkenin değerlerine nasıl davranmış olduğunu… Canlı tanığı ,oğlu Ilgın’ı ara, bilmediklerini sana o anlatsın. 

Fazıl kardeşim. Sen çoktandır, müziğin ve bestelerin ile varsın.  

Çanakkale için yapmış olduğun beste, bana Nazım’ın uzaklardayken ülkesi için yazmış olduğu şiirlerini anımsatıyor… 

Ne kendini üz, ne de üzüntülerin ile, kırgınlıkların ile zaman yitir. Dünya seni konuşuyor, bırak konuşmaya, alkışlamaya devam etsinler. Türkiye’de konserlerin iptal ediyorsa, boş ver gitsin, çünkü bu ülke başarıyı da, başarılıyı da taşıyamıyor… 

Paris dinletisinde görüşebilmek üzere… 

Sağlık ve huzurla

Eğitim