YAZARLAR

Tüm Yazıları Cüneyt Ayral

Penguenler Olmayınca

09.12.2018 21:55

Dün (8 Aralık 2018 Cumartesi) Fransa’nın pek çok büyük şehrinde “Sarı Yelek” eylemleri yeniden yapıldı.

Çoğunluğunu aşırı sağcı eylemcilerin oluşturduğu provokatörler yine kırıp döktüler, arabaları yaktılar ve polis ile çatıştılar. Sonuç olarak 1200 kişi tutuklandı 620 kişi halen gözaltında ve 120 yaralı var, bunlardan 3'ünün durumu ağır.

Çatışmalar sırasında yaralanan gazeteciler de oldu.

Çatışmalar, provokatörler ile polis, aşırı sağcılar ile aşırı solcular ve provokatörler ile gerçek Sarı Yelekliler arasındaydı.

Kimi mağazaların vitrin korumalarını söken provokatörlerin yaptıklarını onaylamayan Sarı Yelekliler, korumaları geriye yerine yerleştiriyorlardı.

Paris’in pek çok yerinde ceryan eden eylemler, polisin beklemediği yerlerde de korsan eylemler olarak ortaya çıktı. Fransa’nın büyük şehirlerinden Bordeaux’da da hayli yoğun eylemler yaşanırken, öğrenci şehri Toulouse’da da epey karışıklık yaşandı. Lyon’da ise ünlü ışık bayramına saldırı düzenlendi.

Fransız basını tüm olayları canlı olarak televizyonlarda yayınladılar, herkesi haberdar ettiler, nerede dikkatli olunması gerektiğini vb bilgileri geçtiler.

Ardından tüm Fransa’ya dağılmış olan muhabirler, her yaş ve konumdaki insanlarla röportajlar yaparak Sarı Yelek eyleminin nabzını tuttu ve sonuç olarak %80'nin üzerinde bu hareketin desteklendiği ortaya çıktı.

Siyasi gözlemciler televizyonlarda yaptıkları konuşmalarda, değerlendirmelerde önemli bir noktanın altını kalın çizgilerle çizdiler ve “18 aylık iktidarında ülkeyi rayından çıkartabilmiş başka bir cumhurbaşkanı Fransa’da olmadı” diyerek E. Macron’un gidici olduğunu söylediler.

Kibirli, ukala ve seçkinci tavırları ile, iktidara geldiğinden beri kliseye sürekli göz kırpan Macron’un Fransa’nın geleneksel “özgürlük - eşitlik - kardeşlik” ilkeleri ve
laiklik ilkesi ile ters düşmekte olduğu bütün yorumcuların dilinde şimdi.

Provokatörlerin eylemleri sonucu zarar görmüş pek çok mağaza sahibinin bile Sarı Yelek eylemini destekleyen sözleri televizyonlarda yayınlanınca, işin renginin pek de öyle pembe olmadığı, gerçek bir Sarı Yelek ayaklanmasının yaşanmakta olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Sarı Yelek eylemlerinin Belçika ve Hollanda’ya da yayılmaya başlaması, Avrupa’nın bu köşesinde işlerin iyi gitmemekte olduğunun da bir işareti.

Fransız ekonomisi dünyanın 5inci, 6 ıncı ekonomisi durumunda, yıllara göre değişim gösteriyor.

Özellikle enerji konusunda dışa bağımlı olan ülke, bu sorununu geçmişte nükleer santrallar ile çözümlemişse de, bu çözümün pek de öyle akılcı olmadığı iyice anlaşılınca, yakın gelecekte bu santralları kapatabilmek için alternatif enerji arayışına girdiler.

Elektrik ve hidrojen ile işleyen araçlar, bisikletlerin yaygınlaşması ve özendirilmesi, iki tekerlekli kaykayların yoğunlukla kullanılmaya başlanması ve bebek denecek yaştaki çocukların da bu araçları kullanmaya alıştırılmaya başlanması; bunların hepsi ekolojik kaygılardan kaynaklanırken, Macron hükümetinin benzine yapmak istediği vergi artışının ekolojik kaygılara bağlanması yenir yutulur bir çaba değildi, çünkü benzin yerine önderilen elektrikli araçların elektriğini üreten nükleer santraller henüz varlıklarını koruyorlar. Oysa Almanlar geniş alanlarda güneş enerjisi ile elektrik üretmenin yollarını aramaktalar.

Fransa, gecenin karanlığında motosikletine binip saraydan kaçan ve sevgilisi ile buluşmaya giden (F. Holland) güler yüzlü, aşırı korumalarla dolaşmayan,her olayın ardından derhal olay yarine gidip inceleme yapan ve dert dinleyen, sıcak Cumhurbaşkanlarına alışık bir ülke. Bu yüzden Sarkozy gibilerine ikinci dönem şansı vermemiş ve siyasi arenadan silip süpürmüş bir seçmen kitlesi, uyanık bir halk var.

Elbette bu halkı destekleyen ve demokrasinin doğru işlemesini sağlayan sivil toplum örgütlerini de göz ardı edemeyiz, çünkü Fransa’da sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve sendikalar halkın özellikle kulak verdiği ve ciddiye aldığı örgütlenmelerdir.

“Sarı Yelek” eylemi de sosyal medyadan örgütlenmeye başlamış ve geniş kabul görmüş bir halk hareketi, bir baş kaldırma.

Bunu sahiplenmek isteyen aşırı ve kavgacı guruplardan ayrışmak isteseler de, böylesi kitle eylemleri içinde ayrışmak öyle çok kolay değil. Ancak eylemcilerin büyük şehirler dışındaki eylemlerine baktığımızda bunu daha iyi kavrıyoruz. Örneğin oto yol ödeme noktalarını işgal etmiş olan “Sarı Yelek”liler, araçların ücret ödemeden geçmelerini sağlayarak eylemi duyurmayı amaçlıyorlar.

Önümüzdeki haftalar Fransa için pek çok sorunun çözümleneceği haftalar. Macron, artık elinin kolunun bağlı olduğunun farkında, “canım istedi, kararname ile bu işi hal ederim” düşüncesinin ülkeye çok pahalıya mal olduğunun farkında.

Bu arada sosyal medyaya da düşen görüntüler arasında, olayları anı anına izlemekte ve yayınlamakta olan TRT’nin muhabirinin, Türk göstericileri görünce kaçmaya başlaması, Türkiye’nin bu olayları izletmek ve yayınlamak ile neyi kanıtlamaya çalıştığı sorusunu akla getiriyor.

Gezi Direnişi sırasında “penguen belgeselleri" gösteren yandaş medya, Fransa’daki Sarı Yelekleri örnek ve bastırılması gerekli eylemler olarak sunma çabası, yine bir algı oluşturma çabasından başka bir şey değil.

Fransa’daki “Sarı Yelek” eylemi yalnızca Macron yönetimine karşı girişilmiş bir halk ayaklanmasıdır, yıkıp yakanlar ile bir ilgisi yoktur, bu yüzden “Sarı Yelek” eylemi şimdi farklı bir eylem biçimi için düşünmeye başladı bile. Fransız yaratıcılığı bunun da üstesinden gelecek bana kalırsa.

Eğitim