YAZARLAR

Tüm Yazıları Cüneyt Ayral

Ümit biter mi?

09.07.2018 21:52

Uzaklardan duyduğumuza göre, bugün Türkiye yeni bir sisteme geçmiş. Bu sistem bize tarihten pek çok şeyi anımsamamıza neden olan bir sistem. Yani eninde sonunda bitecek.

Seçimler sırasında “muhalefet” birkaç kişiyi öne çıkarttı.

İYİ Parti’nin lideri Meral Akşener hakkında ne denli kuşkularım var idiyse de, belli bir kesim, hem kadın olması nedeniyle, hem de muhalif olmasından ötürü onu destekliyordu. Akşener’i destekleyenler arasında Kemal Kılıçdaroğlu da vardı. Onun hareketi, yani on beş milletvekilini ödünç vermiş olması demokrasi açısından alkışlanacak doğruluktaydı. Ancak Türkiye’nin içinde bulunduğu durum açısından stratejik bir hataydı.

Ana muhalefet partisi (CHP) ikinci hatasını, geçmişten ders almayarak yaptı ve çatı adayı arayışına girerek 'bizim partiden adam çıkmaz' görüşünü yaygınlaştırdı. Akşener’in 'ben adayım' diretmesi karşısında CHP de kendi adayını çıkartmak durumunda kaldı ve, ama gönülden ama gönülsüzce Muharrem İnce’yi aday olarak gösterdi.

Muharrem İnce, çok kısa sürede kitlelerin gönlünü almayı başarabildi. İstanbul’da beş milyon kişiyi bir miting ortamında toplayabilmiş olmak, pek öyle kolay yadsınabilecek bir olay değil. Ankara ve İzmir mitingleri de anadolunun çeşitli illerindeki mitingler gibi birer 'umut ışığı' olmuştu.

İnce’nin kuantum fiziğinden söz etmiş olması, bilimden vs söz etmiş olması pek öyle değer bulmadı ama İnce, insanların eline geçecek olan ekmeğin boyutu ile ilgili önemli şeyler söyledi.

Emeklilere iki dini bayramda birer asgari ücret söz verdi. Bunu yasalaştıracağını ve her seferinde asgari ücretle belirleneceğini anlattı.

Gençlere yılda iki kez 500’er lira karşılıksız burs vereceğini söyledi. Bu bursun yıldan yıla artışı konusunda bir açıklama yapmadıysa da gençleri sevindirdiğini düşünüyorum.

Ayrıca 400 küsur lira devletten burs alanların, burslarını iş bulana kadar kesmeyeceğini söyleyip, bunu iki yıl gibi uzun bir süreyle de etkili hale getirdi.

En düşük emekli maaşının 1500 TL olacağını, asgari ücretin 2200 TL olacağını ve bunları hemen uygulamaya koyacağını söyledi.

Fındık taban fiyatını 15 TL olarak üreticinin istediği fiyata bağladı. Adıyamanlı tütün üreticisine uygulanan yasağı kaldıracağını ve hapis cezası olmayacağını söyledi.

Ve galiba en önemlisi de 'herkesin cumhurbaşkanı' olacağını, en geç iki yıl içinde de, düzeltilmiş bir parlamenter demokratik sisteme geri dönüleceğini söyledi.

Elliyi aşkın süredir Türkiye’deki seçimleri izlerim, edindiğim deneyim, bana seçimleri 'ekmeğin boyutunun' kazandığını söylüyor. Çünkü Türkiye uzun yıllardır yoksulluktan kurtulamamış bir ülke. Eline geçen parayı hoyratça deyip, yatırıma dönüştürmeyi becerememiş bir ülke, çünkü uzun yıllardır kitleleri bu yönde harekete geçirecek bir liderden yoksun kalmış bir ülke.

Türkler göçebe kökenli oldukları için yerleştikleri su kenarının nimetlerinden yararlanırlar ve onu bitirince de başka bir su kenarı aramak üzere yine göç etmeye başlarlar.

Mustafa Kemal’in arzu ettiği 'bu vatan bizim ve biz bir milletiz' anlayışını anadolu henüz benimseyebilmiş değil ne yazık ki.

Yukarıda İnce’nin seçim mitingleri sırasında belirlemiş olduğu 'ekmeğin boyutu' hiç de fena değil, yani ortalama bir vatandaşın hayır diyemeyeceği kadar iyi. Hele hele çiftçinin ucuz mazota hayır demesini, fındık üreticisinin 15 TL taban fiyatını elinin tersi ile itmesini beklemek yanlış olur diye düşünüyorsak da anlaşılan o ki:

1) İnce söylemiş oldukları ile kitlelere karşı inandırıcı olamadı ve güven vermedi
2) Bizim insanımız gerçekten aptal
3) Bu işin içinde bir başka iş var

Bence 24 Haziran seçim sonuçlarını bu açıdan bir kere daha okumayı denemek daha doğru olacak.

Seçim gecesi, dakika dakika sosyal medyayı izledim. Pek çok sayılmamış oy olduğunu neden görmezden geldiler? Bu sorunun cevabını henüz alabilmiş değiliz.

Oy ve ötesi vb. pek çok gurubun sandık güvenliğini sonuna kadar izleyecekleri konusunda pek çok yayın yapıldıysa da son zamanlarda bazı yayın organlarından öğrendiğimize göre CHP'nin bu konuda pek zayıf olduğu ve İnce’nin seçim gecesi pek çok merkezden ıslak imzalı tutanakları ele geçiremediği yolunda.

Yani bu seçim sırasında muhalefet yeniden sınıfta kaldı.

Demokrasiye olan bağlılığı kuşkusuz olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeterli bir strateji uzmanı olmadığı da artık iyice anlaşıldı.

Muharrem İnce’nin ise şimdilerde yapmakta olduğu temel yanlış 'geriye dönüş' sinyallerini veriyor olması. Hani o 'herkesin cumhurbaşkanı' olacaktı? Şimdi muhalafetin başına geçmek için uğraşıp duruyor. Temel yanlış, yaratmış olduğu kimliği ile ters düşmeye başlamış olmasıdır.

Önümüzde, muhtemelen erkene çekilecek olan yerel seçimler var ve önü alınamayacak olan bir ekonomik kriz sonucunda çatırdayacak olan bir yeni Türkiye sistemi… Bu durumda halk, muhalefette 'herkesin cumhurbaşkanı' olacak bir lideri bağrına basabilir ama CHP genel başkanını değil.

Ortalık toz duman, bilmem kaç pare top atışları ile heyecanlanamayacak bir toplum var ve sonucu henüz tam olarak anlaşılamayan bir seçimin sonuçları…

Burada Muharrem İnce’ye çok iş düşüyor, CHP Genel Başkanı olması pek bir işe yaramaz.

 

Eğitim