YAZARLAR

Tüm Yazıları Cüneyt Ayral

Vay Macron'un başına gelenler

02.12.2018 15:44

Fransa’yı haftalardır kasıp kavuran 'SARI YELEK' eylemcileri ne istiyorlar?

Sarı Yelekliler işsiz değiller, genellikle en alt gelir gurubunda çalışan insanlar ve çoğu da herhangi bir partinin sempatizanı değil, onların tek istediği “Adil Düzen”!

Fransa’da adil düzen yok mu?
Fransa şimdiki cumhurbaşkanı E. Macron’un, Holland hükümetindeki bakanlık günlerinden beri “adil olmayan” bir düzenin içinde.

E. Macron ikinci turda almış olduğu yüzde 60 oyla Cumhurbaşkanı seçildiğinde “kaybettiğini” yazmıştım ve hayli eleştiri almıştım, ama bugün Macron’un kaybetmiş olduğunu belgeleyen Sarı Yelek eylemleri koltuğunu zangır zangır sallıyor, çünkü Macron, “Macron” olduğu için değil, Fransızlar faşizme geçit vermek istemedikleri için seçildiğini unutarak hareket etti ve etmeye de devam ediyor.

Fransa geleneksel olarak grevlerin ve halk eylemlerinin ülkesidir, ancak tüm grev ve eylemler belli bir düzen içinde gerçekleşir. Her zaman bir sendika ya da konfederasyonun örgütlediği eylemler önceden izni alınmış alanlarda, kontrollü olarak gerçekleşir ve eylemler sırasında herhangi bir aşırı davranış olmaması için gerek eylemciler gerekse güvenlik güçleri tarafından her türlü önlem alınır.

Grev ya da eylem bir süre devam eder ve hükümet ile ya da eylemin muhattapları ile yapılan görüşmeler sonucunda sonlandırılır, genellikle de eylemciler istediklerini alırlar, ancak son zamanlarda pek çok eylemin sonuçsuz olarak bittiği, söndüğü görülürken birden bire hiç bir parti yada örgütün hazırlamadığı ve tamamen sosyal medyadan örgülenen bir eylemle karşı karşıya geldi Fransa.

Bizdeki Taksim’de toplanma Israrının bir benzeri olan Şanzelize Bulvarında eylem yapma Israrına izin verilmemiş olması, Benzin fiyatlarındaki aşırı artışlara karşı başlamış olan Sarı Yelek hareketinin asıl yüzünü ortaya çıkarttı.

İşsizliğin yüzde 10-12 civarında olduğu Fransa’da, asgari ücreti ile “insan gibi” yaşamaya uğraşan halk hayat pahalılığına, ciddiye alınmamaya ve yalnızca kapitalizmin öngörüleri ile alınmakta olan kararlara karşı örgütsüz dev bir eyleme başladı.

Eylemler kontrol altında olmadığı için araya karışan provokatörlerin şiddete dönüştürdüğü hareket herşeye rağmen 3'üncü haftasında halkın yüzde 80'inin onayını alabilmeyi başardı, çünkü Sarı Yelek eylemi tam anlamıyla bir halk ayaklanması olarak gerçekleşti, devam ediyor.

Cumhurbaşkanı E. Macron’un hemen algılayıp, okuyamadığı eylemcilerin karşısına içişleri bakanını çıkartarak halkı küçümsemeye devam etmesi, kızgınlığı daha da arttırdı ve kontrol edilmesi olanaksız bir eyleme dönüşmesine neden oldu.

Fransa’da cumhurbaşkanlarının ikamet ettiği Elize Sarayı ünlü Fb. Saint Honore sokağı üzerindedir ve bu sokağa araç giriş çıkışları Macron saraya taşınana kadar hiç bir dönemde engellenmemiştir, ancak kibirli - genç cumhurbaşkanı göreve geldiğinden bu yana sokağa giriş - çıkışlar polis tarafından engellenmekte ve bölge sürekli, aşırı bir polis kontrolü altında tutulmakta. Bu göstergeler de Macron’un halktan kopuk bir cumhurbaşkanı olduğunun tipik bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Amerikan sermaye şirketlerinde çalıştıktan sonra siyasete atılmış olan genç Fransa Cumhurbaşkanı kibirli ve kendini beğenmiş tavırları ile “partisiz” olmakla övünürken, birden bire karşısında aşağılamayı adet haline getirdiği Fransanın gerçek insan örgüsü ile karşı karşıya geldi.

Aşırı sağcı ve aşırı solcu eylemcilerin yakıp yıkma eylemlerini, şiddet gösterilerini onaylamayan halk, polisin ve jandarmanın orantısız güç kullanıyor olmasını da onaylamıyor ve araçların bagajında bulunması zorunlu olan sarı yeleklerini giyinerek eyleme girişmiş olan, umudunu yitirme noktasındaki halka yüzde 80 oranında destek veriyor.

Güçlerini büyük ölçüde yitirmiş olan Fransız işçi sendikaları ve siyasi partileri şimdi harıl harıl Sarı Yelek eyleminin bir ucundan tutmayı deniyorlarsa da beceremiyorlar, çünkü Sarı Yelekliler, aynı Türkiye’deki Gezi Eylemleri'nde olduğu gibi “herkesin birlikte olduğu” eylemler ve onlar herhangi bir ideolojinin şemsiye altında görülmektense, hükümetin devlete ve kurulu düzene sahip çıkmasını istiyorlar, “aşağılanmaktan yorgun düşmüş” bir halkın ayaklanmasını izliyoruz ve öyle sanıyorum ki izlemeye de devam edeceğiz.

1968 gençlik eylemlerini yaşamış olan Fransa hala demokrasinin varlığını sürdürdüğü, dünyanın 6ıncı büyük ekonomisi olma özelliğini de barındıran bir ülke.

2018 yılını 90 milyon turisti ağırlayarak kapatacak olan Fransa ve özellikle başkenti Paris, kontrol edilemeyen bu halk ayaklanması karşısında kendisine ister istemez çeki düzen verecek, çünkü Fransa Avrupa’da sosyal devletin en doğru uygulandığı ülke olarak tanınıyor ve biliniyor, kendisini genç ve kibirli, mecburen seçilmiş bir cumhurbaşkanının hırslarına teslim etmeyecek kadar bilinçli bir halkı olan ülke burası.
Provokatörler her zaman heryerde varlar ve var olmaya da devam edecekler. Eylemler sırasında işyeri yerle bir olmuş bir işveren eğer eylemleri desteklemekte olduğunu söylüyorsa vay Macron’un başına gelenler...

Fransa’da halk, gizli enflasyonun engellendiği, sosyal hakların kısıtlanmadığı, insanca yaşamanın sürdürülebildiği bir yaşam düzeni için ayaklandı yoksa artan benzin fiyatları aynı kesilmek istenen üç beş ağaç gibi bahane!...

Eğitim