Damat paketimsi paketini açıkladı…

Bu paketimsi şeyde, koşar adımlarla gerileyen sınai ve tarımsal üretimi canlandırıcı, dönüşüm sağlayıcı yönde beklenen ayrıntılı radikal önlemler pek yok…

Sadece kurumlar vergi oranlarında, artan oranlı düzenlemeler yapılarak belki KOBİ’ler için vergi yükünün bir nebze hafifletilmesi ve de ödeme sıkıntısı içindeki kesime, düşük faizle (%4,2) faizle kredi sağlanması gibi yarayı kökünden temizlemek yerine göstermelik yine fon yaratan ve aktaran pansuman önlemleri var…

Zaten bu paketimsi pakete başta döviz olmak üzere piyasalar hiç tınmayarak tepkisini göstermekte…

Ammaa krizin yükünü tamamen, kriz nedeniyle halkın, emekçilerin, emeklilerin zaten kamburlaşmış sırtına iyice yükleyecek önlem önerileri mebzul miktarda…

Başta yıllardır emekçilerin güçlü direnişi karşısında gerçekleştiremedikleri Kıdem Tazminatı Fonu’nun oluşturulması meselesi var… Emekçilerin geleceklerinin teminatı, iş güvenceleri olan kıdem tazminatının, işveren’in doğrudan sorumluluğundan, kurulacak bir fona taşınması Ülkede başta İşsizlik fonu olmak üzere fonların asıl amaçları doğrultusunda kullanılmamaları nedeni ile sicillerinin oldukça kötü olduğu düşünülürse, emekçiler için, yeterince direnilmezse “köprüden önce son çıkışı” da kaçırmaktan başka bir anlam taşımayacaktır.

Bir diğeri, geçim sıkıntısı içinde çırpınan emekçiler cephesinde

bir türlü dikiş tutmayan zorunlu bireysel sigortalanmanın şartları ağırlaştırılarak zorunluluğunun pekiştirilmesi…

Ammaa asıl “dulcis in fundo” yani “tatlı(!) en sonda”…

Damat “Vergiyi tabana yayacakmış…” Yani canımıza “eyice bi” okuyacakmış…


Vergilendirme kuramlarında “vergilendirmede adalet” temel ve başat ilkedir…

Bilindiği üzere, ülke ekonomisinin %50’sini aşan, işverene düşük ücret ödeme olanağı vererek ve de iş, sendika, toplu sözleşme hukuku, sosyal güvenlik sistemi dışında tutulmalarını sağlayarak emekçiler, çalışanlar aleyhine işleyen “KAYIT DIŞI” lık olgusu yıllardır büyük göçmen kitleleriyle de artarak sürerken ve de bu konuda bir mesafe alınamamışken, vergilendirmede adaletin sağlanması için kazanç düzeyine göre artan oranlı olarak doğrudan-dolaysız vergilendirme yerine “verginin tabana yayılacağının ilanı” bu tercihin aracı olan tüketim üzerinden, gelir düzeyi farkı gözetilmeden, zaten vatandaşın belini büken dolaylı vergilerin daha da artırılacağını ve çeşitlendirileceğinin açık işareti…

Bu durumda kayıt içinde olanlara vergilendirme dilinde “Yolunacak Kazlar” deniyor.

Bari “Kazlar” adil bir şekilde “yolunsa”…Ne gezer…

Bütün dünyada, adil bir vergi sistemi, çok kazananı çok, az kazananı az vergilendirmeyi öngören “progresif”, artan oranlı dolaysız, doğrudan vergilendirme, gelir toplama temel ilkesine dayanır. Dolaylı vergiler ise, daha çok bir ölçüde tüketimi yönlendirme ya da engellemeye yönelik yardımcı “enstrüman”lar, araçlardır; ve de toplam bütçe gelirleri içinde aşağıdaki boyutta büyük bir pay oluşturmamalıdırlar.

Şimdi içler acısı “encamımıza” bakılabilir: 

Dolaylı vergilerin yüksekliği, günlük yaşama olumsuz etkilerinin yanı sıra vergideki adaletsizliği kamçılıyor. Çok kazananlar genellikle az, az kazananlar da çok vergi ödemek durumunda kalıyor.

Bu tablo içinde, en adil vergileme araçları olan gelir ve kurumlar vergisi tahsilatı düşerken, katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, özel işlem vergisi gibi vergiler ise sistemde giderek çok daha fazla yer tutmaya başlıyor.

Örneğin;
Toplanması öngörülen kurumlar vergisi tutarı , devlet sadece akaryakıt ürünleri ve doğal gaz kullanımıyla vatandaştan toplanacak Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) çok altında…
ÖTV tahsilatının yaklaşık ve yuvarlatılmış rakamlarla tütün mamullerinde 20 milyar lira, motorlu taşıtlarda 5 milyar lira, alkollü içkilerde de 3 milyar lira’nın üstünde olması bekleniyor.
Devletin bu yıl için öngördüğü Özel İletişim Vergisi de 5-6 milyar liranın üstünde.

Bu durumda, vatandaşın cep ve sabit telefon konuşmalarıyla ödediği Özel İletişim Vergisi, beyannameli Gelir Vergisi mükelleflerinden alınan verginin neredeyse 2 katını buluyor.

SONUÇ: YEDİĞİMİZ İÇTİĞİMİZ HER ŞEY VERGİ

Halkın temel ve yaşamsal gereksinimleri beslenme, giyim, eğitim, sağlıkla ilgili tüketim malları, elektrik, su, doğal gaz, toplu ulaşım vb. %8-%18 gibi ağır bir dolaylı vergi baskısı altında… Ayrıca, bu vergi oranları ile zaman zaman oynanarak adalet bir yana, eş, ahbap, dosta etik dışı çıkar sağlanıyor, yetim hakkı kursaklardan hiç rahatsız olmadan geçirilebiliyor…

  

Eveeeet, bunlar böyle biline; Biliniyorsa unutulmaya… Toplumsal yoksulluğun, eşitsiz bölüşümün önemli bir nedeni de burada…