Damat pembe tablo çizmişti, ekonomideki gerçekler tersini söylüyor!

Damat pembe tablo çizmişti, ekonomideki gerçekler tersini söylüyor!

“Erdoğan’ın damadı, Bakan Albayrak’ın tüm öngörüleri hiç sapma göstermeden gerçekleşse bile 2022 yılında ulaşacağımız kişi başına gelir, 2008’in, yani tam on beş yıl öncesinin altında kalacak”

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, iki gün önce yeni ekonomi programını açıkladı. Yandaş medya Bakan Albayrak’ın sözlerini “ekonomik başarı” olarak sayfalarına taşırken, kamuoyundan saklanan gerçek ekonomik tabloyu Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş köşesine taşıdı.

Aktaş, “Bir büyüdük, bir büyüdük, baktık ki daha yoksuluz!” başlıklı yazısında, “Yeni Ekonomi Programımdaki büyüme ve kur varsayımına ilişkin tüm öngörüler hiç sapma göstermeden gerçekleşse bile 2022 yılında ulaşacağımız kişi başına gelir, 2008’in, yani tam on beş yıl öncesinin altında kalacak. Bu yılki kişi başına gelir de on yıl önceki düzeyde gerçekleşecek, tahmin bu yönde” ifadelerini kullandı ve “Kişi başına gelirin ne kadar arttığını konuşurken artık on yıl, on beş yıl önceyle kıyaslamaya yanaşamıyor ve çok daha eski yılları gündeme getirmek durumunda kalıyoruz” dedi.

Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş’ın yazısı şöyle:

“Bir ülkede vatandaşların ne ölçüde refah içinde yaşadığını ortaya koyan en temel gösterge kuşkusuz kişi başına gelirin düzeyi. Gelir dağılımının kötü olması gibi etkenlerin varlığı elbette dikkate alınmalıdır ama yine de kişi başına gelir en temel gösterge sayılır.

Bu gerçeği bir kenara koyup bizdeki duruma bir göz atalım.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından önceki gün açıklanan 2020, 2021 ve 2022 yıllarını kapsayan Yeni Ekonomi Programındaki hedefler hiç sapma göstermeden gerçekleşse bile kişi başına gelir konusunda karşımıza pek iç açıcı bir tablo çıkmıyor.

Program, 2022 yılında kişi başına gelirin 10 bin 534 dolara ulaşacağını öngörüyor.

10 bin 534 dolar… Bu değeri hangi yılla kıyaslayacağız…

Kıyaslamayı bu yıl gerçekleşeceği varsayılan 9 bin 93 dolarla yaparsak, üç yılda yaklaşık bin 500 dolarlık bir artıştan söz edebiliriz.

Geçmişte hiç 9 bin dolarları görmemiş olsaydık, böyle bir kıyaslama doğru sayılır, üç yıllık dönemde her yıl için 500 dolar civarındaki artış da önemli görülebilirdi. Ama biz önceki yıllarda çok daha yüksek gerçekleşmeler yaşadık. Yani şimdi kaybettiğimiz düzeyi yakalamaya çalışacağız.

ON BEŞ YIL ÖNCESİNİN BİLE ALTINDA

Yeni Ekonomi Programı kapsamındaki büyüme hedefi öngörüldüğü gibi gerçekleşir ve Türkiye yeni bir kur şoku yaşamazsa kişi başına gelirin 2022 yılında 10 bin 534 dolar olacağını belirttik.

Türkiye kişi başına gelirde bu düzeyi yakalasa bile on beş yıl önceye ancak yaklaşacak, o yıla dönemeyecek bile… Kişi başına gelirin 2008 yılında 10 bin 931 dolar olarak gerçekleştiğini hatırlatalım.

2019’DA ON YIL ÖNCEYE DÖNÜYORUZ

Kişi başına gelirde bu yıl için beklenen 9 bin 93 dolar, neredeyse on yıl önceki düzeyde.

Kişi başına gelir, 2009 yılında 8 bin 980 dolar olmuştu.

Grafiğimizde çok somut olarak izlenebilir, bu yılki tutar, kişi başına gelirin zirve yaptığı 2013 yılının 3 bin 387 dolar altında kalacak. 2013-2019 farkı oransal olarak tam yüzde 27’lik bir düşüşe işaret ediyor.

YOL, KÖPRÜ, HASTANE İLE OLMUYOR

Biz yıllar yılı yol yaptık, köprü yaptık, hastane yaptık. Tamam bunlar da elbette gerekli, elbette ihtiyaç ama yol, köprü, hastane bize milli gelir olarak pek dönmüyor.

Bunları yaparken ilgili sektörlerin üretimi artıyor, bir katma değer yaratılıyor, ama iş bitti mi milli gelir anlamında ortada pek katkı da kalmıyor.

Bize tesis gerekiyor oysa tesis, üretim yapacak tesis!

Yeni ürünler üretmemiz, katma değer yaratmamız, istihdam yaratmamız gerekiyor. Ve bunu bir seferliğine değil, süreklilik gösterecek şekilde yapmamız gerekiyor.

Yolu, köprüyü yaptık bitti. Bunun ekonomiye kuşkusuz katkısı var da işte o katkı milli geliri pek fazla etkilemiyor, hele hele kişi başına gelire kadar yansıyacak bir etki neredeyse hiç doğmuyor.

Sonra da kişi başına gelirin ne kadar arttığını konuşurken on yıl, on beş yıl önceyle kıyaslamaya yanaşamıyor ve çok daha eski yılları gündeme getiriyoruz.”

İlgili Haberler

ÇOK OKUNANLAR

YAZARLAR