• Hemen şu kelimelerle başlayayım unutmadan, haftalardır gerilen ortama karşın sahanın içi tertemizdi,Cüneyt Çakır’ın da Avrupa düzeyine çıkan performansı buna katkı yaptı,  bu nokta çok sevindirici..

    Maç önüne gelirsek, kadrolar açısından Galatasaray ilk onbirinde 0 yerli, yedek kulübesinde 7.5 la çıktı, buçuk Emre Mor..Fenerbahçe ise ilk onbirinde 4.5 , buçuk Vedat Muriç, yedeklerde 8 oyuncuyla maça çıktı..

    Bu konuya çok takılıyorum, çünkü benim derdim ülke futbolu, sonuna kadarda bunun üstüne gideceğim….Aslında Fenerbahçe’nin ilk onbirinde bir Türk daha vardı, ulusal marş okunurken dudak okumayla  izlediğim kadarıyla  marşa eşlik eden Alman futbolcu Max Kruse…Milliyetçilik hayatımda yoktur, vatansever boyutundayım, ama bu genç Alman para kazandığı ülkede böyle bir jest yapmayı hissediyorsa kutlamak gerek..

    Bu bağlamda yayıncı kuruluşun maç önü yorumcusu Cevat Prekazi çok güzel bir konuya parmak bastı, aynen şunları dedi..” Şimdi iş tamamen paraya döndü, GS ya bakıyorum tek  Türk oyuncu yok, yabancılar sadece işlerini yapıyorlar, halbuki birkaç yerli oyuncu oynasa GS-FB rekabetini çok daha fazla hissederler.”..Eski hocası Fatih Terim bu sözlerin üstüne biraz düşünür mü acaba??.

    Neyse maça başlayalım, ilk 20 dakika Fenerbahçe’nin üstünlüğüyle geçti, Ersun Hoca rakibinin yumuşak karnı olan çift stoperi çözmüş ve bu ikilinin üstüne Muriç in yanına Kruse yi katarak başladı, belki net pozisyon bulamadı , ama en azından Galatasaray’ın birinci bölgesinden oyun kurmasını engelledi.. 20 den sonra  den sonra oyun dengelendi ve son 5 dakika GS  oyunu forse etmeye başladı, bu süreçde Lemina nın iki gollük pozisyonunu Altay önlerken Fenerbahçe ilk net pozisyonunu 41 inci dakikada Tolga’nın auta giden vuruşuyla yaşadı..
    Özetle ilk yarı yarım gömlek Fenerbahçe’nin üstünlüğüyle geçerken göze batan futbolcular kaleci Altay, Vedat Muriç ve her zamanki gibi 39 yaşındaki Emre idi, Galatasaray cephesinde ise Lemina’ydı..

    0-0 biten ilk devreden sonra ikinci yarıya Fenerbahçe Isla’nın yerine Deniz Türüç’ü alarak başladı ve Ozan sağ savunmaya geçti, Ersun Yanal’ın bu hamlesi atak yönüne daha önem vermesiydi bana göre..
    Arkasından Galatasaray’ın en iyi oynayan Lemina yı çıkartması bana göre saçmalıktı, Ömer Bayram girdi oyuna…Sahada olan teknik adam Levent Hoca ya bu talimatı verene şaşırdım doğrusu, hani tartışılıyor ya haftalardır cezasından dolayı tribünde oturan Terim  mi yapıyor bu değişiklikleri,yoksa Levent Şahin mi??

    Tabiki Fatih Terim, pro lisanslı Levent Hoca ne ki…
    Dünya derbisinin ikinci 45 i biraz  kımıldadı aslında , top orta alanda hiç kalmadı, iki tarafta maçı almak için  için atak futbolu tercih ettiler, bu da maça heyecan getirdi..
    67 de Levent Şahin veya Fatih Terim , takımın ikinci iyi oynayan futbolcusu Feghouli’yi oyundan alıp Emre Mor’u soktu..Yeri gelmişken yazayım, Galatasaray Emre ye kaç para verdi bilmiyorum, ama herhalde U-17’ye senede ayırdığı bütçenin üstündedir..Yazık, çok yazık..

    Son 10 dakikaya girildiğinde sarı-kırmızılılar seyirci baskısıyla karşı kaleye yüklendi, ama genç kaleci Altay tüm atakları önledi, çok başarılıydı..
    Son saniyelerde Kruse Muslera’nın  kalesini boşalttığı pozisyonda kafa şutunu biraz daha darbeli vursaydı Fenerbahçe Kadıköy’e belkide 3 puanla dönecekti..Ayrıca bu pozisyonda penaltı tartışması olabilir..

    Sonuç olarak , Boca  Juniors- River  Plate, Barcelona-Real Madrid, Celtic- Glascow  Rangers,, Dortmund- Schalke , Roma -Lazio, Manchester United- Liverpool gibi Dünya Derbilerinin milyarlarca izleme pazarlığının olduğu bir futbol endüstrisi  ortamında  bizler de kendi kendimizi tatmin ettik bu gece..
    Önümüzdeki derbilere bakalım….