Editörün Seçtikleri | 1 Nisan 2019

Editörün Seçtikleri | 1 Nisan 2019

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için “Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi” oluşturdular.

Aldatıldık’ dememek için, ‘aldanmamak’ için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Kürk Mantolu Madonna’nın popçu Madonna olduğunu zanneden medya figürlerine ülkenin teslim edildiği bir dönemde, daha fazla okumanın bir ödev olduğunu bilen okurlarımıza yeni bir seçki sunuyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz…

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

 

Umberto Eco

DEVLERİN OMUZLARINDA

Çeviren:Eren Yücesan Cendey

Doğan Kitap

Geçmişte yaşayanlar bize oranla devdiler, ama bizler cüce olsak da omuzlarına oturarak, yani onların bilgeliğinden yararlanarak onlardan daha iyi görebiliyorduk.

Devlerin Omuzlarında, 2016 yılında aramızdan ayrılan Umberto Eco’nun, Milano’da yapılan sanat ve kültür festivali Milanesiana için hazırladığı dersleri bir araya getiren son kitabı.

Medeniyetin kökenleri, güzellik, çirkinlik, paradokslar, aforizmalar, yalancılar, sahtekârlar, kusurlu sanat yapıtları, edebi metinler, roman kahramanları, sırlar, komplolar, mitler ve kutsallık temsilleri gibi, Eco okurlarının tutkunu olduğu pek çok konu ve kavram, yazarın eşsiz heyecanıyla kitapta bir kez daha gözler önüne seriliyor.

Bir devin omzunda yükselerek ufku daha iyi görebilmek isteyenler için, Umberto Eco’nun anlam evreninden on iki ders.

392 s.

İstanbul 2019

KİTABI ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

Walter Benjamin

RÜZGARDA ASILI ARP

Çeviren: Yahya Kurtkaya

Pruva Yayınları

Büyük yazarları ne kadar okursak okuyalım, hep eksik kalıyor. Hele bazı yönlerini gözden kaçırmış, yeterince okumamış isek bu eksikliğin vahameti daha da koyu oluyor. Benjamin’in şiirlerini beğenmeyip ‘önemli değil’ diye geçenler olabilir. Ancak, Mary Maxwell, Benjamin’in şiirlerinde düzyazısında görüldüğünden daha da ince bir duyarlığın ortaya çıktığını söyler. Haksız değildir. Benjamin’in şiirlerini okumak mutlaka gereklidir.
Bu bakımdan 73 şiiri Almanca aslından Türkçeye aktaran Yahya Kurtkaya’ya büyük bir teşekkür borçluyuz. Çok güç bir işin altından başarıyla kalktı. Çünkü Benjamin’in şiirleri kolay değil. Bir yandan Benjamin “yüksek üslûp” tutturmaya çalışmış. Öbür yandan şiirler içerik olarak iyice kapalı, hermetik dedikleri türden.

Özenle çalışmış Benjamin. Sone biçiminin yanısıra, dizelerde hece sayısına, uyak tutturmaya, ses uyumuna bir daha, bir daha bakmış. Sadece noktalama imleri konusunda pek hasis. Bu da şiiri anlamlandırma işlemlerini etkileyebilir. Beğenmemiş ki gün ışığına hiç çıkarmamış bu şiirleri. Atmaya da kıyamamış. Saklamış, ölümüne kaçarken Paris’ten Bataille’e emanet etmiş. Belli ki ölümü sonrası bir yaşam öngörmüş şiirlerine. Öyleyse onun dünyasının asal bir parçası bu şiirler. Gel gör ki okunması zaten güç bir toplamın iyice gizemli, sırlı, esrarlı bir parçası. Benjamin’in şiirlerine henüz gereken ilgi gösterilmedi. Çözüm, söküm, yorum çalışmaları yapılmadı. Bir yumak, duruyor karşımızda.

164 s.

İstanbul 2019

KİTAPLARINI ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Micheal Foucault

MARX’TAN SONRA

Söyleşi: Duccio Trombadori

Çeviren: Gökhan Aksay

Olvido Kitap

‘‘Trombadori, İtalyan Komünist Partisi’nin günlük gazetesi olan L’Unità için çalışıyordu. Foucault’nun komünist partilerden, özellikle Fransız Komünist Partisi’nden hazzetmediği bilinir; onu partili komünist bir entelektüelle ciddi bir tartışma yaparken görmek, alışılmış bir durum değildir. Buradaki mülakatlarda, ikisinde de zaman zaman kimi kuşkular belirse de, tartışmanın havası karşılıklı saygıya dayalıdır. Öteden beri birçok yazar, Foucault’nun Marksizm’le ilişkisini incelemeye yeltenmiştir; bu söyleşiler, bu konudaki çabalara ışık tutuyor. Burada, iki karşıt duruşun güçlü ve zayıf yanlarını apaçık görebiliriz: Bir tarafın, yerel taktikler kadar küresel stratejiler de üreten siyasal kitle örgütü aracılığıyla devrimci bir programı öne çıkarma arzusuna karşılık olarak diğer taraf, iktidar ilişkilerinin önceki analizlerine ve onların gerektirdiği stratejilere dair radikal bir kuşkuculuğu sürdürme arzusuyla karşılık verir. Aslında Foucault’nun meydan okuduğu şey, siyasal temsil kavramının ta kendisidir. Entelektüelin rolü ile ilgili olarak, burada ve başka yerlerde –örneğin, Deleuze ile yaptığı ünlü söyleşide– dile getirdiği düşünceler, üzerinde durulmayı hak ediyor; bu kitapta yer alan diyaloglardaki tıkanıklık, solun 1980’lerin sonunda Batı’da yüz yüze kaldığı, 80’li yılların son aylarında Doğu Avrupa’da komünizmin genel olarak çöküşüyle nihayet farkına varılan siyasal tıkanıklığın belirtisi gibi gözüküyor.”

– R.J. Goldstein

1984’teki ölümünden üç yıl önce gerçekleştirilen bu söyleşi dizisi, Foucault’nun büyük tartışmalara yol açan düşüncelerine dair doğrudan bir kaynak. Düşüncelerini sormakla kalmayıp sorgulayan bir muhatapla gerçekleşen bu sert söyleşide Foucault, sol siyasetin kendi içindeki ideolojik ve siyasal tıkanıklığa ve Marksizm’e dair güncel analizler yapıyor. Marx’tan Sonra, yayımlanmış en uzun Foucault söyleşisi olma özelliğini de taşıyor.

136 s.

İstanbul 2019

KİTABI ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

İlgili Haberler

ÇOK OKUNANLAR

YAZARLAR