darbeicindedarbegif.gif


Çok Okunanlar

Kılıçdaroğlu'ndan seçime dair çarpıcı açıklamalar

CHP'den AKP'ye geçen Belediye Başkanı: Özüme döndüm

Yunanistan bastırdı, Makedonya'nın adı değişiyor: İşte yeni isim

Merdan Yanardağ, Kaşıkçı cinayetini Suudilerin itirafı öncesi TELE1'de duyurmuştu...

Eşinin babasından Arda'ya rest: 'Kızım, çocuk doğana kadar burada kalacak!'

Hocaların hocası iktisatçıdan ürküten uyarı: IMF programı gündeme gelebilir

İktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav, ekonomide bu yılın son 3 ayında küçülme sürecinin başlamasının beklendiğini kaydetti. Boratav, “IMF programı da gündeme gelebilir” diyen Boratav, “Sendikalara önemli görevler düşecek” diye konuştu.

İktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav, ekonomide bu yılın son 3 ayında küçülme sürecinin başlamasının beklendiğine dikkat çekerken yüksek dış borçların döndürülmesi ve cari işlem açığının finansmanı için bir IMF programının gündeme gelebileceğine işaret etti. Boratav, “Finans kapitale teslim olmayı reddeden bir iktidar, Türkiye Cumhuriyeti devletinin dış borçlarının yeniden yapılandırmasını talep edebilir” ifadelerini kullandı.

DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası’na üye işçilerin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Korkut Boratav’ın dikkat çeken açıklamaları sendikanın “Emek” gazetesinde yayınlandı.

İşçilerin soruları ve Boratav’ın yanıtlarından bazıları özetle şöyle:

Ekonomi bu noktaya nasıl geldi?

Yaygın kabul gören bir tanıma göre, bir ülkenin milli geliri üçer aylık dönemlerden ikisinde üst üste düşmüşse, ulusal ekonominin gerileme / küçülme aşamasına girdiği kabul edilir. Bu durum bir yıl sürerse bir krizin patlak verdiğini kabul edebiliriz. Birkaç yıla uzarsa depresyon / buhran durumundan söz edilebilir. Bu aşamalardan herhangi biri yaygın şirket ifasları, bankaların yükümlülüklerini yerine getirememesi, döviz piyasasının kontrolden çıkması gibi olgularla birleşirse finansal kriz söz konusudur. Ekonomi şu anda bir krize girmedi; ancak, 2018’in son üç ayında küçülme sürecinin başlaması beklenir. Bu durum, AKP’nin 2017’de uygulamaya başladığı seçim ekonomisi önlemlerinin, Türkiye ekonomisinin üretim sınırlarını zorlaması sonunda meydana geldi. Enfasyon ve cari açık yükseldi; uluslararası finans kapital, Türkiye’den fon çıkarmaya başladı. Döviz fiyatlarının tırmanması finansal sistemi zorladı. Döviz borçlusu şirketlerin sıkıntıları ve faizlerde aşırı yükselme, ekonomiyi daralma ivmesine sürükledi.

Diğer ülkelerde işçiler ne durumda?

Emperyalist sistemin çevresinde yer alan bazı Latin Amerika ülkeleri (Arjantin, Brezilya) ve Türkiye bugünlerde benzer tedirginlikler içindedir. Hepsinde, talep kısıcı maliye ve para politikaları, ekonomileri en azından durgunlaştırmaktadır. Sonuç, istihdam artışlarının frenlenmesi, işsizlik oralarının yukarı çekilmesidir. Reel ücretlerin düşmesi gündeme gelir. Durgunlaşma içinde bölüşüm yükünün nasıl paylaşılacağı; talep daralmasının ücretlere ve kârlara nasıl yansıyacağı, emeğin örgütlenme gücüne bağlıdır.

Türkiye’yi nasıl bir tablo bekliyor?

Türkiye ekonomisinin dış bağımlılığı AKP döneminde çok arttığı için uluslararası finans kapitalin talepleri ağır basacaktır. Çok yüksek dış borçların döndürülmesi ve cari işlem açığının finansmanı için bir IMF  programı gündeme gelebilecektir. IMF  programları, talep kısıcı ve emek gelirlerini aşındırıcı özellikleriyle işçi sınıfına ağır maliyetler getirir.

Krizden kurtulmanın yolu yok mu?

Finans kapitale teslim olmayı reddeden bir iktidar, Türkiye Cumhuriyeti devletinin dış borçlarının yeniden yapılandırılmasını talep edebilir. Özel sektörün ve bankaların dış borçları ise alacaklı-borçlu aktörler arası müzakerelere bağlıdır; ancak, döviz darlığı koşullarında sermaye hareketleri denetlenebilir; borç taksit ödemelerinde döviz tahsisi sıraya konabilir.

Krize karşı ne yapabiliriz?

Türkiye’nin son on iki ayda 55 milyar dolara yükselen cari işlem açığının finansman güçlükleri, ithalatın kısılmasını gerektirebilir. Ortaya çıkacak arz daralması, kârların tırmanmasına fırsat yaratmamalı. Ekonominin daraldığı, kriz koşullarının doğduğu bir ortamda, yük paylaşımının emekçilere yıkılmaması gerekir. Örgütlü mücadele gereklidir. Sendikalara ve emek yanlısı partilere, örgütlere önemli görevler düşecektir.

İlgili Haberler

Ekonomi

Tüm devlet memurlarını ilgilendiren oranlar belli oldu

Ekonomi

'Her yıl yaklaşık 1.5 milyar ton gıda israf oluyor!'

Ekonomi

Artık Ankara'nın da ‘komünist dükkân'ı olacak

Ekonomi

'Star Rafinerisi' resmi törenle açıldı

Ekonomi

DenizBank'ın takipteki kredileri satıldı

Ekonomi

Bütçeden 'zam' çıktı

Ekonomi

İşte Türkiye'de en çok konut alan yabancılar

Ekonomi

Beyaz eşya satışları dibe vurdu

Ekonomi

Tüm zamları Haziran seçimleri'ne kadar sınırlı tutmuşlar: Enflasyon artacak

Ekonomi

Sberbank: Denizbank'ın satış fiyatını gözden geçirmek için sebep yok

Ekonomi

Ekonomik yetersizlik, ruhsal bunalımları arttırdı

Ekonomi

Ali Tezel | EYT'nin çözümü Finlandiya modelidir...