Elektrik zamlarına tepki dinmiyor! ‘Enerji üretimi ve dağıtımı derhal kamulaştırılmalıdır!’

Elektrik fiyatlarının bir yıl içerisinde yüzde 60 zamlanmasına karşı protestolar sürüyor. Mersin, Hopa, Antalya, Trabzon, Kadıköy, Esenyurt ve İkitelli’de sokağa çıkan Halkevleri, “Enerji üretimi ve dağıtımı derhal kamulaştırılmalıdır!” dedi.

Elektriğe ve doğalgaza son bir yıl içerisinde toplam 10 kere zam iki kere indirim geldi. Hal böyle olunca tepki sosyal medya ile sınırlı kalmadı sokağa taştı.  “Bu bir soygundur!” diyerek Mersin, Hopa, Antalya, Trabzon, Kadıköy, Esenyurt ve İkitelli’de sokağa çıkan Halkevciler , “İktidar, enerji şirketlerinin borcunu halka fatura ediyor, bu faturayı ödemeyeceğiz!” diyerek iktidarın enerji politikalarına tepki gösterdi.

“Enerji üretimi ve dağıtımı derhal kamulaştırılmalıdır!”

İstanbul’da Kadıköy, Esenyurt ve İkitelli’de bir araya gelen Halkevleri, enerji üretiminin ve dağıtımının kamu eliyle yapılması ve enerji şirketlerinin borçlarının vatandaşın sırtına yüklenmemesi talepleriyle basın açıklaması yaptı.

 

“Bu zamlarla yaşanmaz, zamlar geri çekilsin”

Mersin’de, Halkevleri “Enerji şirketlerinin 47 milyar dolar olan borcunu, son bir yılda elektriğe yapılan toplam %71 zamla birlikte halkın cebinden çıkarmaya çalışıyor” diyerek Yaşat Durağı’nda ses çıkarma eylemi yaptı.

“Artık yeter, geçinemiyoruz” diyen Trabzon Halkevi üyeleri “Bu zamlarla yaşanmaz, zamlar geri çekilsin!” talepleriyle diyen Trabzon sokaklarında bildiri dağıttı.

BASIN AÇIKLAMASININ TAMAMI ŞÖYLE:

“ZAM YAĞMURUNU DURDURUN HALKIN SIRTINDAN İNİN”

Zam yağmuru devam ediyor. Elektriğe 3 ay sonra ikinci kez yüzde 15 zam yapıldı, geçtiğimiz Temmuz’da da yüzde 15 yapılmıştı. Kışa girerken yoksul halkın temel ısınma aracı olan elektriğe üç ayda toplamda yüzde 32 zam yapması, AKP’nin krizi halkın sırtına yüklemekte ne kadar acımasız davrandığının göstergesidir. Dört kişilik bir ailenin asgari tüketimi olan 230 kWh elektriğe 4 ay önce 123 TL öderken bu aydan itibaren 163 TL ödeyeceğiz.

Bu zamlar maliyet zamları değil, yağmacı sermayedarları kurtarma zamlarıdır. Yani yağmacı yandaş şirketleri kurtarmak için her ev ayda en az 40 TL/yılda 500 TL para ödemek zorunda bırakılıyor. Borçları yine kapanmazsa tekrar tekrar zam yapılacak.

1990’lı yıllarda başlayan, AKP döneminde şahlanan enerjde özelleştirme ile enerji sorununa sözde çözüm bulunmuştu. Oysa gelinen noktada tam bir iflas tablosu ortaya çıktı.

Türkiye’de 300’e yakın firma enerji alanında faaliyet gösteriyor. Çoğunluğu da büyük holdinglerin bünyesinde yer alıyor. Bunların neredeyse yüzde 60-70’i AKP döneminde enerji işine girdi. Daha önce inşaatçılık, otelcilik, turizmcilik, şeker pancarı alımcısı olan şirketler AKP’nin teşviki ve desteğiyle enerji işine girdiler. Termik santral, hidroelektirk santral kurmak için dereleri kuruttular, havayı zehirlediler, doğayı talan ettiler, direnenleri ezdiler. Yatırımları vergilerden, harçlardan muaf tutuldu, özel teşvikler ve destekler verildi, alım ve fiyat garantileri verildi. Bu kadar büyük avantaj ve büyük karları gören AKP’den torpilli birçok şirket büyük borçlarla enerji işine girdiler.

Bu şirketlerin başta gelenleri AKP’nin gözdesi, Dünya Bankasının devletten en çok ihale alan şirketler listesinde  ilk 5’e giren Cengiz, Kolin, Limak, Kalyon gruplarıdır. Bu şirketler dövizle aldıkları kredi borçlarını bir süredir ödeme güçlüğü çekiyorlar. BDDK’nın verilerine göre enerji şirketlerine ait 13 milyar dolar borç şimdiden batık durumundadır. Iktidar bunları kurtarma derdindedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Merkez Bankası başkanını istifaya götüren faiz indirme baskısının arkasındaki neden bu şirketlerin bankalara olan kredi borcudur. Özel bankalar bu şirketlere borç vermek istemediklerinden kamu bankaları bu şirketlere ödenmeyeceğini bile bile yeni krediler açmakta ve halkın parası bu yolla da riske atılmaktadır.

Derler ya “böyle kıyağı baba evladına yapmaz” diye. Peki, iktidar bu şirketlere neden bu kıyağı yapar, bunlar iktidarın evladı mıdır? Enerji işine girerken teşvik ver, karşılıksız borçlanmasına destek çık, ürettiği elektiriği yüksek fiyattan satın al, borcunu ödemeyince yeni borç alabilmesi faizleri düşür, vergi borçlarını sil, yine de kurtulamayınca elektrik satış fiyatlarına zam yap. Tüm Türkiye başta AKP’li inşaat ve enerji şirketleri olmak üzere sermayeye çalışıyor. Iktidar mensuplarının bu şirketlerle ne tür bir ortaklığı olduğu merak konusudur.

Enerji şirketlerinin borcu 0.5 milyar dolardan 14 yılda 47 milyar dolara fırlamış ve 13 milyar doları da resmen batıktır. Iktidar bu borçları zamana yayarak halkın sırtına yüklemenin yollarını arıyor.  Birer kamu kuruluşu olan EÜAŞ ve BOTAŞ bu şirketlerden alacağını tahsil edemiyor, alacaklarına faiz uygulamak istediklerinde ise şirketlerin koruyucusu iktidar tarafından engelleniyorlar. Bildikleri tek çözüm şirketlerin borcunu zamlar yoluyla örgütsüz ve çaresiz olduğunu düşündükleri halkın sırtına yüklemek. Yağmacı-yandaş şirketlerin 13 milyarı batık toplam 47 milyar dolar borcu Türkiye’nin elinde patlamaya hazır saatli bombaya benziyor, iktidar bu bombayı halkın cebinde patlatmaya niyetlidir.

Kamu kaynaklarının şirketlere peşkeş çekilmesine son verilmelidir. Enerji üretimi ve dağıtımı acilen kamulaştırılmalı ve asgari insani tüketim miktarı olan 230 kWh elektrik halka ücretsiz sağlanmalıdır.

AKP’nin kurduğu rejimin duvarında “egemenlik kayıtsız şartsız sermayenindir” yazmaktadır. 17 yıllık AKP iktidarının ülkeyi getirdiği nokta asalaklara hizmet eden bir ekonomik sistemdir. Halkın birikimleri, emekleri, vergileri bu asalak sisteme peşkeş çekiliyor. Halkın ağır sömürü koşullarından kurtulmasının yolu şirket egemenliğine son verip halk egemenliğini kurmasıdır.

Elektrik temel insani bir haktır, ticarileştirilmesi görüldüğü gibi büyük soygunlara yol açmaktadır. Bu nedenle elektrik kamu tarafından üretilmelidir, enerji üretimi ve dağıtımı acilen kamusallaştırılmalıdır.”

İlgili Haberler

ÇOK OKUNANLAR

YAZARLAR