• 31 Mart seçimleri ve sonrasında yaşananlar pek çok açıdan ilkleri oluşturdu. Beklenen, tahmin edilen ancak pratik olarak yaşanmayan pek çok şey bu seçim sonrası süreçte yaşanmaya başlandı. Büyük kentleri kaybeden AKP seçim sonuçları karşısında direnmeye başladı. Kaybettiği hemen her kentte seçim kurullarına itirazlar yaparak, sandıkta kazanamadığı seçimleri kurul kararlarıyla kazanmayı zorluyor.

    Yüksek Seçim Kurulu daha önce AKP’nin kazandığı seçimlerde yapmadığı pek çok şeyi yaparak süreci zorluyor. AKP’nin hemen her itirazını kabul ederek, tekrar tekrar sayımların yapılması doğrultusunda kararlar veriyor. Toplumu gererek, insanları bıktırarak süreçte etkin olmaya çalışıyor.

    31 Mart seçimin kaybedeni AKP’dir. Bu gerçeği hiç bir yöntemde değiştiremeyecekler. AKP sendelemeye başlamıştır. Bu tükenme süreci her geçen gün daha da yoğunlaşarak devam edecektir. Hiç bir yeniden sayımda AKP lehine sonuç çıkmamıştır. Bunu bile bile itirazlarla zaman kazanılıyor. Kendi tabanına ve Türkiye’ye mesajlar verilmeye çalışılıyor. Devletin tek sahibi gibi davranan AKP, seçilen belediye başkanlarını mazbatalarını geciktirerek, topluma kendi gücünü göstermeye çalışıyor. ”Belediyeler kaybedebiliriz ama devlet hala biziz.” denmek isteniyor.

    AKP seçimler sonrası tavrı ile ağzından düşürmediği milli irade ve demokrasi kavramlarının içinin boş olduğunu, kendi çıkarı olduğunda bu kavramların önemli olduğunu, kendi çıkarına olmayan durumlarda milli iradeyi ve demokrasiyi hiç düşünmeden çiğneyebileceğini gösterdi. Milli irade kendisine kazanç sağlarsa anlamlı. Muhalefete oy vermiş insanların milli iradesi ise Erdoğan için hiçbir anlam taşımıyor. 31 Mart seçim sonrası süreç bu gerçeği olanca çıplaklığı ile gösterdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nefret, tahrik ve ayrıştırıcı söylem dilini hep eleştirdik. Erdoğan karşıtına sürekli saldırarak, tehdit ederek, aşağılayarak, her olumsuzluğun sorumlusu olarak göstererek kendi tabanını sabitlemeyi, kemikleştirmeyi bu güne kadar hep başardı. AKP tabanı hiçbir şeyi sorgulamadan, yalnızca Erdoğan’ın söylemiyle tavır aldı. Her girdiği seçimde dilini biraz daha keskinleştirerek, biraz daha saldırganlaşarak hep kazandı.

    Ona göre her şeyin suçlusu CHP ve zihniyeti idi. Bay Kemal her şeyin sorumlusuydu. Ağzından düşürmedi. Meydanlarda halka yalanlarla dolu CHP zihniyetini anlatarak, kendi tabanını hep karşıta biçimlendirmeye çalıştı. Bunun için her şeyi kullandı. Hiçbir değeri gözetmedi. Toplumsal ve tarihsel değerleri ayakları altına almaktan geri durmadı. Bu güne kadar bu sözleriyle hep kazandı. Kendi tabanı herkesi neredeyse düşman gördü. Medya gücünün etkiyle de ciddi sabitlenmiş ve taban yaratılmış oldu.

    Erdoğan’ın ayrıştırıcı bu dili bir süre sonra karşıtını birleştirici oldu. Erdoğan nefret söylemiyle, muhalefeti birleştirmeyi başardı. Uzunca süredir yan yana gelemeyen hatta ideolojik duruş olarak asla yan yana gelemeyecek yapıları bile kendi karşısında birleştirmeyi, ortak tavra yöneltmeyi başardı.

    Öyle ki 31 Mart seçimlerinde hiç yan yana gelemeyecek, İyi Parti ya da Mansur Yavaş ile HDP sandıkta yanyana geldi. CHP tabanı Mansur Yavaş’ı ve İyi parti unsurlarını benimsedi. Seçim sonrası yaşanılan sevinçleri ortaklaştırdı. Mansur Yavaş’ın seçim gecesi yaşadığı zafer muhalif tüm kesimleri mutlu etti. Siyaseten asla uyuşamayacak pek çok insan karşıtının karşısında duruşta yan yana gelmiş oldu. Ortak payda AKP iktidarının geriletilmesiydi. Bu bir demokrasi talebiydi. Gerici bir iktidar karşısında nefes almak isteyen, tüm muhalif kesimler sandıkta birleşti ve bu kazanım ortaya çıktı. AKP’nin de seçim kaybedebileceği olgusu herkese gösterilmiş oldu. Güven kazanıldı. Ortak tavır almanın sonuç üreteceği gerçeği görüldü.

    Erdoğan muhalefet güçlerinin birlikte davranmalarının yaratacağı sonuçları gördüğü için sürekli HDP seçmeni üzerinden CHP’ye ve İyi partiye yüklendi. Özellikle İyi parti seçmeni milliyetçi söylemlerle tahrik edilerek yedeklenmeye çalışıldı. Olmadı bu kez oyun tutmadı.

    Erdoğan’ın ayrıştırıcı dili ve siyaseti bu kez karşıtını birleştirdi. 31 Mart seçimlerinde tüm muhalif kesinler kendi çıtalarının indirerek ortak hedef ekseninde tavır aldı. Ortak tavırda ve hedefte birlik sağlayan muhalefet ilk kez kazanım üretti. Ankara, İstanbul, Adana, Mersin ve Antalya seçim sonuçları bu ortak tavrın kazanımıdır. Masada yan yana gelemeyen muhalif yapılanmalar AKP karşısında seçim sandığında ortak tavır almışlardır. Ortak davranış göstermişlerdir.

    Erdoğan ayrıştırayım derken muhalefeti birleştirmiştir. 31 Mart seçim sonuçları bu birlikteliğin kazanımıdır. Nefret dili, ayrıştırıcı dil ve tavır belki de ilk kez olumlu sonuçlar vermiş ve kazanım sağlamıştır. Erdoğan bu kez bölememiş, birleştirmiştir.