• Fenerbahçe ile Trabzon belki de tarihlerinde ilk  kez enteresan bir puan maçına çıktılar, bordo- mavililer ligin üst sıralarında yer kapma amacı taşırken  sarı-lacivertliler küme düşme potasından uzaklaşma ve uzun yıllar sahasında yenilmediği ezeli rakibine karşı bu ünvanını koruma peşindeydi…

    Bu atmosferde başlayan 90 dakikanın ilk devresinde üstün olan kesinlikle Karadeniz ekibiydi, henüz 30. saniyede Rodellega’yla Harun un kalesini yokladılar ve ilerleyen dakikalarda pozisyon zenginliği yaşadılar… Yine Rodellega’nın sağ çaprazdan şutu rakip savunmadan sekerek direkten dönerken gol adeta geliyorum diyordu, nitekim 16’da Abdülkadir Ömür’ün şık pasıyla kaleyi karşısında gören Yusuf takımını öne geçirdi…

    Fenerbahçe cephesinde özellikle orta alanda çok top kaybı yaşanırken bana göre Ersun Yanal fazla beklemeden bu bölgede değişikliğe gitmeliydi, ilk yarı daha farklı bitmediyse şükretmeli… Hele 40. dakikada Yusuf ilk şutunda savunmadan dönen topu boş kaleye gönderse belkide maç o noktada bitecekti… İlk devre biterken Fenerbahçe’nin tek pozisyonu Soldado’nun şutunun rakibin ayağına çarpıp kaleye yönelmesi ve Uğurcan’ın köşeden çıkartmasıydı…

    Soyunma odalarına gidilirken 37 bin Fenerbahçe seyircisinin maçın sonucu için pek ümitli olmadıklarını gözlemleyebiliyordum, çünkü Ayew başta olmak üzere sahada dökülen futbolcu sayısı bir hayli fazlaydı… Ancak fedakar taraftarlık örneği olarak takımlarını kale arkası tribünlerine çağırarak moral verdiler, zaten böylede olmalıydı, hep söylerim, yazarım seyirci kötü anlarda, dönemlerde takımın yanında olmalıdır diye…

    Bu jest takımı ateşledi ve Fenerbahçe ikinci yarıya önde baskıyla başladı, oyunun direksiyonunu eline geçirdi… Tabi bunda panikleyen , geriden ayağa top çıkartamayan Trabzon’un da rolü oldu, ama presin gayesi budur doğal olarak… Üstüne üstlük 57 de oyuna giren Valbuena’nın hücuma büyük katkısı olunca maç tek kaleye döndü… 61 de bu oyuncunun direkten dönen şutu Trabzon’u uyandırması gerekirdi, ama ilk yarı Ersun hocanın yanlışına bu kez Ünal hoca  düştü, topa basacak, oyunu dinlendirecek değişikliklere geç başvurdu…

    Bu arada 70. dakikada çok önemli bir olay yaşandı, bir karşı atakta topla hızlı çıkış yapan Abdülkadir Parmak’ı Sadık faulle durdurdu, bu pozisyonda Cüneyt Çakır bana göre çok ağır bir kararla Sadık ı ikinci sarı karttan ihraç etti… 10 kişi kalan Fenerbahçe gariptir daha çok topa sahip oldu, bir başka deyişle Trabzon bu durumdan yararlanamadı…

    75′ de Mehmet Topal uygun durumda kafayla golü kaçırdı ve hemen arkasından Ekuban ikinci 45 de Trabzon’un kazandığı tek gol pozisyonunu arka direkte boş pozisyonda auta atarken belkide kader ağlarını örüyordu… Son 10 dakikadaki  Fenerbahçe’nin artan  baskısında kaleci Uğurcan adeta devleşti, iki mutlak golü önlerken tüm ortaları bloke etti… 90’da Dirar ayağına gelen fırsatı teperken acaba uzun yıllardır süren sahasında Trabzon’a kaybetmeme “büyüsü” bozuluyor mu diye düşünmeye başladık..

    Ve gelelim son saniyedeki kader anına:
    5 dakika uzatmanın 5.15 indeyiz, Fenerbahçe ceza alanının  sol çaprazında haklı bir faul kazandı, hazırlıklar yapılırken saniyeler ilerliyordu, Valbuena’nın ortası kimseye değmeden filelerle buluştuğu an kronometre 90+6’yı gösteriyordu…

    Şimdi tam burada iki önemli noktaya değineceğim:
    1- Ünal hoca 90+2 de oyuncu değişikliği yaptı, bu hamlenin kesinlikle taktikle ilgisi yoktu, amaç dalga dalga gelen rakibe karşı biraz nefes almaktı..Biraz ukalalık yapayım, oyunun bitimine 3 dakika kalmışsa, iki farklı önde değilsen, amansız bir baskı altındaysa oyunun sıcaklığını o dakikaya kadar damarlarına, adalelerine yüreğine kadar yaşamış  sahadaki oyunculardan hiçbiri  asla değiştirilmez, tabi çok radikal durumlar dışında…
    2- Gelelim Cüneyt Çakır a, sen ki Dünya Kupasında yarı final yönetmiş bir hakemsin..Oyuncu değişikliklerinin kurallara göre eklenme süresi 30 saniyedir, seni matematik ve vicdanınla başbaşa bırakıyorum..

    Birde o pozisyonda  savunma  yerleşim hataları var..O bölgeden atılan serbest vuruşlarda baraja kesinlikle 3 oyuncu girmez, kaldı ki girenler hava toplarında güçlü Rodellega, Ekuban, Toure hiç olmaz..Bunu tabi Ünal hoca da biliyor, milyon Eurolar alan profesyonel  futbolcularda..Peki bunun izahı nedir?

    Sonuç olarak Trabzon Spor son saniyede kaybettiği iki puana mı yansın, ligin üçüncü basamağı hedefinden uzaklaşmaya mı üzülsün,yoksa camia olarak en büyük rakibinin rekoruna nokta koyamadığına ağıtlar mı düzsün?

    Peki  Fenerbahçe, tarihinde ikinci defa yaşadığı  düşme potasında sürdürdüğü haftalarda son saniyede aldığı bir puana mı sevinsin, Trabzon a karşı iç saha üstünlüğünü devam ettirdiğine mi?

    Galiba her ikisine de, gol sonrası çok abartılı kutlamaları görünce!<>