• Filistin’i andıran görüntülere HDP’li Temelli’den tepki: İşkenceciler yine hortladı

    Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

    Sezai Temelli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

    Bundan 3 yıl önce, 20 Mayıs günü bu Meclis en karanlık günlerinden birini yaşadı. Milletvekillerinin fezlekelerle dokunulmazlıkları kaldırıldı. Arkadaşlarımızı 3 yıl önce rehin aldılar ancak içeride ve dışarıda direniş sürüyor. Adaletli bir yaşamı ve onurlu bir barışı var edene kadar da hep birlikte direnmeye devam edeceğiz.

    ‘İŞKENCECİLER YİNE HORTLADI’

    İşkenceciler yine hortladı. Urfa’dan gelen haberlerle bu ülke ’90’lardaki tabloyu bir kez daha yaşıyor. Güvenlik güçleri halka zulmediyor. İşe giden insanların servis aracı taranıyor, 4 tane işçi yaralanıyor. Kürde zulüm bitmiyor. Kürtlere ‘defol git’ diyen zihniyet hâlâ iş başında.

    Burası Filistin değil Şanlıurfa! Bu görüntüler için suç duyurusu

    Hakikatin sesi kısılmak isteniyor. 2 hafta önce grup çalışmamızı veren Tele1 televizyonuna RTÜK ceza veriyor. Meclis TV konuşmamızı canlı yayınlıyor. RTÜK yarın Meclis TV’ye de ceza verebilir. Acz içine düşmüş bir iktidar görüyoruz.

    ‘TRT’NİN YOLSUZLUKLARI AYYUKA ÇIKMIŞ DURUMDA’

    TRT’nin yolsuzlukları ayyuka çıkmış durumda. Bu TRT’nin kaynaklarını biz vergileriilmizle sağlıyorken iktidarın borazanı olmuş durumda. Personeli işinden uzaklarştırıyor ya da yapamayacağı işlere görevlendiriliyor, 169 çalışan işinden uzaklaştırılıyor.

    Mardin Büyükşehir Belediyesinde kayyum yüzünden elektrik kesilmiş. Biliyoruz ki bu kayyumların ne tür yolsuzluklar yaptıklarını. Biz defalarca 31 Mart’tan ders çıkartın dedik, onlar ise bunun acısını halkımızdan çıkarma peşinde.

    Kadına yönelik şiddet hız kesmiyor. Bu şiddet kadına yönelik her türlü alanda ortaya çıkıyor. En adaletsiz koşullarda çalışanlar kadınlar. Sosyal yaşamda sürekli şiddete maruz kalan kadınlar. İşte bakın nafaka yasasına. Kadınların boşanma durumunda mağduriyetini ortadan kaldıracak nafaka uyfgulaması kaldırılmak isteniyor.

    Bu şiddetin ve zulmün sürmesi için barış isteyenlerin sesinin kısılması isteniyor. Füsun Üstel hocamız, barış istedi diye 11 ay cezaevinde kalacak. Haluk Savaş hocamız, KHK ile ihraç edildi, tutuklandı, beraat etti. Nihayet dün pasaport alacağı söylenmiş. Pasaportu verirken de  ‘zaruri haller durumunda veriliyor’ denmiş. Kendisinin hiçbir suçu yok halbuki. Gazeteci Ayşe Düzkan cezaevinde. Onun ötesinde yüzlerce gazeteci cezaevinde. Çok yakında hepsiyle buluşacağız, bundan kimsenin şüphesi olmasın.

    Özgürlük mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Çünkü bu özgürlük mücadelemizin en ön safında annelerimiz var.  Açlık grevleri, ölüm oruöları son bulsun diye, ölüm olmasın diye, her türlü şiddete rağmen asla vazgeçmiyorlar. Zulüm son bulsun, savaş son bulsun, ölümler olmasın diye sesimizi yükselteceğiz.

    LEYLA GÜVEN

    Tam 195 gündür Hakkari Milletvekilimiz Leyla Güven açlık grevinde. 21 Kasım’da Nasır Yağız açlık grevine başladı. Cezaevlerinde 300’den fazla tutsak açlık grevlerinin 158’inci gününde… Bütün bu arkadaşlarımın şahsında bir kez daha sesleniyorum; bugün 3000 tutsak açlık grevinde, ölüm orucunda olanlar var. Tüm bu insanların yardımına koşmak yerine cezaevi yönetimi bu insanları darbediyor, baskı uyguluyor. Böyle bir faşist anlayışla karşı karşıyayız. Gelin hep birlikte bu sessizliği yırtalım, ses olalım ki bu tecrit sonlansın. Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecride son verelim. Hükümete ve Adalet Bakanı’na da sesleniyorum: Bir adım attınız ve sonrasında gereken düzenlemeyi de yaparak üzerinize düşeni gerçekleştirin.

    SAMSUN’DAKİ 19 MAYIS KUTLAMASI

    Tüm ülkede bir hukuksuzluk hüküm sürüyor. Karşımızda bir cumhurbaşkanı mı yoksa partinin genel başkanı m ıvar, ayırt edemiyoruz. Kendisi de ayırt edemiyor. 19 Mayıs günü de gördük. 19 Mayıs 1919’un yüzüncü yılı Samsun’da kutlandı. Kutlandı mı? 19 Mayıs’ın ruhuna vakıf olmayanlar, Samsun’a kutlamaya gittiler. Bir de fotoğraf çektirmişler, sanki emeklilik fotoğrafı. Evet, sizi emekli edeceğiz. O fotoğrafta Kürtler yok, kadınlar yok, gençler yok. Türkiye ittifakıymış, yaratmak istedikleri şey tekçiliktir. Ama vazgeçmek yok, karamsarlığa düşmek yok, bizim de fotoğrafımız var. Öyle on kişi, onbeş kişi değil, milyonların fotoğrafı var.