• Geçtiğimiz Pazar günü oynanan Fenerbahçe – Galatasaray maçının yorumunu özellikle o gece yazmadım, 48 saat bekledim, futbol medyamızın neler yazacağını, yöneticilerin nasıl demeçler vereceğini, teknik adamların tepkilerini bekledim… İyi ki de beklemişim…

    Şimdi daha sağlıklı yazabilirim artık…

    Her zaman olduğu gibi maçın hakemi Ali Palabıyık ön plana çıkartıldı, üstelik iki taraftan… Bu durum bizim medyamızın, bir, iki sağduyulu yazar, yorumcu dışında ne hallere düştüğünün bir ayıbıdır… Ben de onlara  yanıt verme amacıyla yazıma başlamak istiyorum…

    Evet, Palabıyık kötü bir hakem, Cüneyt Çakır dışında hepsinin olduğu gibi. Fakat bakalım bu hakem sonuca tesir edici neler yapmış Galatasaray cephesine göre:

    1- 42 de Hasan Ali’nin VAR uyarısıyla  kırmızı görmesi yanlış  bir karardı… Çünkü top havadaydı ve kaleci Harun kaleden çıkmış pozisyonun 7-8 metre arkasında idi, kurtarmaya yakındı, belkide kırmızı görecekti, ama konumuz bu  değil… Bu olay bana göre sabaha kadar sarıdır…

    2-  Fenerbahçe nin beraberlik golü öncesi faul vardı, hakem görmedi veya görmek istemedi, VAR’a çağırıldı, gitmedi… Çünkü bana göre , bir kişi attım zaten, bu golü de iptal edersem bu statdan nasıl çıkarım hissiyatına kapıldı…

    Şimdi bu 2 en önemli yanlış maçın sonucuna nasıl tesir ediyor sorarım sizlere sevgili ABC okuyucuları, sadece sizlere değil, Fatih Terim’e, Mustafa Cengiz’e, Abdürrahim  Albayrak’a…

    Eğer birinci madde oluşmasaydı ikincisi olabilirmiydi? Biraz izan, biraz mantık lütfen, hatta birazda objektiflik…

    Ve takip eden saatlerde iki cenahdan da bel altı demeçler, hatta Semih Özsoy isimli Fenerbahçe yöneticisinden FETÖ iması, tabi buna yanıt verme, hatta bugün yargıya başvuran Galatasaray “ihtiyacı”. Albayrak ın “şampiyonu söylesinler, uğraşmayalım” mealindeki sözlerine Başakşehir’in Cumhurbaşkanı akrabası başkanından suç duyurusu…

    Ligin bitmesine 6 hafta kala sular karıştı anlayacağınız, daha da kötüye gidecek anladığım kadarıyla… Yöneticiler  bazında bu “tepişmeyi” anlayabilirim bir yere kadar. Çünkü bunlar iş adamı, siyasetçi falan filan…

    Ancak, ben futbol adamlarının demeçlerini kavramakta güçlük çekiyorum… Mesela Ersun Yanal dan başlayalım…”Bu gece Galatasaray’ın şampiyonluğunu engelledik belkide”… Ben Ali Koç’un yerinde olsam hemen hocayı toplantıya çağırır ve ona şunu derdim.”Hoca, ben seni takımın başına başarı için getirdim, oysa senin ikinci yarının lideri olacağız diye koyduğun  hedef şaştı, hala ligin 14’ncüsüyüz, senin ne işin var Galatasaray’ın şampiyonluğunu engelleme laflarıyla?”.

    Diğer mesela, Fatih Terim, maç sonu basın toplantısına şu cümleyle başladı… “İlk yarı 11’e 11 oynarken rakibe gol şansı vermedik…” Vay be, bir gün önce Beşiktaş senin önündeki Başakşehir’i yenmiş, bir yerde önünü açmış, ligin alt sıralarındaki ezeli rakibinle karşılaşıyorsun, daha formdasın güya, galibiyet seni şampiyonluk yarışında avantajlı kılacak ve sen 45 dakika pozisyon vermedim diyorsun… E, Bravo imparator…

    Bitmedi, rakibin 60 dakikaya yakın 10 kişi oynayacak , belli olmuş, sana devre arasında Belhanda geliyor ve “Hoca beni al, atılacağım galiba” diyor ve sen en gereksinimin olduğu, rakibi çökertme planının en büyük aktörü bu oyuncuyu çıkartıyorsun… Sonra da hakem yakınmaları…

    Bu bahanelerin arkasına saklanan güya teknik direktörleri kınarken Baba Gündüz’leri, Coşkun Özarı’ları, Candan Tarhan’ları, Adnan Süvari’leri, Gündüz Tekin Onay’ları, Serpil Hamdi Tüzün’leri, Metin Türel’leri, Sabri Kiraz’ları, Ahmet Suat’ları , Özkan Sümer’leri , Adnan Dinçer’leri, Abdullah Gegic’leri,  ve adlarını bu satırlara sığdıramadığım nice futbol emekçilerini saygıyla anıyorum…