• Oynanan eğitim sistemini, dolayısıyla çocukların cahil kalmasını teşvik edenlerin sayısı küçümsenmeyecek kadar fazla. Bunun değişim olduğunu iddia edenler bile var.

    Kimileri de değişimi, türbanlı bir kızımızla, laisizme inanmış bir adamın dans etmesi olarak görebiliyor.

    Gerçek değişim tabii ki bu değil. Şu anda, gerçek değişim halkın cahil bırakılması ve “milliliği” yok edilen eğitimle sürekli oynanması…

    Halkın, çocuklarımızın cahil bırakılmasına ilişkin en belirgin örneği geçtiğimiz yıllarda yaşamıştık. Dönemin Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı, “okuma oranı arttıkça” kendisine “afakanlar bastığını, cahil, okumamış halka daha çok güvendiğini” söylemişti. Düşünün, bir rektör yardımcısı, profesör unvanlı biri cehaleti savunup, cahillerin güvenilir olduğunu iddia edebilmişti.

    Bu okumuş ama, okuduğunu anlayamamış, üstüne üstlük bilim adamı geçinen bunun gibi köhnemiş beyinler giderek çoğalıyor. Yalnız bilim insanı geçinenler değil; kendisine, eğitimci veya din adamı diyenler de üç aşağı beş yukarı Prof.Arı gibi düşünüyorlar. Aksini düşünenlerse, seslerini çıkarmayarak bu savı onaylar duruma düşüyorlar.

    Cehaleti savunan, hatta körükleyen gericilere, bir de eğitim sistemi ile sürekli oynanması eklenince, ortaya çağ dışı bir değişim çıkıyor.

    Arı’nın bu sözleri söylediği tarihlerde konu üzerinde çok durulmamıştı. Ne var ki, son zamanlarda cehaleti savunanların sayısı çığ gibi büyüyor. Cehaleti savunanlara bir bakın, egoları tavan yapmış, herşeyi bildiğini iddia

    eden yaratıklar. Bilgi sahibi olmadıkları konularda bile fikir sahibi gibi davranırlar. Kendi cehaletlerini örtmek için, söylediklerinin de doğru olduğunda ısrar edip, gerçeği inkar etme yolunu seçerler.

    Bu gericiler, olaylara yalnızca çıkarları açısından bakarlar. Empati yapmazlar..

    Karşısındakilerin duygu ve düşünceleri bu kesim için hiç önemli değildir. Başkalarını anlamaya çalışmazlar.

    Bunların vicdanları da yoktur. Ne doğayı, ne gelecek nesilleri, ne de diğer insanları düşünmezler.  Şu ya da bu şekilde yaşamları başkalarını kandırma üzerine kurulmuştur. Yalnızca kendileri önemlidir.

    Akıllı ve zeki geçinirler, ama akılları hırslarının gerisinde kaldığı için çok hata yaparlar. O nedenle zekalarını da kullanamazlar. Hırsları her şeyin üzerindedir.

    Yani akıllı da sayılmaz. Kurnaz oldukları kesindir. Çıkarları için her yolu denerler. O nedenle de cehaleti savunurlar.

    Bu aydın geçinen gericiler, cehaleti teşvik ederler ki, kasalarını doldurabilsinler, egolarını tatmin edebilsinler. Vicdanları sızlamadan, cahil insanları her açıdan sömürebilsinler. Hırslarını yaşama geçirebilsinler. Akıl yoksunu olduklarını kimse anlamasın, kurnazlıkları ile halkı aldatabilsinler.

    Bunlar içinde Arı yalnızca bir örnek. Çevrenize bakın, vicdansız, bilgi yoksunu, egosu tavan yapmış, çıkarcı çok sayıda yaratık göreceksiniz. Bunların sayısının azalması, halkın cahaletten kurtulması ile doğru orantılıdır.

    Yani, insanlar cehaletten kurtuldukça, vicdansız, bilgi yoksunu, egoist sayısı azalacak ve borularını öttüremeyeceklerdir. Türkiye’nin sorunu her şeyden önce sistem; yani cehaletin körüklenmesi ve savunulmasıdır.

    Günümüzde, değişim cehaleti körükleyenler lehine gibi görünse de, bu böyle gitmeyecektir.

    Dilimize pelesenk olmuş “keser döner sap döner gün gelir hesap döner” deyişindeki gibi, bu gidiş, şu andaki eğitim sistemi ile birlikte tersine dönecek, bilim, cehaleti yenecektir.