‘Hakları gasp edilen işçiler olarak Filistinli gibi direnmeliyiz’

‘Hakları gasp edilen işçiler olarak Filistinli gibi direnmeliyiz’

4. Vardiya İşçi Dayanışması’nın düzenlediği “İşçi Hareketinin Tıkanıklığı ve Örgütlenme Olanakları” başlıklı panel gerçekleşti.

Volkan Yaraşır, Kıvanç Eliaçık, Kezban Konukçu, Melda Yaman Öztürk ve Erkan Ersoy’un sunumlarını gerçekleştirdikleri panel Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi Abidin Dino Salonu’nda yapıldı. Panelde Türkiye ve dünya işçi sınıfının eylemlerine yer veren sinevizyon gösteriminin ardından konuşmacılar söze başladılar.

SENDİKALARIN DURUMU VE ALTERNATİF ÖRGÜTLENMELER

karşımahalle.org’da yer alan habere göre, ilk sözü alan 4. Vardiya İşçi Dayanışması temsilcisi Kezban Konukçu, “Sendikaların Durumu Ve Alternatif Örgütlenmeler” başlıklı konuşmasında yeni olanakları anlayabilmek için kapitalizmin krizine ve yapısal dönüşümüne bakılması gerektiğini söyleyerek sözlerine başladı. 4. Sanayi Devrimi’nin olası etkilerine de değinen Konukçu’nun konuşmasının ana hatlarını, sınıfın parçalanmışlığı ve güvencesizliği, iş gücünün uluslararası göçü, işçiler üzerinde ideolojik hegemonyanın kurulamaması, formel örgütlerin yetersizliği konuları oluşturdu.

“Kapitalizmin krizine cevap, örgütlü işçi sınıfından gelmediği zaman, kapitalizm, öyle ya da böyle, bir çözüm buluyor ve sömürü sürüyor.  Sosyalistler değişen koşulları iyi görmeli ve buna yönelik taktikleri olmalı.”

“Tıpkı İşsiz İşçiler Hareketi’nde olduğu gibi işsizlerin örgütlenmesi hedeflenmeli. Kapitalizm içinde en güvencesiz yaşayan kesimler bunlar zaten. Varoşlarda biriken çelişki burada çok büyük öneme sahip. İşsiz işçiler ile sabit çalışan işgücünün koordineli bir şekilde, etkileşim içinde örgütlenmesi lazım.”

“Sendikaların kabuklaşan ve çürüyen formlarını tabi görelim ama burada kalmayalım. İşçi inisiyatiflerini öne çıkarak bir örgütlenme yaratmak zorundayız. Mücadele en güvencesiz, enformal alanda gelişecek gibi görünüyor.”

Tüm dünyada sosyalizm tartışmalarının yeniden yapılmaya, bu anlamda “havanın bizden yana esmeye” başladığını söyleyen Konukçu son olarak alternatif örgütlenme modellerine örnek olarak, varoşlarda işçilerin yaşam alanlarında da bulunarak binlerce işçinin sorunlarının çözüldüğü sokak sendikasından bahsetti.

FİLİSTİN’DE SINIF ÖRGÜTLENMELERİ VE ULUSAL HAREKETLE İLİŞKİSİ

Daha sonra söz alan DİSK Dış İlişkiler Sorumlusu Kıvanç Eliaçık, “Filistin’de Sınıf Örgütlenmeleri Ve Ulusal Hareketle İlişkisi” başlıklı konuşmasında, öncelikle Filistin işçi sınıfının yapısından ve tarihinden bahsetti. Filistinli işçilerle Türkiyeli işçilerin benzer koşullarda yaşayıp çalıştığını söyleyen Eliaçık, Türkiye’deki sendikaların en çok ortaklaştığı iki konudan birinin Filistin meselesi olduğunu söyleyerek her iki toplumun ezilenlerinin birbirine sahip çıkması gerektiğini ifade etti.

“Ulusal hareket ve sendikalar ilişkisi her zaman olumlu olmayabilir. Üye olsa bile üyesinin haklarını sahiplenmeyen ve kendi milletinden olmadığı için hakları savunulmayan işçilerin içinde yer almak zorunda olduğu sendikal yapılanmalar var.”

“Dünyanın en büyük işsizliğinin olduğu bölgelerden biri Filistin. İşsiz işçilerin olduğu bir coğrafya. Çok uzun saatler çalışıyorlar ama uzun süre bir işyerinde çalışmıyorlar. 1 ay işçiyse 3 ay işsiz kalıyor. Göstermelik bir iş mahkemesi dahi yok. Tamamen aracıların insafına bırakılmış bir işçi sınıfı var.”

“Nasıl haksızlık yapan patrona İsrailli gibi zulmediyor diyorsak, hakları gasp edilen işçiler olarak Filistinli gibi direnmeliyiz.”

SINIFIN ALTERNATİF ÖRGÜTLENME MODELLERİ NELER OLABİLİR

UniGlobal Sendikası Avrupa Örgütlenme Direktörü Erkan Ersoy ise gönderdiği bir video ile sunumunu gerçekleştirdi. “Sınıfın Alternatif Örgütlenme Modelleri Neler Olabilir” başlıklı konuşmasında uzun yıllar boyunca süren saha deneyimlerinden gözlemlerini ve buna karşın neler yapılmasını gerektiğini aktaran Ersoy, sınıf bilincinin oluşturulmasını hedeflemeyen ve bu amaca ulaşamayan sendikaların sınıftan uzaklaşacağı vurgusunu yaptı.

“Sınıfın örgütlenmesi ile ilgili 4 motor güçten bahsetmek istiyorum. Birincisi işyerinde veya sektörde günlük hayatta yaşanan sorunlar, ikincisi işyeri veya sektör komiteleri, işçiler tarafından kurulan sendikalar veya partiler veya örgütler, üçüncüsü kazanımlar, dördüncüsü hakların kazanılması sürecinde kazanılan sınıf bilinci.”

KÜRESEL DİRENİŞ PRATİKLERİ VE TABAN ÖRGÜTLENMELERİ

Araştırmacı-yazar Volkan Yaraşır, “Küresel Direniş pratikleri ve Taban Örgütlenmeleri” başlıklı konuşmasında küresel düzeyde işçi sınıfına yapılan saldırıların daha da artacağını söyleyerek sözlerine başlayan Yaraşır; Filipinler’deki, Güney Kore’deki, Fransa’daki öfkeden ve örgütlenme modellerinden örnekler vererek buralardan ilham alınması gerektiğini belirtti. Mevcut sendikal örgütlenmeleri de eleştiren Yaraşır’ın konuşmasından satır başlıkları şöyle:

“Krizin yıkıcı boyutuna karşı sınıf tehlike altında. Finans kapital topyekün bir saldırıya hazırlanıyor. İşsizlik dalgası geliyor gibi görünüyor. Buna bağlı olarak devlet yapılanması da bütünüyle bir gece bekçisi gibi olmaya doğru gidiyor. Sendika olarak karşımıza çıkacak olan örgütlenmeler, devlet tarafından sınıfın devrimci vasfını eritmeye yarayan bir biçime sürüklenebilir.”

“Sınıf hareketi sendikalarla bir dinamik olarak öne çıkmayacak. Sınıftaki yıkıcı enerjiyi sendikalar açığa çıkarmayacak. İhtiyacımız olan şey öfkenin örgütlenmesi. Sınıfsal öfkenin yeniden ortaya çıktığı bir organizasyon, taşıyıcı kolon olabilir ancak.”

“Taban örgütlenmesi klasik bir örgütlenme değil. Total örgütlenme diye de tarif ettiğim bu örgütlenme, yaşam alanları ile sınıf kininin birlikte örgütlenmesidir. Bu, sermayenin olağanüstü tahakkümünü de engelleyecek olan şeydir. Yıkıcı öfkeyi örgütleyecek olan sendikal bürokrasi değildir.”

KRİZ: SOSYALİST FEMİNİZM İÇİN YENİ OLANAKLAR

Son olarak KHK ile ihraç edilen akademisyen ve bağımsız bir araştırmacı olan Melda Yaman Öztürk, “Kriz: Sosyalist Feminizm İçin Yeni Olanaklar” başlıklı konuşmasına, kadınların her alanda kürsüyü almasının zor olduğundan ve “büyük konuların” hep erkekler tarafından tartışıldığını, kadınların bu alanda da mücadele ettiğini söyleyerek başladı.

“Felsefeyle, bilimle, krizle uğraşabilmek için serbest zaman gerekir ve bunu yaratmak için perde arkasında işleri gören bir kadın emeği vardır. Bazen de hiç görülmez. Bu toplum cinsiyetli bir toplum, bu kriz cinsiyetli bir kriz ve sermaye cinsiyetli bir sermayedir.”

“Kapitalizmin yeniden yapılanma süreçlerinde kadın emeği ucuzlatılarak istihdam artırıldı. Norm işçi erkekken (hem sistemin hem erkeklerin gözünde), kadın işçi yardımcı iş gücü olarak görülürken; krizle beraber kadınlar erkeklerin yerine ikame edildi. Ama ortalama ücretleri düşürme eğilimi etken oldu.”

“Sosyalistler tarafından ana kaynak olarak görülen Marks-Engels metinlerinde dahi bu eşitsizlikten bahsedilirken ısrarla bu konu görmezden geliniyor. Engels tarafından bu emek sömürüsü olarak tarif edilir. Hane içinde yaşanan eşitsizliğin görmezden gelinmesi kabul edilemez.”

“Yeni dönemde sosyal politika ve sosyal yardımlar gerileyecek ve bunun sonuçlarıyla adamlar değil, kadınlar boğuşacak. Bu sebeple kadınların başka bir dayanışmayı örgütleme zamanı gelmiştir. Bu sınıfı bölmez, bu sınıfı inşa eder.”

İlgili Haberler

ÇOK OKUNANLAR

YAZARLAR