• Gazeteci kardeşim Yavuz Selim Demirağ Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği iddiasıyla verilen cezayı çekmek üzere hapishaneye girdi. O’na ve mahpus damında bulunan gerçek gazeteci dostlara Ecevit’in 3 Aralık 1981 yılında Ulucanlar Cezaevi’ne girerken söylediği sözleri anımsatmak istiyorum.

    “…İnanıyorum ki, bedelini ödemeyi göze alanlar için, özgürlük her zaman, her koşul altında vardır. Dışarıda bir mahpus gibi yaşamaktansa, özgür bir insan olarak bir süre hapiste kalmayı tercih ederim. Ulusça özgürlüğün bedelini ödemeye alışmamız gerekir. Özgürlük aslında insanın kafasının içindedir. Ben kafamın içindeki özgürlüğü içeri götürüyorum.”

    Ecevit, insanların mahpus damında bile özgür düşüneceğini, dışarıda bazı kişilerin özgürlüklerini başkalarının emrine vermiş olduklarını ima etmişti.

    İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile AKP adayı Binali Yıldırım arasında FOX Televizyonunun sabah programını yapan İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğünde isteyen televizyonların yayınlayacağı bir tartışma gerçekleşecek. Dilerim özgürce bir tartışma olanağı bulunur ve televizyonlar etki altında kalmadan özgürce yayınlarlar.

    Yıllardır, ortak tartışmadan kaçan AKP, ne oldu da birden rakibi ile tartışmaya “ evet “ dedi.

    Öyle anlaşılıyor ki, bu tartışma programı AKP’nin yenilgiden kurtulabilmek için son çıkış yolu olarak görülüyor. Akılları sıra, burada yapılacak bir manevra ile Ekrem İmamoğlu açığa düşürülecek. Ve de AKP adayı seçime bir hafta kala öne geçecek.

    Ne var ki, karşılarında her konuda çok iyi hazırlanmış, sinirleri sağlam bir İmamoğlu bulunduğunu unutmuş gibiler.

    Elinden mazbatası alınmış olmasına karşın sinirlenmeyen İmamoğlu, yeniden seçileceğinden emin, basın toplantılarıyla, alanlarda, pazarlarda, televizyonlarda yeniden İBB Başkanı seçilir seçilmez, yapacaklarını anlatmaya çabalıyor.

    İmamoğlu, her açıdan tuzak kurmak için hazırlanmış, bindirilmiş kıtalara aldırmadan anlatmak istediğini anlatmayı sürdürüyor.

    CNN TURK’te Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı programın nasıl kesildiğini anımsamayanınız yoktur.

    NTV’de de İmamoğlu’nun karşısına çıkanlardan özellikle Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu, neredeyse Binali Yıldırım’ın askeri gibi davrandı.

    İmamoğlu’nun işi çok zor. Yalnız Binali Yıldırım ile yarışmıyor. Başta, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, aktroller, AKP yetkilileri İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı’na rakip gibi çalışıyorlar.

    Ekrem İmamoğlu’na her tür kumpas kuruluyor. O da tüm iftiralar karşısında dimdik mücadelesini sürdürüyor.

    Pazar günü yalnız İstanbul değil tüm ülke İmamoğlu-Yıldırım programına kilitlenecek.

    Yandaş televizyonların, bu programı nasıl yayınlayacağı da çok önem kazanmış durumda. İşlerine geldiği bölümleri yayınlayıp, İmamoğlu’nun sözlerini yayınlamazlarsa ne yapılacak?

    18 Dakika Programı’ında Genel Yayın Yönetmenimiz Merdan Yanardağ’ın vurguladığı gibi, konu bir protokole bağlanmalı ve tartışmanın tümünün televizyonlar tarafından yayınlanması sağlanmalıdır. Bu yapılmadığı takdirde, yandaş televizyonlar, çeşitli yollara baş vurarak, İmamoğlu’nun sözlerini vermeyebileceklerdir.

    CNN ve NTV’nin İmamoğlu’na yaptıklarına bakarak tartışmanın ne hale getireleceğini tahmin etmek için kahin olmak gerekmiyor.

    Moderatör İsmail Küçükkaya’nın işi zor değil, çok zor. Usta televizyoncu Uğur Dündar’ın belirttiği gibi, Küçükkaya, “ ne İsa’ya, ne Musa’ya” yaranamayabilir. Ancak, iki tarafa da eşit uzaklıkta olması halinde, en azından meslek etiği açısından doğru bir iş yapmış olacaktır. Ne var ki, Küçükkaya’nın İmamoğlu’nun soruların Yıldırım’a verileceği duyumunu aldığı iddiasının doğru olmadığını söyleyerek yansızlığını zedelediği inancı sosyal medyada yaygın hale gelmiştir.

    Ayrıca, İsmail Küçükkaya’nın iki siyasiye eşit davranabilmesi çok önemlidir. Eşit davranmanın bir göstergesi de ilk soruyu kime soracağı olacaktır. Bu, son sözü kimin söyleyeceğine baştan karar vermek anlamını taşımaktadır.

    Yinelemekte yarar var. Yanardağ’ın belirttiği gibi; CHP kurmayları, televizyonların naklen yayınını protokole bağlamalı ve tümünün kesintisiz yayınını sağlamak için adım atmalıdır.

    Küçükkaya da son söz konusunda duyarlı olmalı ve karşı tarafa da bu hakkı tanımalıdır.