• 20 Temmuz 1974 günü saatler 05.05’i gösterirken, Kıbrıs Barış Harekatı başlamıştı ve artık dönüşü yoktu… Türk askerleri saat 06.05’de denizden ve havadan Girne’ye çıkarken, Türk Hava Kuvvetleri uçakları Kıbrıs üzerinde uçuyordu.

    Harekat başladıktan kısa bir süre sonra, Dışişleri Bakanı Turan Güneş elindeki elmayı ısırırken odasının pencereden başbakanlığın ana kapısında bekleyen biz gazetecilere şöyle sesleniyordu:

    İki konuğum gelecek bekleyin.”

    Bu sözleri söyleyeli birkaç dakika olmuştu ki, önce İngiltere Büyükelçisi, ardından Yunanistan Büyükelçisi, Dışişleri Bakanlığı’na gelmişlerdi. İkisinin de Güneş’in odasına girişi ile çıkışı arasındaki süre iki dakikayı geçmemişti.

    Güneş, Türkiye’nin Londra ve Zürih anlaşmalarından doğan hakkını kullanarak Kıbrıs’a çıktığını iki büyükelçiye tebliğ etmişti.

    Saatler 06.10’u gösteriyordu.

    Başbakan Ecevit, savaş talimatı verdikten sonra, Başbakanlık binasının önünde gazetecilere açıklama yaparken dokunsan ağlayacak gibiydi:

    Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıs’a indirme ve çıkarma harekatı başlamış bulunuyor. Allah milletimize, bütün Kıbrıslılara ve insanlığa hayırlı etsin…. Biz aslında savaş için değil, barış için, yalnız Türklere değil, Rumlara da barışı getirmek için adaya gidiyoruz. Bu karara ancak tüm politik ve diplomatik yolları denedikten sonra mecbur kalarak vardık…”

    Daha sonra Başbakan Yardımcısı MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan da bir açıklama yapmış, kararı Bakanlar Kurulu’nun cesaretle ve oy birliği ile aldığını söylemişti.

    Son birkaç yıldır, kimi gazeteler Türk askerine Kıbrıs’a çıkma talimatını Erbakan’ın verdiğini pompalıyorlar. Hatta Ecevit’in Londra’da bulunduğunu Başbakan vekili olarak kararı Erbakanın aldığını iddia ediyorlar.

    Ecevit, 18 Temmuz’da Ankara’ya dönmüş, Bakanlar Kurulu ve komutanlarla bir dizi toplantı yaptıktan sonra Kıbrıs’a müdahale kararı almıştı.

    Savaş için değil barış için…”

    Başbakan Ecevit, Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel, DP Genel Başkanı Ferruh Bozbeyli, MHP Genel Başkanı Alpaslan Türkeş’i Başbakanlık’a ayrı ayrı davet edip bilgi vermişti.

    Başbakanlık’tan ayrılırken, Demirel ve Türkeş’in yüzlerinden düşen bin parçaydı. Sanki Kıbrıs’a asker gönderilmesinden rahatsız olmuşlardı. DP Genel Başkanı Ferruh Bozbeyli ise hiç renk vermemişti.

    O sabah diğer ülkelerin Büyükelçiliklerine, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’ndan gönderilen kriptolu mesajda, Türkiye’nin Kıbrıs’a tek taraflı müdahaleye başladığı iletiliyordu.

    Birinci harekat iki gün sürmüş, Türk tarafı iyi niyet göstererek ateş kes ilan etmişti.

    Kimi gazete ve gazeteciler, 20 Temmuz Kıbrıs Barış harekatı öncesinde Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in “ Ayşe tatile çıksın” parolasını Ecevit’e ilettiğini öne sürüyorlar. Bu da doğru değildir. Çünkü birinci harekat öncesinde 20 Temmuz günü Güneş Ankara’dadır ve yukarıda belirtildiği gibi İngiliz ve Yunan Büyükelçilerine harekartın başladığını tebliğ etmiştir.

    ABD’nin öncülüğünde 25 Temmuz tarihinde Cenevre’de başlayan görüşmeler, 30 Temmuz tarihine kadar sürmüştü.

    Rumlar ve Yunanlılar, 1’inci Cenevre Konferansı’nda alınan kararları da zaten dikkate almamışlardı. Bunun üzerine 2’nci Cenevre Konferansı toplanmıştı.

    2’nci Konferansın da çıkmaza girdiğini, bu toplantının Türkiye’yi Oyalamaya dönük olduğunu gören, Dışişleri Bakanı Turan Güneş, 14 Ağustos’ta Bülent Ecevit’e, önceden kararlaştırdıkları parolayı iletiyordu:

    Ayşe tatile çıksın”

    Ayşe Turan Güneş’in kızının adıydı ve parola konfernsa giderken belirlenmişti.

    Türk askerleri, Ankara’dan gelen talimatla 2’nci harekatı başlatmıştı. Bu harekat da iki gün sürmüş, Türk ordusu Magosa dahil, hedeflenen bölgeleri ele geçirmişti.

    İki harekat sonunda, 497 askerimiz şehit olmuştu. .

    Ecevit, ilk gün yaptığı açıklamada haklı çıkmış, Yunanistan’daki askeri cunta, bir süre sonra devrilmişti.

    ABD Kıbrıs çıkartması sonrası Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için yaptırım uygulamıştı. ABD’nin ambargosu uzunca bir süre devam etmişti Ancak, ABD ve diğer ülkelerin baskı ve yaptırımlarına karşın Türkiye Ortadoğu ve Balkanların en güçlü devleti olma özelliğini korumuştu.

    Türkiye’nin dik ve taviz vermez tutumu hem ABD’ye hem de diğer ülkelere geri adım attırmış, sonuçta Kıbrıs Türkleri’nin can güvenliği sağlanmış ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun yolunu açmıştı.

    Kıbrıs Barış harekatını başlatanları, bu uğurda şehit ve gazi olanları, minnet ve saygı ile anıyorum.