27 Şubat 2020 Perşembe

Kılıçdaroğlu ve İnce operasyona birlikte tavır almalıdır

Ortada ciddi bir siyasi kriz var ve bu krizi Sayın Kılıçdaroğlu doğrudan yönetmelidir. Bu kriz iyi yönetilemediği taktirde, CHP’yi küçültme, bölme istekleri de dahil olmak üzere, farklı etnik, dini, sosyolojik, siyasal kimliklerin yan yana gelerek, önce 31 Mart’ta, sonra 23 Haziran’da Türkiye’de yakaladığı değişim iklimi hızla bitebilir…

Krizin yaratıcıları belli ki işin böyle olmasını isteniyor. Böyle olursa, AKP-MHP bloğunun ömrü uzar, 1950’lerden itibaren kerelerce gördüğümüz gibi alternatif bir kez daha “sağın” içinden aranır ve bulunur!

Oysa siyasi rüzgar değişiminden ve CHP’den yana esmekteydi…

Bunu görmek için yoruma, özel analizlere de ihtiyaç yok. Görmek için 2014 sonrası yapılan bütün seçim sonuçlarına ve özel olarak da 2019 seçim sonuçlarına bakmak yeterlidir. Siyaset bir sonuç alma sanatıysa, seçim sonuçları değişim isteğini göstermektedir…

2002’den bu yana, hatta 1989 yerel seçimlerinden bu yana CHP ve CHP’nin katalizör rol oynadığı Millet İttifakı’nı da aşan “büyük ittifak” 2014 sonrası yükselişini önce 31 Mart seçimlerinde, sonra da 23 Haziran ikinci İstanbul seçiminde açıkça göstermiştir.

Çünkü, artan yoksulluk, işsizlik ve biriken bütün çözümsüz sorunlar, hızla yeni öfkeler biriktirdiği gibi, iktidar kanadındaki tartışmaları, ayrışmaları, yeni arayışları hızlandırmakta…

Çünkü, yoksulun, işsizsin, EYT’linin, KHK’lının partisi onun yoksulluğunu çözecek, onu işsiz olmaktan çıkaracak, sorununu çözecek partidir…

AKP’nin çözüldüğü, CHP’nin siyaseten yükseldiği bir dönemde, CHP’nin önünü kesmek için, kriz yaratmayı ve yıpranmayı hedefleyen bu operasyonu en az hasarla püskürtmenin yolu, Kemal Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce’nin birlikte davranmasından geçer. Çünkü belli ki, bu operasyon, basit bir gazetecilik hatası veya yanlış yönlendirme değil planlı bir saldırıdır. Bu nedenle CHP için hayati önem arz eden davranış duygusal refleksler değil, rasyonel olmaktır!

Rahmi Turan’ın açıklamaları da, sonrası art arda gelen diğer açıklamalar da ortadaki krize de, ortaya çıkan onlarca soruya da cevap değildir. Belli ki, CHP üzerinden yaratılan krizin hem içeriden, hem de dışarıdan müdahilleri olduğu açıktır.

CHP gibi kendisini solda, sosyal demokraside ifade eden bir partide farklı görüşlerin, farklı siyasi aktörlerin olması gayet doğalken, bu ”doğallık” birçok çevreyi rahatsız ettiği için, bu müdahale ile hem CHP’nin alternatif olmasının, hem de Türkiye’nin kutuplaşmadan normalleşmeye doğru yönelmesinin önü kesilmektedir. CHP bir kez daha isimlerin ve hiziplerin tartıştığı bir parti olarak gösterilerek, hem kendi içindeki yönelimi, hem de özellikle kendi dışından CHP’ye ama esas itibariyle “geniş ittifaka”  yöneliş engellenmeye çalışılmaktadır…

Bu nedenlerle krizi yönetmede Kılıçdaroğlu’nun tavrı belirleyici olacaktır. Çünkü bu operasyon İnce’yi de aşarak Kılıçdaroğlu’na yönelmiştir…

Partide krizin üzerine yürümek ve asıl sorumluları ortaya çıkaran ortak tavır da, Kılıçdaroğlu ile İnce’nin yan yana gelişi de bundan dolayı çok önemlidir.

Bu çerçevede Muharrem İnce’nin kameraların karşısına geçeceği yer, Yalova değil CHP Genel Merkezi olmalıdır. Ve daha da önemlisi, Muharrem İnce ve Kemal Kılıçdaroğlu kameraların karşısına birlikte geçmelidir. Bu olmazsa, yapılacak her ayrı açıklama, niyetlerden bağımsız olarak kafa karışıklığını ve ayrışmayı arttıracaktır…