• Kılıçdaroğlu’ndan Trump’ın mektubuna ilişkin açıklama: Küstahça!

    Kılıçdaroğlu, TV5 televizyonunun canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

    ABD Başkanı Donald Trump’ın yazdığı belirtilen mektuba ilişkin bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, mektubu dün gece yarısı sosyal medyada gördüğünü söyledi. Öncelikli olarak, ‘bu mektup herhalde sahtedir’ diye düşündüğünü belirten Kılıçdaroğlu, CHP Washington temsilcisini arayıp sorduğunu ve ‘maalesef doğru’ cevabını aldığını anlattı.

    ‘NEZAKETTEN UZAK, KÜSTAHÇA KALEME ALINMIŞ’

    Mektubu, “nezaketten uzak, küstahça kaleme alınmış bir mektup” olarak niteleyen Kılıçdaroğlu, “Bunu kabul etmek mümkün değil, böyle bir mektubun kaleme alınması ve gönderilmesi başlı başına skandal. Mektubun aynen iadesi gerekir ve aynı ağırlıkta nezaket kuralları içinde diplomatik dille bir cevap verilmeli” dedi.

    “İktidar mektubu çöpe attığını söyledi, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, “Günü kurtarmaya ihtiyacımız yok. Türkiye Cumhuriyetini aşağılayan hakaret eden bir mektup gelmiş, ‘çöpe attık’ ne demek. Çöpe atabilirsin ama ona cevap verilmeyecek mi? Tarihte buna benzer olaylarla karşılaştık, en ağır cevaplar verildi” diye konuştu.

    Johnson Mektubu’na gerekli cevabın verildiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Kin ve kibir dolu bir mektup, bu kibirin bir cevabının olması lazım. En ağır ifadelerle, diplomatik dil kullanılarak, bütün dünyaya örnek olacak şekilde gereken cevap verilmeli. Bir vatandaş olarak rahatsızım ve beklentim budur. Böyle ağır mektuba kimse muhatap olamaz” değerlendirmesinde bulundu.

    ‘NE ÇÖPE ATMASI, KİMİ KANDIRACAĞIZ, GEREKLİ CEVAP VERİLMEDİ’

    Söz konusu mektubun zaten devlet arşivine girdiğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Ne çöpe atması, kimi kandıracağız. Sorun ‘çöpe attık’ değil. Biz buna bir kağıt parçası diyoruz, bir diplomatik mektup değil. Mektuba gerekli cevap verilmedi. Johnson mektup yazdı ama cevabını da aldı. Biz kendi imkanlarımızla Kıbrıs’ın arkasında durduk. Üstelik koalisyon dönemiydi. Ecevit ve Erbakan kapı gibi durdular. Hiç kimseye boyun eğmedik. Devlet dediğiniz kurum budur. Devlet dediğiniz kurum, haklı bir eyleminizi birileri kınıyorsa, siz haklılığınızı bütün dünyaya anlatırsınız.”

    Mektupta, Trump’ın ‘sizin sorunlarınızı çözmek için çok çalıştım’ demesinin sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, “Ben ona bakmıyorum, ne yazarsa yazsın. İkisi arasındaki yüz yüze görüşmelerde belli şeyler vaat edilmiş olabilir, bunları doğal karşılarım. Ama bu mektubu kabul etmek mümkün değil, bu mektubun gereği mutlaka yapılmalıdır. Aynı ağırlıkta ama diplomatik dil kullanılarak Trump’a gerekli cevap verilmelidir. Bunun karşılığı olmalı” diye konuştu.

    PENCE ZİYARETİ MESELESİ

    ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in ziyaretine ilişkin soruyu da yanıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu, “Başkan yardımcısı ile Erdoğan’ın oturmalarına bakın, sanki Trump’la Erdoğan oturuyormuş gibi, ikisi yan yana heyetler karşıda. Pence ABD Başkanı mı? Niye o paye veriliyor ona. Devletler arası ilişkilerde eşitlik vardır” değerlendirmesinde bulundu.

    Masanın başında sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bulunması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, bu durumun ağırına gittiğini aktardı. Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine Washington’dan sorduklarını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine, eşine ve yakınlarına vize verilmediği şeklinde bilgilerin doğru olmadığını öğrendiklerini söyledi.

    ‘NE UYGULARLARSA UYGULASINLAR’

    Yaptırımlarla ilgili soru üzerine de Kılıçdaroğlu, “Ne uygularsa uygulasınlar. nasıl Kıbrıs Barış Harekatında kenetlendiysek yine kenetlenebiliriz. Ambargo uygulanacak diye ben teslim mi olacağım. Direnirim, istediğini yap. Devletler arası ilişkiler sertleşebilir, bunu kabul edelim. Dış politika ülkelerin çıkarları üzerine kurulur, önemli olan bu çıkarlarda uyumu sağlamaktır.” dedi.

    Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın siyasi partilere yaptığı bilgilendirme ziyaretlerine ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, görüşmede basına yansıyanlar dışında çok farklı bilgilerin olmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, tüm siyasi partilerin genel başkanlarına gidilip bilgi verilmesi gerektiğini de kaydetti.

    Türkiye’nin Suriye stratejisinde ilk düğmenin yanlış iliklendiğini belirten Kılıçdaroğlu, orada egemen güçlerin taleplerinin yerine getirilmesinin ise bu mektubun yazılmasına sonuç açtığını ifade etti.

    Suriye meselesinde kısa sürede barış olur demenin zor olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Suriye’de barışa giden yol Şam ile Ankara arasındaki görüşmelere bağlıdır. Onlar da terörden Suriye’nin temizlenmesini istiyor biz de? O zaman niye kavga ediyoruz? Biz CHP olarak OBİT’in kurulmasını istedik. Biz kendi göbeğimizi kendimiz keselim, burayı bir barış havzasına dönüştürelim. Egemen güçler orada Rusya, ABD, Çin orada herkes bir şey kapıyor, kaybedenler oradaki Müslümanlar. Bu tuzağı görmüyor muyuz? Devlet adamının bunu görmesi lazım.”

    ‘TRUMP CİDDİYE ALINMASI GEREKEN BİRİSİ DEĞİL’

    Donald Trump’ın “Teşekkürler Recep Tayyip Erdoğan, milyonlarca hayat kurtarıldı.” şeklinde bir tweet attığının belirtilmesi üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, “Trump, biri biriyle çelişen, saat başına tweet’ler atan birisi. Dolayısıyla çok ciddiye alınması gereken birisi değil.” ifadesini kullandı.

    ‘BRUNSON’IN VERDİĞİ CESARET BU MEKTUBUN YAZILMASINA YOL AÇTI’

    “Amerikan kamuoyunda da özellikle entellektüel kamuoyunda da Trump’a yönelik ciddi bir tepki var zaten.” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Bir devlet başkanı, bir şeyler söylüyorsan tamam, 15 dakika sonra 180 derece tersini söylüyorsun. Hangisi doğru, hangisi yanlış? Beni Trump’ın attığı tweet’ler çok fazla ilgilendirmiyor. Samimi söylüyorum ben ciddiye almıyorum ama bu mektup çok ağır mektup. Büyük ihtimalle görüşmelerden sonra yapılan uzlaşma konusunda Trump’a bilgi verilmiştir, Trump da bu tweet’i atmıştır. Bütün bunları Trump, Brunson’un serbest bırakılması ile onu örnek göstererek, ‘ben söyledim sen serbest bıraktın, bak ekonomini mahvettim’ diye. Serbest bırakılmasıya bu sürecin, bu yanlış sürecin başladığını kabul edebiliriz. Erdoğan çıktı, ‘bu can bu tende kaldığı süreci Brunson’ı alamazsın.’ O can o tende kaldı Brunson Oval Ofise gitti. Bu, ‘ben baskı kurarsam istediğimi alırım’ algısını kuvvetlendirdi. Zaten sorunumuzda burada. Onun verdiği cesaret bu mektubun yazılmasına yol açtı maalesef.”

    Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın “Kimyasal silah kullanıp suçu bizim üstümüze atacaklar” diye bir çıkışının olduğunun hatırlatılması üzerine de Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin kimyasal silah kullanma gibi bir düşüncesinin asla ve asla olamayacağını söyledi.

    Kılıçdaroğlu, “TSK savaşın bütün kurallarına uyar. Türkiye uluslararası anlaşmala bağlı bir ülkedir. İnsan nakları bağlamında titizlik gösteren bir ülke, bir ordudur. Bizim ordumuz sıradan bir ordu değlidir, biz onu ‘Peygamber ocağı’ diye tanımlarız. Böyle bir şey olması mümkün değil.” yanıtını verdi.