darbeicindedarbegif.gif


Çok Okunanlar

Can Dündar'a ölüm tehdidi: 'Konsolosluğa uğrar mısın? Bişey deneyeceğiz...'

Gerici Akit hedef göstermişti! Ahmet Taner Kışlalı Fethullahçı çete hakkında neler yazmıştı?

Afrin'de savaşmak için başvurmuştu, Amasya'ya bedelli gitti

Arnavut kaldırıma asfalt... Belediyeden açıklama geldi!

Nevşin Mengü'den 'pipi'li tepki

Ali Karahasanoğlu'na gazetecilik dersleri

Dinci, cumhuriyet düşmanı Yeni Akit gazetesinin Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu'nu ABC Gazetesi'ni ve Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ı hedef gösterdi. Yanardağ, hedef gösterme ve saldırı girişimine sert şekilde karşılık verdi.

Yeni Akit gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu, bugünkü köşesinde, ABC Gazetesi'ni ve Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ı hedef alan bir yazı kaleme aldı. 

Karahasanoğlu, ABC Gazetesi'nde dün yer alan haberlerin gerçeği yansıtmadığını, ABD yanlısı haberler yapıldığını ve gazetemizin olayları çarpıtarak verdiğini iddia etmiş. ABD emperyalizmi ve Soğuk Savaş döneminin imalatı olan siyasal islamcılığın gazetelerinden Akit'in yazarı, yazısına üstelik ''ABD'nin sesi: Solcu Merdan'' başlığını atmış. 

HANGİ HABERLER RAHATSIZ ETTİ?

Peki Karahasanoğlu, hangi haberlerden rahatsız olmuş bakalım;

Öncelikle gazetenin Washington temsilcisi Yılmaz Polat'ın varlığından rahatsız olmuş. Karahasanoğlu'na göre, muhalif bir site kurumsal olamaz. Dünyanın önemli başkentlerinde çalışanları olmamalı. İktidar fonuyla ayakta duran, gericilik kusan yayının sorumlusu, gazete çıkarmanın sorumluluklarının farkında değil sanırız. Ona göre iktidardan para gelince 'iş büyür' olabilir, ama bize göre öyle değil. 

Sonrasında Karahasanoğlu, ABC ekibinin, önemli ekonomi haber sitelerinden olan Bloomberg'ten çevirdiği habere 'yüklenmiş'. Haberde Türkiye'de mevcut şartlara göre, faiz oranlarının yüzde 23 seviyesine çıkması öngörülüyor. Karahasanoğlu, bunun bir yalandan ibaret olduğunu anlayacak kadar 'ekonomist', Merkez Bankası'nın üzerinde kurulan iktidar baskısından, ABD'yle yaşanan gerilimin, ülkede devam eden hukuksuzluğun Türkiye üzerinde nasıl bir güvensizlik yarattığının farkında olamayacak kadar gazeteci...

Bir diğer haberse Suriye konulu. Suriye'de vekalet savaşlarının başladığı 2011 yılında ABD Büyükelçisi olan Robert Ford'un kaynak verdiği mülakatta sarf ettiği sözler. Karahasanoğlu, Ford'un söylediği, ''Suriye ordusu olası bir İdlib operasyonunda Türkiye'yle karşı karşıya gelirse, saldırır'' sözlerinden rahatsız olmuş. Yeni Akit'in sorumlusu bu haberden rahatsız olacak kadar Suriye meselesinde hassas; ama Türkiye'nin Suriye politikasının çöktüğünden, Beşar Esad'ın Suriye'de kesin bir zafere doğru ilerlediğinden, TSK'nın yavru ordusu konuma gelen ÖSO'nun yerleştirildiği bölgelerde yaşayan insanlara kötü muamele yaptığından, Türkiye'nin savaştan sonra Suriye'nin yeniden imar edilmesi için Beşar Esad'a aracı gönderdiğinden bihaber olacak kadar gazeteci...

YAZILARININ HESABINI VERECEK Mİ?

Karahasanoğlu'ndan belki fazla şey bekliyoruz, gazetecilik yapması gibi veya bugün tüm dünyanın gözünü diktiği Suriye'deki gelişmelerden haberdar olması gibi... Bunlar Karahasanoğlu'ndan beklenemez belki; ama yazdığı yazılara dair hesap vermesi beklenebilir. 

GERİCİYİ SAVUNDU

Örnek olsun; Hasanoğlu'nun 2016 yılında yazdığı 2 köşe 'yazısı': 

İlki, Karahasanoğlu, hemşire Ayşegül Terzi’ye şort giydiği için tekme atan saldırgan Abdullah Çakıroğlu’nun tutuklanmasına karşı çıkmış. 20 Eylül 2016 tarihinde kaleme aldığı yazısında Karahasanoğlu, tutuklamaya karşı çıkmış ve eklemiş; 

''Bir yanda.. Otobüse şortla binen hemşireyi tekme ile dövmeye kalkışma.. Tekme de, öyle ayağına falan değil. Bodoslamadan çeneye.. Bu birinci psikolojik vaka. Diğer yanda ise..

Mevzuat gereği üst sınırı 2 yıldan düşük hapis cezası gerektiren suçlarda, tutuklama kararı verme imkanı kanunen bulunmadığından.. Saldırganın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması üzerine...  Olduğu yere yığılıp.. Sanki ortada bir cenaze var. Sanki ortada komalık bir durum varmış gibi.. Sanki bir yakınını öldürmüşler gibi.. Dakikalarca ağlayarak tepki veren bir hemşire..

Neresinden bakarsanız bakınız, bu da bir psikolojik vaka! Ve yine medya gücünü gösteriyor.. Bir tekmeden üç suç birden çıkartıp.. Aslında yargılanıp, mahkum edileceği kesin olan saldırgan.. Sırf medya böyle istediği için.. Türk Ceza Kanunu’ndaki üç değişik madde ile birden suçlanıp, 2 yılı aşan bir isnat icat edilip.. Sonuçta tutuklanıyor.. Hemşire de.. Medya da.. Derin bir oh çekiyor..''

ÖĞRENCİLERİ HEDEF GÖSTERDİ

Hasanoğlu'ndan bir başka inci yine 2016 yılına ait. İstanbul Erkek Lisesi'ndeki öğrenci protestosunu şu sapık fikirlerle hedef almış mesela; 

''Kalkmışlar, okulun müdürünü protesto ediyorlar! Hem de ne için? “Kız arkadaşlarının bacaklarını göremedikleri” için! Hayır, uydurmuyorum... Mezuniyet töreninde müdür beyin konuşmasını, sırtlarını dönerek protesto eden öğrencilerin bildirilerinden aktarıyorum bu gerçeği..

Bakın o bildiride, ne demiş, protestocu mezunlar:

“Öğrenciler tarafından düzenlenen müzik etkinliğinde kız öğrencilere pantolon giymek zorunlu tutulmuştur.” Vay vay vay.. Ne olur, kız öğrenciler, pantolon giyerlerse? Göz zevkiniz mi bozulur, gençler? Niye bozuldunuz, bu kadar! Çok meraklı iseniz.. Okulunuzun orijinal ismi “İstanbul Erkek Lisesi” ama. Erkek öğrenciler olarak siz giyin “etek”leri.. Böylece.. İlla okulda birileri “etek” giyecek ise.. Giyilmiş olur!''

'EĞİTİMDE GERİCİLİK' EN BÜYÜK HAYALİ

Karahasanoğlu durmamış devam etmiş. 2017 yılında ''Beden eğitimi dersi zorunlu olmaktan çıkarılsın'' demiş. Söz konusu isteğini de beden eğitimi dersine çıkan kız çocukları hakkında sosyal medyadan çirkin ifadeler paylaşan imam hatip lisesi öğretmeni Ercan Harmancı'yı savunmak için yapmış: 

''Beden eğitimi derslerindeki öğrencilere cinsel taciz eylemlerinin, diğer derslere oranla, daha yoğun şekilde işlendiği çok net görülüyor. Konu, bu dersin öğretmenlerinden kaynaklanmıyor olabilir. O da ayrı bir inceleme konusu.

Ama okulların altyapısı ile... Üstyapısı ile... Okulların imkansızlıkları ile... Beden Eğitimi dersleri, gerçekten sıkıntı...

Felsefe öğretmeni Ercan Harmancı’nın açıklamasını, kendisini özne olarak yerleştirdiği cümledeki ifadeyi tasvip etmiyorum... Bir öğretmen için, böyle bir şeyin ifade edilmesi dahi, adeta eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek gibi bir şey...

Ama gerçekleri de, gözardı edemeyiz... Somut verilere sırtımızı dönemeyiz... Bence Beden Eğitimi dersi, artık zorunlu olmaktan çıkarılmalı...''

SİVAS KATLİAMI'NI UTANMADAN SAVUNDU!

Karahasanoğlu, Sivas Katliamı'na ilişkin de gerici propagandasını sürdürmüş mesela, 3 Temmuz 2016'da Akit'teki yazısında, Madımak katliamında ölenlerin yakılarak öldürüldüğünü yalanlayarak, "Dumandan zehirlenerek öldüler" demiş. Karahasanoğlu, katliamda 'kasıtlı öldürmenin' değil, 'kusurlu hareketlerle ölüme sebebiyet verme'nin söz konusu olduğunu yazmış: 

''Diyorlar ki: “33 aydın, düşünür öldürüldü”. Yalan. İçlerinde 16 yaşında olan bile var. Ne düşünürü, ne aydını! Daha okulda öğrenci.. Diyecekler ki: “Daha kötü ya.. Küçücük insanlar bile öldürülmüş.. Bu da yalan.. “Öldürülmüş” değil.. “Ölümüne sebeb olunmuş!” Arada ne fark var?

Dağlar kadar fark var.

Birisinde kasten suç işleniyor. Mesela, PKK’lıların askeri, polisi katlederken yaptığı gibi.. Amaç direkt öldürmek.. Mesela, Başbağlar’da köy halkının meydana toplanıp, taranarak öldürülmelerindeki gibi.. Niyet; insanları katletmek. Diğerinde ise.. Kusurlu hareketlerle ölüme sebebiyet verme.. Mesela, trafikte hız yaparken, kaza yapıp, birisini öldürmek gibi..

Aslında hız yapanın amacı, herhangi bir kişiyi öldürmek değil. Ama bu kusurlu hareketi sebebi ile birisini öldürürse, bunun adı “kusurlu hareketle ölüme sebebiyet verme”..

Dolayısı ile.. “Kasıtlı öldürme” ile.. “Kusurlu hareket ile öldürme” arasında.. Gerçekten dağlar kadar fark var!''

Bir tavsiye olarak Hasanoğlu tetikçiliği bıraksın ve gazetecilik yapmaya başlasın, iktidarın sınırsız destekli küfesinden insin, o zaman aynı düzlemde kendisiyle tartışabiliriz. 

EMPERYALİZMİN ÇOCUKLARI VE SOYTARILAR

Merdan Yanardağ gibi, bütün yaşamı emperyalizme, Amerikan emperyalizmine, siyonizme, sömürü ve zulüm düzenine karşı mücadele ile geçmiş; bu konuda yüzlerce makale kaleme almış, kitaplar yazmış, bedelini de boyun eğmeden ödemiş bir gazeteciyi, emperyalizmin çocuğu siyasal islamcıların atacağı çamur kirletmez.

Dünyanın mazlumlarına karşı savaş açan, bu amaçla Sovyetler Birliği'nin kuşatmak için İslamı siyasallaştıran güç emperyalizmdir. Siyasal islamcılar, Soğuk Savaş döneminin ürünü, emperyalizmin çocuklarıdır. Onların hocası Mehmet Şevket Eygi bunu açıkça itiraf etti, Eygi, "Biz, kızıllara karşı ABD'nin nüfuz alanı içindeydik. Bu tutum islamdaki ehveni şerriyeye uygun bir kaidedir" diye yazarak, açıkça utanç verici bir işbirliği içinde olduğuklarını kabul etti. (28 Şubat 2008 /Milli Gazete) 

Siz, Filistin halkıyla dayanışma için, işgal altındaki topraklara siyonistlerle savaşmaya giden devrimcilere "anarşistler" diye saldırır, Merdan Yanardağ gibi sosyalistlerin dayanışma eylemlerine polis desteğinde nefret kusarken, kime hizmet ediyordunuz? Allah rızası için mi yoksa emperyalizme yaltaklanmak için mi çalışıyordunuz?

Suriye'de ABD ve Batılı emperyalist güçlerin operasyonlarına ve işgal girişimine destek veren, İsrail ile yan yana gelenler, efendileri kendilerini ısırdı diye anti-emperyalist olmuyor. Türkiye'de siyasal islamcıların tarihinin köşe taşlarından biri, ABD 6. Filosu'nu kıble sayıp namaz kılmaktır. İslamcıların tarihi emperyalizmle utanç verici bir işbirliğinin tarihidir.  Ali Karahasanoğlu gibi üçüncü sınıf, cahil ve görgüsüz tetikçiler ise ciddiye alınamayacak birer soytarıdan ibarettir.

 

İlgili Haberler

Medya

Gazeteci Sezgin Kartal tutuklandı

Medya

'Allah'tan A Haber var da gözümden bir şey kaçmıyor'

Medya

İstiklal Caddesi'nde Ara Güler platformu

Medya

Bakan Pakdemirli gazeteciyi maskaralıkla suçladı

Medya

Ertuğrul Özkök'ü ağlatan Mehmet Ali Birand anısı

Medya

Fatih Portakal, izleyicilerinden 2 gün izin istedi

Medya

Mustafa Balbay: Türkiye, ülke olarak hayallerini kaybetti

Medya

Cumhuriyet eski Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu'nun yeni adresi belli oldu

Medya

Ali Tezel: Dünya kadınlar günü değil... Dünya emekçi kadınlar günü!

Medya

Seyri Sokak muhabiri Oktay İnce'nin evine polis baskını

Medya

Can Dündar ve İlhan Tanır için kırmızı bülten

Medya

Fatih Altaylı zehirlendi