YAZARLAR

Tüm Yazıları Mehmet Ali Güller

AKP İdlib’i Suriye Hükümetine devretmek istemiyor

26.08.2018 21:13

Suriye’de ABD merkezli güçler ile Rusya merkezli güçler arasındaki yeni muharebe alanı artık İdlib. Zira İdlib’in Suriye Hükümeti kontrolüne girmesi sonrasında Halep’ten Hama’ya, Humus’tan Şam’a güvenli bir hat oluşacak. Özetle Şam rejimi, nüfus bakımından topraklarının çok büyük bir kısmına artık tamamen egemen olmuş olacak.

Rusya ise öncelikle İdlib Operasyonu’yla son aylarda hedef haline gelen Khemeimim üssünü güvence altına almak istiyor.

Bu tablo ABD’nin Suriye stratejisine büyük darbe vurmuş olacak. ABD, o nedenle İdlib Operasyonu’na karşı çıkıyor. Washington durdurmaya ya da en azından geciktirmeye çalıştığı operasyonu, son çare olarak yine kimyasal tezgahla bir “batı saldırısına” dönüştürmek istiyor. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton,Esad İdlib’de kimyasal silah kullanırsa güçlü bir yanıtı veririz” diyerek, aynı oyunu, yine oynayacaklarını ilan etmiş oldu. (Sputnik, 22.08.2018)

Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü General İgor Konaşenkov, detaylarını açıklayarak tezgâh konusunda herkesi uyardı: “Birkaç kaynaktan aynı anda elde ettiğimiz istihbarat verilerine göre, ABD ve müttefikleri Suriye’nin İdlib bölgesinde yeni kimyasal saldırı provokasyonu hazırlıyor. Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) ile El Nusra militanlarına 8 varil içerisinde zehirli klor ulaştırıldı. İlk önce İdlib bölgesi El Şugur kasabasına indirilen bu variller daha sonra Halluz köyüne nakledildi. Bununla birlikte Suriye’nin İdlib bölgesine İngiliz paramiliter ‘Oliva askerleri’ nakledildi. Kimyasal saldırı provokasyonunun ardından Oliva grubu, zamanında ‘Beyaz Miğferliler’in yaptığı gibi sivil halkı kimyasal saldırıdan kurtarma mizansenini sahneleyecek.”

AKP İDLİB OPERASYONA KARŞI                                                                                                      

Peki Türkiye’nin İdlib Operasyonu konusundaki tavrı ne?

Ankara açıkça İdlib Operasyonu’na karşı olduğunu ilan etti. Örneğin Erdoğan telefonda Putin’e “Suriye rejiminin İdlib'e yönelmesi durumunda Astana mutabakatı sona erer” kozunu oynadı. (Yeni Şafak, 14.07.2018)

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise "İdlib'de askeri çözüm felaket olur" dedi. (HaberTürk, 24.08.2018)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise bu türden çıkışlara ve yapılan diplomatik görüşmelerdeki itirazlara karşı açıkça AKP’yi uyardı: “Suriye'de davetsiz olarak bulunan tüm dış güçler gitmeli.” (Sputnik, 22.08.2018)

Peki AKP Hükümeti neden İdlib’de askeri çözüme, Rusya’nın başını çektiği bir operasyona karşı çıkıyor?

Çünkü AKP Hükümeti, 12 gözlemci noktası kurarak yerleştiği, kendisine bağlı ÖSO’yu hâkim güç haline getirmeye çalıştığı İdlib’i Suriye hükümetine devretmek istemiyor! Dahası AKP, İdlib’in ardından Afrin’den de çıkmak zorunda kalacağını görüyor.

MOSKOVA ANKARA’DAN NE İSTİYOR?

İşte bu durum Ankara ile Moskova arasında bir gerginliğin oluşmasına ve İdlib Operasyonu’nun gecikmesine neden oldu.

Putin bu nedenle Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Savunma Bakanı Hulusi Akar ve MİT Başkanı Hakan Fidan’ı bir hafta sonra yeninden Moskova’ya çağırdı ve “kesinlikle yapılacak” olan İdlib Operasyonu’nun Ankara’yı ilgilendiren boyutlarını AKP heyetine anlattı.

Moskova, çeşitli gruplarla ilişkileri nedeniyle AKP’den özel beklentiler içinde. Rus Haber Ajansı Sputnik’ten yapılan şu açıklama beklentiyi özetliyor: “Moskova, Türkiye'den beklentilerinin İdlib'in kontrolünün yüzde 60'ını elinde tutan Kaide kolu Nusra dahil silahlı cihatçı grupların dağıtılması olduğunu hiçbir zaman saklamadı.” (Sputnik, 25.08.2018)

Dahası, Türk Dışişleri’nden sızan bilgilere göre Moskova Ankara’dan nokta atışlar yapmasını da istiyor: “Rusya, kendisinin vereceği koordinat bilgileri sonucu, Türkiye’nin destek verdiği ılımlı muhalifler ile Türk askeri unsurların radikal örgütleri etkisiz hale getirmesi gerektiğini düşünüyor.” (Hürriyet, 25.08.2018)

Yani Moskova sıcak kestaneleri Ankara’ya toplatmak istiyor!

ANKARA NE YAPACAK?

AKP Hükümeti, Suriye’de askeri güç bulundurarak, denetimi altındaki ÖSO’yu ve çeşitli cihatçı grupları etkin hale getirerek, Suriye’de söz sahibi ve paylaşım masasında hak sahibi olmak istiyor.

Rusya’yla normalleşmeye ve Astana süresine rağmen Ankara’nın Şam’la ısrarla anlaşmamasının sebebi bu.

Moskova ise Washington’la çelişmelerini derinleştirmek pahasına AKP’nin bu siyasi hedefini “görmezlikten geldi”, “kontrol altında” tutmaya çalıştı; hatta “teröristlerle mücadele” kapsamında bu “arzudan” yararlanmaya çalıştı.

Fakat önünde sonunda bu mesele gelip kapıya dayanacak. İdlib Operasyonu işte o kapılardan birincisi. Ankara’nın, ABD’nin 2017’deki kimyasal tezgâhla Suriye’ye attığı füzelerini alkışlayan hatta “yetmez, daha çok füze at” diyen çizgiye dönmesi, Moskova’nın istemediği bir durum ve Kremlin bunu engellemek için meseleleri denge içinde çözmeye çalışıyor.

AKP Hükümeti ise ABD’yle yaşadığı sorunlar nedeniyle zaten Rusya’yla çok da pazarlık kartına ve şansına sahip değil.

Bu tablo içinde Ankara bir yol ayrımına girmiş oluyor: Ya İdlib Operasyonu’nu kabullenecek, operasyonda rol alacak ve kentin kontrolünü Esad’a bırakacak, ya da Şam’la anlaşma yoluna girmemekte direndiği için yalnızlaşacak ve önümüzdeki süreçte Afrin konusunda ciddi baskılarla karşılaşacak.

Eğitim