YAZARLAR

Tüm Yazıları Mehmet Tanlı

Müslüm Baba ve filmi üzerine

22.11.2018 17:24

Hafta sonu akrabalarla Almanya‘da da gösterime giren arabesk müziğin efsane ismi Merhum Müslüm Baba‘nın hayatını anlatan‚‘Müslüm Baba‘‘ filmine gittik.
Sanatçının hayat hikayesi beyazperdeye gerçekten gayet güzel aktarılmış. Tüm sanatçılar rollerini harika oynamışlar özelliklede Müslüm Gürsesi karakterini canlandıran Timuçin Esen hayli başarılı olmuş.

Yine namı diğer Müslüm Baba‘nın çocukluğunu oynayan Adanalı Şahin Kendirci remen filme damgasını vurmuş.
Bu Adanalılar toprağından mı suyundan mı zaten çoğu yetenekli insanlar.
Türkiye‘de Adana kadar sanatçısı yazarı, çizeri, müzisyeni bol olan başka yöre yok. 
Yaşar Kemal, Yılmaz Güney, Orhan Kemal, Muzaffer İzgü,Şener Şen, Aytaç Arman, Bilal İnci, Ruhi Su, Mustafa Sağyaşar, Ferdi Tayfur, Faruk Tınaz, Ali Şenozan, Haluk Levent bunlardan sadece bir kaçı.

Siz bakmayın o adliye haberlerine Adana o şaheser mutfak kültürü, lezzet duraklarıyla, sıcakkanlı insanları ile bambaşka bir şehir 
Filme dönecek olursak film tam bir drama. Filmde o kadar yürek parçalayan dramatik sahneler var ki...
Müslümün, paranoyak krizlerine giren babası, ailesine uyguladığı psikoterör ve şiddet küçük Müslüm‘ün geleceğe yönelik daha iyi bir yaşamı arzulayan ama yıkılan hayalleri, ailenin paramparça oluşu gözlerimizi yaşarttı, yüreğimize bastı adeta.
Müslüm Baba‘nın acılarla, çilelerle dolu Adana‘daki yaşamını büyüdüğü Hürriyet mahallesinde ve müziğe ilgisi olan Adana Merkez‘de oturan çok insan bilir.
Bilmeyede belki fazla gerek yok. Çünkü Müslüm Baba‘nın o depresif ve buğulu sesini plaklarında, albümlerinde, kasetlerindeki yorumlarında o çileleri duyabilir, hissedebilirsiniz.

Ne çileli bir yaşam, ne büyük şanssızlıklar, uğursuzluklar yaşamış Müslüm Baba.
Bir insanın başına gelebilecek en kötü her şey gelmiş onun başına. 
Anneniz ve küçücük kardeşiniz babanız tarafından sizin ve diğer kardeşinizin gözü önünde katlediliyor. Aile çil yavrusu gibi dağılınca Gürses ve kardeşi Ahmet tek başlarına çok zorlu, meşakketli bir yaşam mücadelesine giriyorlar.

Müslüm Gürses tam bir Türkiye gerçeği.
Baba tüm Türkiye‘de olduğu gibi yetiştiği Adana‘da da çok sevilir.
Müslüm Baba‘nın müzikle tanışması, kişiliğini bulması, sanatla buluşması Adana Halkevi‘nde başlamıştır. 
Adana bir sanayi şehri, bereketli toprakları ve geçmişten gelen kültür mozaiğiyle 1950-60‘lı yıllarda başlamak üzere göç alan‚‘‘Güneyin Parisi‘‘ olarak bilinirdi. 
Bu nedenle İstanbul‘a gidemeyenler Adana‘ya gelmiş şehir Doğu ve Güneydoğu‘dan çok göç almıştır.
Eskiden mevsimsel, hasat dönemlerinde pamuk toplamaya, Narenciye bahçelerinde çalışmak üzere binlerce vatandaşımız Güneydoğu ve Doğu illerimizden

Adana‘ya çalışmaya gelirlerdi.
Bu ırgatların bazıları bu sıcak topraklarda temelli  kalır bazıları da geri dönerdi kendi memleketlerine.
Müslüm Gürsesin hayatında Adana‘nın özel bir yeri vardır. 
Müslüm Gürses‘in yorumlarına hayat veren onun müzüklerini yapan ve bu filmde de Genel Müzük Direktörlüğü yapan bir çok sanatçının seslendirdiği eserlerin bestekarı, komponisti Burhan Bayar‘ı da unutmamak lazım.
Burhan Bayar Adanalı bir müzik piridir.

Müslüm Gürsesi gençlik yıllarımda bende dinlemişimdir o coğrafyanın bir evladı olarak.
O zamanlar bazı kesimler bize bu nedenle tuhaf baksada biz de aristokrat çocuğu olmadığımız için halk müziğinin nefeslerini, ozanlarını, Uluları olan mahsunileri, Aşık Veyselleri, Muhlis Akarsuyu, Feyzullah Çınarı, Musa Eroğlunu, Cem Karacayı, Zülfü Livaneli’yi unutmadan Müslüm’ü de dinledik, Ferdiyi de...
Ayrıca müzik dinlemenin insanın o anki ruh haliyle de ilgili olduğuna inanıyorum. 
Ben hayatımda dört kez Müslüm Babayla karşılaştım. İlk kez 1975 te Adana/ Karşıyaka’da Mavruk’un sahasında bir mahalle maçımızda, sonra 1979’da turne için geldiği Adana’da daha sonra, 983 Nisan’ında Burdur’da, dört aylık yedek subay statüsünde askerken. Son olarak da çalıştığım Ahlen şehrine diğer sanatçılarla Almanya turnesine geldiklerinde konser öncesi tanıştım. Organizatör olan arkadaşımız bizi sanatçıların kaldığı Stein Otele götürmüş orda kendisiyle sohbet etme imkanımız olmuştu.

Müslüm Baba, kendisine ait filozifisi olan , tüm felaketlere rağmen kendisini gayet iyi yetiştirmiş bir sanatçıydı. 
Hoşgörülü, mütevazi bir insandı. Zaten filmde Yunus Emre’nin kitabını da hiç elinden düşürmüyor.
Duruşu olan birisiydi. En zor günlerinde buralara Almanya’ya gelip uzunca zaman kalıp farklı lokaller de sahne aldığı yıllarda bile kimseye minnet etmedi. 
Baba tek arabesk okumamıştır. Ondan Bozlakları, Barak havalarını, Karacaoğla’nın türkülerini dinlerseniz göreceksiniz. Halk müziğini de ne kadar harika yorumladığını görürsünüz. 

Film ve senaryosu üzerine her gün yeni bir şeyler duysak da filmde tek eksik bence'' Babanın ''sadık ve duygulu hayranlarının perdeye fazla gelmemesidir.
Müslüm Baba filminde gözden kaçmayan bir çok tespit ve verilen mesaj var:
Bunlara bir sosyal pedagog / Gazeteci gözüyle bakacak olursak nelerdir bunlar?

Filmde Türkiye‘de ki bölgeler arası dengesizliği ve beraberinde getirdiği iş göçü. Eğitimsiz, şiddet eğilimli bir baba ve ona karşı kimsenin bir şey yapamaması, müdahele edememesi. Bu tip ailelere burada yani Almanya‘da  inanılmaz sosyal yardım ve destek veriliyor.
Yoksul ailelere götürlemeyen Sosyal Hizmetlerin eksikliği, varoşlardaki insanların kaderine terk edilmesi, oradaki yaşamların önemsememesi.

Kardeşi Ahmet‘in vurulmasına neden olan eskimiş töreler, birbirlerini seven canların cinsiyetlerine, biribirine kavuşamaması.
Önemli bir sosyal kurum olan Halkevinin şehir kültürüne katkısı, kabiliyetleri ortaya çıkarması, keşfetmesi...
Müslüm Gürses‘in inanılmaz mücadele gücü, kendisini sahnede vuran hayranını bile affeden hoşgörülü babacan karakteri.
Müziğin evrensel dilini ve hayranlarının ona taparcasına sınırsız olan sevgisini görebilirsiniz.

Müslüm Gürses ''Biz de insanız , bizim de bu yaşamda bir sözümüz var deyip bunu dillendiremeyenlerin, haksızlığa uğramış, itilmiş, kalkılmış, dışlanmış, en alttaki sosyal sınıfların'' sesiydi. 
Şarkılarında ciddiye alınması gereken bir çok sosyal mesaj, isyan ruhu vardı.
Zamanında ona tepeden bakan Burjuva çocukları bile bugün onu dinliyorsa, yaptığı müziğin insanlarda karşılığı varsa işini iyi yapmış demektir Müslüm Baba.
 Şimdi Arabesk şarkılar yetim, hayranları sahipsizdir. 

''Hayat bana zordu ama güzeldi'' deyip zamansız da olsa iz bırakarak gitmiştir bu dünyadan hüzünlü şarkıların usta yorumcusu. 
Ancak Müslüm Baba asla unutulmayacak ve  kalplerde yaşayacaktır.

Eğitim