Ya Laik Cumhuriyet''e sahip çıkılacak, ya da boyun eğilecek!

Demokrat Parti bundan tam 73 yıl önce, 7 ocak 1946 yılında kuruldu. Adı ile ilgisi olmayan, demokrasi ile bağdaşmayan bu partinin kuruluşu ile Türkiye’de aydınlanma, çağdaşlaşma dönemi yavaş yavaş ortadan kaldırıldı. 

Atatürk devrimlerine karşı hareketlere göz yumuldu. Türkiye bağımsızlığından ödün vermeye başladı ve ABD’ye tabi bir ülke haline getirilmek istendi.

DP’nin kuruluşu, bu partiye katılmayan CHP içindeki gerici kafaları da harekete geçirdi. Örneğin Başbakan Recep Peker ile Milli Eğitim Bakanı Şemsettin Sirer’in Köy Enstitülerinin yüksek kısmını kaldırmaları gibi…

Mustafa Ekmekçi 19 Nisan 1990 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde, Melih Cevdet Anday’ın Köy Enstitüleri ile ilgili bir anısını şöyle aktarmıştı :

“…Hakkı Tonguç 'tan dinledim: İsmet Paşa Cumhurbaşkanı, Köy Enstitülerinin kurulmasına en büyük destek. Hatta, biliyorum ki Hakkı Tonguç Bey'e, ‘Hakkı Bey, bir sıkıntın olursa, doğrudan doğruya bana gel’ diyen bir adam. Ama ne oluyor? Tek parti CHP'nin içinde, iktidar sağ kanadın eline geçiyor.

İsmet Paşa, kendi partisinin içindeki muhalefet grubunun düşüncelerini duyuyor elbette ve bir gün, özel treninin hazırlanmasını buyuruyor. Bu trene, Reşat Şemsettin Sirer'i de çağırıyor, o bir milletvekili daha. Ama karşı bu harekete, bu enstitüler hareketine. Hakkı Tonguç Bey'i de çağırıyor. Tren kalkıyor, Köy Enstitülerinin bulunduğu yerlerde duruluyor, İsmet Paşa, Reşat Şemsettin, Hakkı Bey... Daha başka ilgililer, gidiyorlar, Köy Enstitüsünü geziyorlar, İsmet Paşa boyuna dönüyor Reşat Şemsettin Sirer'e:

- Nasıl buldunuz Reşat Bey! diyor. O da:

- Çok iyi Paşam, çok iyi Paşam! gibi sözlerle karşılık veriyor.

Şimdi efendim, tren kalkmış. Küçük bir istasyonda köylüler durmuşlar, ‘Paşa'yı görmek istiyoruz’ demişler. Paşa da inmiş, köylülerle konuşuyor. Olayı Hakkı Bey'in kendisinden dinledim, diyor ki: ‘Trenin öbür tarafına da biz indik. Reşat Şemsettin yanımdaydı’.

Şimdi size, beni çok üzen hikâyeyi anlatacağım. Reşat Şemsettin Sirer, ne diyor biliyor musunuz? ‘Hakkı Bey, bu köylü çocuklarını neden okutmak istiyorsun?’ diyor. Köylü çocuklarının okumasından korkuyor! Hakkı Bey demiş ki:

- Ne demek? Nasıl okutmayabiliriz? Elbette okutacağız! Reşat Şemsettin'in yanıtı şu olmuş:

- Okusunlar da gelip bizi öldürsünler mi istiyorsun! 

Hakkı Bey anlatıyor: 

-İsmet Paşa trene binmiş. Haber aldık, biz de bindik. Sonra sofrasına çağırdı bizi. Oturduk, ben hiç konuşmuyordum, İsmet Paşa şöyle dedi:

- Hakkı Bey, nedir bu durgunluğunuz? Bir şey düşünüyorsunuz galiba?

- Paşam, "Köylü çocukları okurlarsa acaba bizi öldürürler mi?" diye düşünenler var!

İsmet Paşa, bunun üzerine şunları söyledi:

- Keşke okusalar da gelip beni kesseler evvela!…”

Daha sonra iktidar olan DP, Atatürk devrimlerini birer birer ortadan kaldırdı, baltalanmasını destekledi, Köy Enstitülerini tamamen kapattı, irticai-gerci-faaliyetlere göz yumdu. 

Dönemin Başbakanı Adnan Menderes, İsmet Paşa’nın tehlikeli bulduğu Nurculuk hareketinin lideri Said-I Nursi ile fotoğraf çektirip, irticaya tam destek veriyor, oy uğruna, Köy enstitülerini 17 Ocak 1954’te tamamen kapatıyordu.

Kinyas Kartal, bu olayı şöyle anlatmıştı:

“Ben kapattırdım Köy Enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200'e yakın köyüm var. Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar. Evlenecek, boşanacak, askere gidecek, mahkemesi nesi varsa gelir bana danışırdı. Ama köy enstitüleri açıldıktan sonra 5 köyüme Köy Enstitü mezunu geldİ ve kimse bana danışmaz oldu. Ben düşündüm 200 köyümün hepsine köy enstitüsü mezunu  gelirse benim ağalığım sıfıra düşer.Tüm ağalarla konuştum, Eskişehir'den de Emin Sazak. 1950 seçiminden önce Menderes'le pazarlık ettik.”

Son olarak da darbeler irticai hareketlere göz yumdu. Özellikle 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri gerici hareketleri-ılımlı islam adı aaltında- destekledi. 

Şimdi, Türkiye 31 Mart’ta bir seçime gidiyor. Bu yalnızca bir yerel seçim değildir. Ya Laik Cumhuriyete sahip çıkılacak, Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yol seçilip ona göre oy kullanılacak, ya da  boyun eğilecek.

YAZARLAR