YAZARLAR

Tüm Yazıları Necdet Saraç

Maraş katliamıyla yüzleşmek mümkün mü?

20.12.2018 14:36

Orta yerde iktidarda olmasına rağmen, “Gerektiğinde muhalefet” gibi gözükmeyi beceren, Dersim örneğinde olduğu gibi işine geldiğinde “katliamlarla yüzleşmekten” bahseden bir iktidar var. Bu iktidar öyle bir iktidar ki, Kılıçdaroğlu şahsında meydanlarda Aleviliği yuhalattıran ama hemen dönüp Alevilere “aşk ilan eden” bir iktidar!

AKP, Cumhuriyetle ve CHP’yle hesaplaşmak istediğinde Dersim katliamı ve Aleviler üzerinden hemen “yüzleşme” kavramını öne çıkarıyor ama sıra adım atmaya geldiğinde hemen frene basıyor!

Maraş katliamı ile yüzleşmekten kaçınmak bunun en tipik örneği. Maraş Valiliği bu yıl da Maraş katliamını protesto etmek ve orada katledilen eşini, dostunu, kardeşini, yoldaşını anmak isteyenlere yine yasak koydu. Son on yıldır olduğu gibi Maraş dünden itibaren bir kez daha “anmalara” kapatıldı…

Gerekçe hep aynı: “Milli güvenlik ve kamu düzeninin bozulmasını engellemek!”

Bir kez daha, katliamları hatırlamak ve hatırlatmak “suç ve hata”, unutmak ve unutturmak ise “doğru ve haklı” gibi sunuluyor!

Neden mi?

Bir kez daha anlatayım!

Yıllardır, Birgün’de,Yurt’ta, ABC’de, onlarca sitede anlattım…

İşte aşağıdaki yazım: Aralık 2012’de yazmışım. Aradan 6 yıl geçmiş. Yalnızca tarih ve yazılan yer değişiyor, diğer gerçekler hep aynı! Tıpkı 1978 gibi!

“Aradan tam 34 yıl geçmiş, (2018 yılı itibariyle siz 40 yıl diye okuyun) birçok hükümet kurulmuş, çok iddialı laflar edilmiş ama Maraş katliamı, halen “olay” olarak sunulmaya devam ediliyor. Tarihin en örgütlü, en planlı, en vahşi katliamlarından biri olan Maraş katliamıyla yüzleşmekten kaçılıyor…

Neden?

Çünkü, bu katliamlar “üç-beş kişinin eseri” değil!
Maraş katliamı başta olmak üzere, Sivas örneğinde de görüldüğü gibi bütün planlı katliamlara on binlerce kişi fiili olarak katılmıştır…

Ama öldürerek, ama tekbir getirerek, ama katledilmesi gerekenleri işaret ederek! Düne kadar aynı sokağı, aynı mahalleyi paylaştığı, aynı bakkaldan alış veriş yaptığı, çocuklarının birlikte oynadığı komşusunu “işte bunlar da Alevi” diyerek…

Bu nedenle Maraş katliamıyla yüzleşmek on binlerce insanın da, bu anlamıyla işin gerçeği bütün Maraşlıların kendileriyle yüzleşmesini beraberinde getirecektir. O zaman bu yüzleşme, bırakın 34 yıl öncesini, daha bugün “Burası Maraş, buradan çıkış yok” veya “Maraş Ovası Müslüman Yuvası” sloganı atan 18-19 yaşlarındaki çocuklarla ve o çocukların ana-babasıyla yüzleşme anlamına gelecektir!

Bu yüzden “yüzleşme” lafları havada uçuşsa da, kendisini dün Adalet Partisi’nde (AP), Milliyetçi Hareket Partisi’nde (MHP), Milli Selamet Partisi’nde (MSP), bugün AKP’de, MHP’de, RP’de kendisini ifade eden siyasal İslamcı, muhafazakar milliyetçi, ırkçı ve ayrımcı anlayış katliamla yüzleşemez!

Çünkü, katliamdan dolayı 36 yılda şehrin bütün siyasal ve sosyal yapısı kökten değiştiği için, bugün “katliamla yüzleşme” demek, örneğin Maraş’ta yaşayanların yüzde 92’si ile yüzleşmek anlamına gelir!

Neden mi? Anlatayım!

Örneğin 1977 yılında Maraş kent merkezinde oy kullananların, % 34’ü CHP’ye olmak üzere yaklaşık % 40’ı sol adaylara oy vermiş. % 26’sı AP’ye, % 15’i MHP’ye, % 15’i de MSP’ye oy vermiş.

Bundan 9 ay önce yapılan 30 Mart 2014 seçimlerindeki tablo Maraş’taki siyasal değişimin boyutunu gösteriyor. 2014 yerel seçimlerinde AKP % 59, MHP % 31 oy almış. Bu oy oranları BBP ve SP’nin oylarıyla birlikte tam % 92 yapıyor. Geriye ne kalıyor; % 8 bile değil. CHP % 6,3, HDP de % 1,3 oy almış!

Daha da iyi anlaşılması için şöyle örneklenebilir: 1977’de oy kullanan 200 bin kişinin  74 bin 283’ü CHP’ye oy verirken, 2014’de oy kullananların sayısı 600 bin olmuş. CHP’nin aldığı oy 37 bin 534 almış. HDP ise 7 bin 698.

Değişim bu kadar net. Bu değişim 1970’lerde “Altın Hilal” tespitiyle hedefe konan ve o dönem Alevilerin yoğun yaşadığı bütün kentler için hemen hemen aynı sonuçlarla geçerli…

Yani yalnızca Maraş değil, örneğin Elazığ, Malatya, Sivas, Yozgat gibi…

Bu sonucu yaratanlar katliamlarla yüzleşemezler!

Çünkü, yüzleşmek, yıllarca aynı şehirde, aynı mahallede, aynı sokakta belki de aynı binada altlı üstlü oturduktan, zaman zaman da selamlaşıp sohbet ettikten sonra, bir gece ansızın o komşunun kapsını işaretleyip sonrada güpegündüz öldürülmelerine seyirci kalmakla, dolaylı-dolaysız destek vermekle, bu vicdansızlıkla, bu vicdansızlığın yarattığı kinle, nefretle yüzleşmek anlamına gelir!

Çünkü, yüzleşmek, katliamla yüzleşmek demek, dosyaların yeniden açılması anlamına gelir. Dönemin siyasi sorumlularının yargı önüne çıkması anlamına gelir…
Tabi o katilleri savunanları da yeniden deşifre etmek anlamına da!

Çünkü, her şey bir yana, yüzleşme demek, katliamlara “olay” demeyi bitirir. Katliamlara “katliam” denir!

Durum böyle olunca, halen linç kültürünün yaşandığı, insanların etnik ve dini kimliklerine göre kutuplaştırıldığı, dinin hayatın her alanına nüfuz ettiği bir ortamda kardeşlikten, eşitlikten, yüzleşmeden bahsetmek koca bir yalandan başka bir şey anlamına gelmiyor…

Maraş katliamının nasıl örgütlendiği, nasıl yapıldığı bugün bütün belgelerle orta yerde. Dönemin “taraflı” mahkeme tutanakları bile bunun için fazlasıyla yeterli. Orta yerde sır yok! Tıpkı Sivas katliamı gibi, Hrant Dink cinayeti gibi… Ancak devlet kendisi de işin içinde olduğu için yüzleşmenin yalnızca lafını ediyor, asıl sorumluları yargılayamıyor. Yanılmak isterim ama, görülüyor ki, bu ülkede sol iktidar olmadığı sürece bu tür katliamlar ve siyasi cinayetler yapanın yanına kar olarak kalmaya devam edecek…

20 Aralık 2018, İstanbul

Necdet Saraç

*

Not: 23 Aralık 2018 Pazar günü Frankfurt’ta “40 senedir dinmeyen yara” başlığı altında Maraş katliamını anma programında konuşacağım. (Diğer konuşmacılar: Cahit Akçam ve Recai Aksu) Frankfurt Alevi Kültür Merkezi ve Frankfurt Birleşik Haziran Hareketi’nin düzenlediği etkinlik saat 14:00’de An der Steinmühle 16 adresinde.

Eğitim