OHAL raporu: En az 46 KHK’lı intihar etti

OHAL raporu: En az 46 KHK’lı intihar etti

OHAL’in etkileriyle ilgili hazırladığı rapora ilişkin değerlendirmede bulunan CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, “20 Temmuz 2018’de kaldırılan olağanüstü hal (OHAL) rejiminin etkileri halen devam etmektedir. OHAL hukukunun yaratmış olduğu ağır tahribatlar bugün halen yaşamın her alanında kendini hissettirmektedir” ifadelerini kullandı.

OHAL’in kağıt üzerinde kaldırılmasının üzerinden geçen bir senede 100 binlerce kişiyi doğrudan etkileyen ciddi hak ihlallerinin gerçekleştiğini kaydeden Ağbaba, sistematik olarak uygulanan emek düşmanı politikaların yoğunlaşmaya devam ettiğini vurguladı.

Yaşanan hak ihlallerini ortadan kaldırmak amacıyla oluşturulan OHAL Komisyonu’nun, geçen 1,5 senelik zaman periyodunda mağduriyetleri gidermek bir yana, bunu onaylayan bir notere dönüştüğünü belirten Ağbaba, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“20 Temmuz 2018’de kaldırılan OHAL rejiminin etkileri halen devam etmektedir. OHAL hukukunun yaratmış olduğu ağır tahribatlar bugün halen yaşamın her alanında kendini hissettirmektedir. OHAL sonrası süreçte de OHAL’in olumsuz mirası Türkiye demokrasisine ve hukuk sistemine zarar vermeye devam etti. OHAL’deki kanunsuz KHK’ler, YSK eliyle 31 Mart seçimlerinde halkın iradesini gasp etti. OHAL süreci ve KHK’ler 31 Mart seçimlerinde seçilmeye hak kazanan adayların mazbatalarının alınmasına engel oldu. KHK’lilerin pasaportlarına herhangi bir hukuki gerekçe olmaksızın el konuldu vatandaşlarımızın seyahat özgürlükleri kısıtlandı. Hiçbir hukuki gerekçe olmadan işlerinden atılan en az 46 KHK’li intihar ederek yaşamına son verdi.”

DEMOKRASİYE KHK DARBESİ

OHAL sonrası süreçte de OHAL’in olumsuz mirası Türkiye demokrasisine ve hukuk sistemine zarar vermeye devam etti. OHAL’deki kanunsuz KHK’lar, YSK eliyle 31 Mart seçimlerinde halkın iradesini gasp etti.
Erzurum’un Tekman ilçesinde HDP adayı Muzahit Karakuş ile yüzde 48,53 (5 bin 176 oy) alırken ikinci sıradaki AK Parti adayı Mustafa Ergin yüzde 46,5 (4 bin 959 oy) almıştı.
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde HDP adayı Zeyyat Ceylan yüzde 70,34 (116 bin 369 oy) alırken ikinci sıradaki AK Parti adayı Hüseyin Beyoğlu yüzde 25,46 (42 bin 117 oy) almıştı.
Van’ın Tuşba ilçesinde HDP adayı yüzde 52,93 ile (33 bin 114 oy) seçimi kazanırken AK Parti adayı Salih Akman yüzde 39,37 (24 bin 632 oy) ile ikinci gelmişti.
Van’ın Edremit ilçesinde ise HDP adayı Gülcan Kaçmaz Sayyiğit ile yüzde 53,81 (31 bin 94 oy) ile ilk sırada yer alırken AK Parti adayı İsmail Say yüzde 41,79 (24 bin 145 oy) ile ikinci olmuştu.
Van’ın Çaldıran ilçesinde de HDP adayı Leyla Atsak yüzde 53 (12 bin 713 oy) ile seçilirken Ak Parti adayı yüzde 43,43’te (10 bin 419 oy) kalmıştı.
Tüm bu belediyelerde Belediye Başkanlığı adaylıkları YSK tarafından seçim öncesinde onaylanmış ve seçim süreci, bu adaylarla devam etmiştir. Fakat YSK, seçim sonrasında yukarıda yazılı adayların seçimi kazanmalarının ardından, hukuka ve demokrasinin temel ilkelerine aykırı biçimde seçmenin iradesini adeta gasp ederek seçilmiş başkanların mazbatalarını almış ve ikinci sıradaki adaylara vermiştir. Bu kararla birlikte ilgili seçim bölgelerindeki yüzbinlerce seçmenin iradesi yok sayılmıştır. Böylece iktidar, OHAL sonrası süreçte de OHAL mirasına sonuna kadar sahip çıktığını ve OHAL’i resmiyette olmasa da fiiliyatta devam ettirdiğini bir kez daha tüm açıklığıyla göstermiştir.
Benzer bir hukuksuzluk KHK’lı Belediye Meclis Üyelerine de uygulanmıştır. Bu belediye meclis üyelerinin üyelikleri de YSK tarafından reddedilmiş ve yerlerine listede sonraki sırada olan Belediye Meclis Üyesi adaylarının üyelikleri onaylanmıştır. YSK’nın verdiği bu kararlar hem demokrasimize zarar vermiş hem de seçmenin iradesini gasp etmiştir.

OHAL REJİMİ İLE BAŞLAYAN SÖMÜRÜ DÜZENİ CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ İLE DEVAM ETTİ

Türkiye’de Olağanüstü Hal Rejimi’nin(OHAL) 20 temmuz 2018 yılında sona ermesi OHAL rejiminin bittiği anlamına gelmemiş, aradan geçen 1 yıllık süre zarfında OHAL’in 2 yıllık bilançosu yaşamın tüm alanında etkisini hissettirmeye devam ettirmiştir. Emek ve çalışma yaşamına OHAL sürecinde gerçekleşen saldırılar kendisini OHAL rejiminin bittiği ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile yeni bir OHAL rejiminin başladığı dönemde zirve noktasına ulaşmıştır.
OHAL sürecinin fiili olarak sona erdiği 20 Temmuz 2018 yılından bugüne geçen bir yıllık süreçte;
• İzban Grevi 8 Ocak 2019 yılında OHAL sürecinde çıkan 678 sayılı KHK’ya dayandırılarak yasaklandı. Bu durumda OHAL sürecinden kaynaklı olarak yasaklanan grev sayısı 8’e çıktı.
• AKP’nin OHAL’den de yararlanarak, 2012’de yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın kamu kurumlarına ve 50’den az çalışanı olan az tehlikeli özel işletmelere iş güvenliği uzmanı istihdamını 2020’ye kadar ertelemesi, OHAL sürecinin sona erdiği tarihten bugüne 1930 işçinin hayatını kaybetmesine sebep oldu.
• Kamu işçisine toplu iş sözleşmelerinde yüzde 5’lik zam sunarken, hükümet işçilere sefalet ücreti altında yaşamayı teklif etti.
• 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Asgari Ğcret Tespit Komisyonu, Cumhurbaşkanlığı’na bağlı kurullara bağlandı. Devlet Denetleme Kurulu yeni rejimde Cumhurbaşkanlığına bağlı hale getirilirken sendikaların denetimi de Devlet Denetleme Kurulu’na bağlandı. Yeni rejim ile sendikaların üzerindeki siyasi baskılar arttırıldı.
• OHAL sürecinde yaşanan yasaklamalar sonucunda, insanca koşullarda çalışmak isteyen ve sendika hakkını kullanan 3. Havalimanı işçileri gece yarısı baskınları ile gözaltına alınıp tutuklandı. Tutuklananlar arasında sendikacılar da yer aldı.
• Tariş’te işten atılan işçilere destek veren DİSK/Gıda-İş yöneticilerine hapis cezası istendi.
• OHAL sürecinde de gündeme getirilen kıdem tazminatı hakkı, kıdem tazminatının BES ile entegrasyonu sağlanarak fona devredilmesi sürecini hızlandırdı. İşçilerin 83 kazanımının yeni rejimin ilk yılında yok edilmesi planlandı.
• Yeni Ekonomik Program ile açığa çıkan ve en son 11. Kalkınma Planı’nda kamuoyuna sunulan kamu kurumlarının esnek çalışma ile iş tatmini ve verimi yüksek işgücüne sahip olmaları bahanesiyle kamuda çalışan memurların iş güvencesi elinden alınması ve kamu emekçilerinin çalışma sistemi baştan aşağı değiştirilerek esnek ve kuralsız bir hale getirilmesi amaçlandı.
• 2017’den beri patronlara peşkeş çekilen İşsizlik Sigortası Fonu’ndaki yağma doruk noktasına çıktı. İşsizlik Sigorta Fonu, kamu bankaları ve yandaş işverenlere adeta can simidi oldu. Ekonomik krizin gün yüzüne çıktığı 2018 yılında, işverenler İşsizlik Sigorta Fonu’na ödedikleri payın 2 katını kullandı.
• 2 yıllık OHAL sürecinde iş yeri sağlığı ve güvenliği denetimlerinin ertelenmesini isteyen zorunlu arabuluculuk uygulamasını yasal hale getirilmesini sağlayan TOBB yönetimi, 20 Temmuz 2018 tarihinden bugüne, emek karşıtı uygulamaların hayata geçirilmesi için birçok konuda taleplerini gündeme getirmeye devam etti. İşçi alacaklarında zaman aşımı süresinin 5 yıldan 1 yıla indirilmesi TOBB yönetiminin son istekleri arasında yer aldı.
• OHAL dönemi boyunca açığa çıkan ekonomik sıkıntılar OHAL sürecinden sonra da zirveye çıktı. Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) açıkladığı haziran ayı işsizlik verilerine göre, kayıtlı işsiz sayısı rekor kırarak 4 milyon 417 bin 814’e yükseldi. Geçen yıl haziran ayında kayıtlı işsiz sayısı 2 milyon 621 bin 565’ti. Geniş tanımlı işsizlik 8 milyonu aşarak Katar nüfusunun neredeyse 3 katına ulaştı.
• Türkiye’de ki işsizlik oranı Lübnan ve Mısır gibi ülkelerden bile daha yüksek seviyeye yükseldi. Mısır’da işsizlik oranı yüzde 8.1, Lübnan da işsizlik oranı yüzde 8 olarak gerçekleşmişti.
• Türkiye yüzde 20’ler ile dünya genelinde enflasyonun en yüksek olduğu 8. Ülke konumuna yükseldi. Türkiye’nin rakipleri; Liberya, Angola, Sierra Leone gibi ülkeler oldu.
• 2018 Temmuz ayından bugüne mutfak harcamalarında artış 700 TL’yi aştı. Açlık sınırı 2500 TL’yi geçti.

OHAL KOMİSYONU MAĞDURİYET NOTERİ OLDU

Haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı olmayan ve hatta büyük çoğunluğu herhangi bir adli soruşturma bile geçirmeyen yüzbinlerce insanın OHAL dönemi KHK’larıyla işlerinden atılmasının etkileri devam ediyor. KHK’lılar AKP eliyle yıllardır adeta sivil ölüme mahkûm ediliyor. Mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla oluşturulan OHAL komisyonu ise amacını gerçekleştirememekte ve mağduriyetleri onaylayan bir noter işlevi görmektedir. Bir buçuk yılı aşkın süredir görev yapan Komisyona 28 Haziran 2019 itibariyle yapılan 126.200 başvurunun yalnız 77.900’ü karara bağlandı ve bunların sadece 6.000’i kabul edildi. Başka bir ifadeyle söylersek, OHAL Komisyonu, başvuruların %93’ünü reddetti.

KHK’LILARIN PASAPORTUNA EL KOYMAK MAFYACILIKTIR

KHK’lıların pasaportlarına herhangi bir hukuki gerekçe olmaksızın el konulması ve bu vatandaşlarımızın seyahat özgürlüklerinin keyfen kısıtlanması, devletin hukuki gerekçelerle değil mafya refleksleriyle hareket ettiğini göstermektedir. Böyle keyfi bir uygulamanın OHAL sonrasında geçen 1 yılı aşkın sürede de hala çözülememiş olmasının hiçbir mantıklı açıklaması yoktur. Bu konuda çözümsüz geçen her saniye, Türkiye hukuk sistemi açısından büyük bir utanç yaratmaktadır. Anayasa’ya ve yasalara açıkça aykırı olan bu tarz uygulamaların sürdürülmesi ise OHAL’in fiiliyatta hala devam ettiğinin apaçık birer kanıtı gibidir.

KHK’LILAR İNTİHARA SÜRÜKLENİYOR: EN AZ 46 KHKLI İNTİHAR ETTİ

KHK’lıların yaşadıkları mağduriyetlerin düzeltilmesi için hiçbir adım atılmaması KHK’lıları çözümsüz bir umutsuzluğa sürüklemektedir. Günlük hayatta maruz kaldıkları baskının yanı sıra, haksız ve hukuksuz bir şekilde işlerinden atılan insanlar ya hiç iş bulamamakta ya da son derece zor şartlarda çalışmaktadır. Bu umutsuzluk ve zor şartlarda yaşama zorunluluğu KHK’lıları intihara sürüklemektedir. KHK’lıların önemli bir kısmı intihar etmeyi düşünmektedir. Aşağıdaki tabloda da görülebileceği üzere bu kişilerden en az 46’sı intihar etmiştir. Elbette bu rakamların basına yansıyan rakamlar olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle gerçek rakamların 46’dan çok daha fazla olduğu aşikardır.

İlgili Haberler

ÇOK OKUNANLAR

YAZARLAR