YAZARLAR

Tüm Yazıları Ömer Faruk Eminağaoğlu

Ergenekon davasında gerçekten kumpas denildi mi!

02.12.2018 12:50

Ergenekon davası olarak bilinen davada savcılık, Ergenekon terör örgütü (ETÖ) yönünden beraat görüşü açıkladı.

Beraat görüşü açıklanınca Ergenekon kumpası çöktü yönünde haberler yapılmaya başladı…

Savcılık, ETÖ bir kumpastır dedi mi, yoksa karar yine kumpasa mı getiriliyor…

Savcılık, beraat isterken üzerine düşeni yapmadı, kaçamak hareket etti.

Beraat görüşü açıklanması nedeniyle, sonuca odaklanıldığı ve basında da bu boyut öne çıkarıldığı için savcılığın tutumu gözlerden kaçtı.

Nasıl mı…

Önce savcılığın ETÖ yönünden nasıl görüş açıkladığına bakalım.

Yargılamada kişinin o suçu “kesin olarak işlemediği” ortaya çıkarsa, bu duruma dayanılarak ve buna uygun maddeye göre beraat kararı verilmesi gerekiyor.

Böyle bir durumda, Ceza Yargılaması Yasası’nın (CYY) 223/2-b maddesine göre beraat kararı verilmesi gerekiyor.

Savcılık, ETÖ diye bir örgüt “kesin olarak kurulmamıştır”, dolayısıyla suçlananlar bu örgütle ilgili hiç bir suç işlememiştir, “kesin olarak böyle bir suç işlenmemiştir” demedi.

ETÖ bir kurgudur, kumpastır demedi.

Savcılık bu maddeye göre de beraat istemedi.

Bu maddeye göre beraat istemek demek, bir kurgu ve kumpasın da varlığının kabulü demek.

Böyle bir kurgu ve kumpas yaratmak hali de suç olmakla, görev sırasında, görev gereği öğrenilen bu konuda da, kurgu ve kumpası yaratanlar hakkında suç duyurusunda bulunma zorunluğunun ortaya çıkması da demek.

Savcılık bu maddeye göre beraat istese, beraat kararı vermesi durumunda mahkemeden bu kurgu ve kumpası yapanlar ve yaratanlar konusunda da, suç duyurusunda bulunmasını da istemesi gerekirdi ki onu da yapmadı.

Peki savcılık ne yaptı?

Savcılık, ETÖ’nün varlığı “bu dava kapsamındaki yargılamada isbat edilememiş”, böyle bir suç işlendiği sabit olmamıştır diyerek, CYY’nin 223/2-e maddesine göre beraat görüşü açıkladı.

Yani bu davada “kanıt yetersizliğine” göre beraat istedi.

Böyle olunca da ETÖ için açıkça bir kurgu ve kumpas nitelemesinde de bulunmadı.

Böyle bir nitelemede bulunmayınca da, bu kurgu veya kumpası yapanlar hakkında mahkemeden beraat kararıyla birlikte suç duyurusunda da bulunması yolunda görüş açıklamadı.

Mahkemede olabilecekler…

Mahkeme, savcılık görüşünde söylendiği gibi hareket edebilir.

Savcılığın görüşü kuşkusuz mahkemeyi hiçbir yönden bağlamıyor.

Savcılık, farklı maddeden beraat istese bile, suç duyurusu isteğinde bulunmasa bile, mahkeme savcılık görüşünün aksine karar verme yoluna da elbette gidebilir.

Mahkeme, savcılığın bir adım ötesine geçerek, Ergenekon'da, kanıt yetersizliğinden değil de,

Ergenekon bir kumpastır, böyle bir suç işlenmemiştir (CMK 223/2-b) diyerek elbette beraat kararı verebilir.

Kanıt yetersizliğinin ötesinde böyle bir beraat kararı verince de, bu kararın gereği olarak, bu kumpas ve kurguda bulunanlar, dolayısıyla böyle bir eylem gerçekleştirenler hakkındaki iddialara göre FETÖ vb için de, suç duyurusu da yapma yoluna gidebilir!..

Savcılık kumpası niye görmüyor…

Hafızalarda bile iz bırakan tüm yaşananlar ve bu yaşananlarla da ortaya çıkan maddi ve hukuksal gerçeklikler karşısında, savcılığın olayda “hangi gerekçeden hareketle, hangi yönden” beraat kararı verilmesi konusunda ikna edici bir hukuksal değerlendirmeden uzak durması ve “kanıt yetersizliğine” dayanarak beraat görüşü açıklaması son derece dikkat çekiyor.

Savcılığın, beraat görüşünün gerçek dayanağını bulup çıkartıp onu açıklayıp ona dayanıp ona göre hareket etmesi gerekirken, böyle hareket etmemesi tam anlamıyla sırıtıyor.

Savcılık adeta her şey yaşandığıyla kalsın gibi bir bakış ve olayı kapatırcasına hareket ediyor.

Herkes Ergenekon davası nedeniyle yaşananların, hak kayıplarının, mağduriyetlerin elbette artık geride kalmasını istiyor.

Yaşananların ve geç işleyen yargı sürecinin yol açtığı zararlar yanında ayrıca giderilemeyen zararlar ve hak kayıpları da söz konusu iken, bu aşamadan sonra kimse üzerinde en ufak bir iz bırakabilecek, gelecekte de tartışma yaratılabilecek bir kararın ortaya çıkmaması da gerekiyor.

Herkes tüm yaşananlar karşısında beraat kararı verilmesi görüşünün sevincini yaşıyor.

Bu sevincin ve haklılığın da, kuşkusuz hukukun gerektirdiği gibi tescillenip, kanıt yetersizliği olarak değil, böyle bir suç işlenmediğinden hareketle kararda ifadesini bulması bekleniyor.

Bugüne kadar FETÖ'ye ve diğer ilgililere, ETÖ kurgusu yapmak eyleminden, böyle bir iddiadan soruşturma açılmadı.

Bu davada da savcılık böyle bir görüş açıklamıyor.

Mahkeme de kararında savcılık gibi hareket ederse, savcılık ne yapmak istiyor, amacı ne diye insan bu yönden de sormadan duramıyor.

Kuşkusuz bu karardan sonra bile ETÖ ile ilgili konularda ortaya kanıt çıkması durumunda, savcılık doğrudan veya bir başvuru üzerine, FETÖ ve diğer ilgililer “aleyhine” her zaman bir soruşturma açılabilir.

Ama ETÖ iftirası yaratanlar ve tüm bu yaşananlar karşısında, FETÖ ve diğer ilgililer aleyhine bu konuda şimdiye kadar bir soruşturma açılmaması, bundan sonra da etkili bir soruşturmadan uzak durulacağı anlamına da geliyor.

ETÖ kurgusu ve kumpası her yönüyle ortaya çıkmış iken, mahkemenin de ETÖ hakkında karar verirken, savcılık görüşünün aksine, kanıt yetersizliği yerine suçun işlenmediği gerekçesine dayanıp, kumpas yaratanlarla ilgili de suç duyurusunda bulunması gerekiyor.

ETÖ davasında ETÖ’nün varlığı isbat edilememiştir gibi beraat kararı ile yetinilip bırakılabiliyorsa, bu konu açısından da FETÖ ile gerçekten mücadele ediliyor mu, yargı organları niye eli kolu bağlı gibi görüntü veriyor diye sormak ta gerekiyor.

Bir soruyla yazımıza da son verelim…

ETÖ'ye kurgu denilmemesi, acaba iktidar&FETÖ sorumluluğu gündeme gelmesin diye mi... 

 

Eğitim