Osman Kavala: Gezi davasında tahliye kararı hapisten çıkacağım anlamına gelmiyor…

Osman Kavala: Gezi davasında tahliye kararı hapisten çıkacağım anlamına gelmiyor…

Osman Kavala, Soros’la ilişkisinine yönelik, “Soros’a saygı duyarım. Hukuk kurumlarının düzgün çalışması, sivil hakların korunması ve genişletilmesi, sivil toplum örgütlerinin ve hak savunucularının desteklenmesi, göçmen politikaları gibi konularda kendisiyle görüşlerimiz örtüşmektedir” ifadesini kullandı.

Gezi davası kapsamında 624 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala, 18 Temmuz Perşembe günü davanın ikinci duruşmasında bir kez daha hâkim karşısına çıkacak.

Bir yılda iddianamesi tamamlanan Kavala, 657 sayfalık dosya ile karşılaşırken avukatlarınca “bir tek somut delil olmadığı” belirtiliyor.

Anayasal düzeni ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüsle “suçlanan Kavala, ilk duruşmada mahkeme heyetinin tutukluluğunun devam ettirmesine ilişkin olarak, “Çok şaşırdığımı söyleyemem. Her ne kadar tutuklu kalmam için bir neden yoksa da ilk celsede hem Yiğit Aksakoğlu’nun hem kendimin tahliye edileceğini beklemiyordum. Malum, ben bu davanın bir numaralı sanığıyım, kalkışmanın yöneticisi olmakla suçlanıyorum” diyor.

T24’ten Şirin Payzın’ın sorularını yanıtlayan Kavala, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gezi’yi ve katılımcılarını yeniden hedef alması üzerinden “Ne yapılmaya çalışılıyor?” sorusuna, “Anlayabildiğim kadarıyla bunlar daha ziyade siyasi konjonktürle ilgili mesajlar. Malum, doğrudan beni hedef alan demeçleri de oldu. Ancak Gezi ile ilgili son demeci ile tahliye edilmemem arasında ilişki olduğunu sanmıyorum” diye konuştu.

“CHP’li milletvekilleri beni cezaevinde yalnız bırakmadılar”

Yargının adalet dağıtması ile ilgili olumsuz kanaatler, bu konudaki kötümser ruh hali sanırım tek tek davalara yönelik ilgiyi, merakı da azaltıyor, hukuksuzluklar, hak ihlalleri sıradanlaşıyor, vaka-i adiye haline geliyor. Bir de, tabii, bu dönemde insanlar eleştirilerini kamusal alanda ifade etmekten çekiniyor, böyle yapmanın kendilerine ya da kurumlarına zarar vereceğini düşünüyor. Bu kadar yaygın hukuksuzluk yaşarken bu davaya yönelik daha fazla ilgi beklemek pek gerçekçi değil. Diğer davalarla ilgili güçlü bir kamuoyu tepkisinin olmadığı bir ortamda bu davaya odaklanılması benim için rahatsız edici de olurdu.

“Neden sizi hedef alıyor bu iktidar? Nedir dertleri?”

Bu soruya cevap verebilecek bilgiye sahip değilim. Ancak Gezi protestoları bağlamında şöyle bir akıl yürütmede bulunabilirim. Gezi olaylarının dış odaklarca organize edildiği iddiası ilk başta da öne sürülmüştü. Bu, tabii, protestolara katılanlar ve protestocularla dayanışma içerisinde olanlar için itibar kırıcı bir suçlama. Bir de faiz lobisi terimi kullanıldı. Bu da işin içinde finansmanla uğraşan aktörlerin olduğunu, bunların Gezi olaylarına finans desteği sağladıklarını ima ediyor. Ancak, yıllardır bu iddiaları desteleyecek bir kanıt ortaya çıkarılamadı. Bu durumda George Soros’a işaret etmek uygun bir çözüm gibi görünmüş olabilir. Soros, hem para hareketleriyle uğraştığından hem de çeşitli ülkelerde hükümetlere karşı halk hareketlerini desteklediğine dair yaygın bir inanç var olduğundan, böyle bir suçlama kanıt olmaksızın da inandırıcı olabiliyor. Bu senaryoda bana rol verilmesi şaşırtıcı değil. Ben hem Açık Toplum Vakfı Yönetim Kurulu’ndayım hem de Gezi protestolarına katıldım. Yönetim Kurulu Başkanı olduğum Anadolu Kültür çeşitli projeler için Açık Toplum Vakfı’ndan destek alıyor ve sivil toplum girişimlerine destek sağlıyor. İşin içine ben de dahil olunca kurgu tamamlanmış oluyor! Ben gözaltına alınmadan kısa bir süre önce Boğaziçi Küresel İlişkiler Merkezi adındaki kuruluşun Yekvücut adlı internet sitesinde benimle ilgili iki uzun yazı yayınlandı. Grafik kullanımının da yardımıyla benim Soros ile karanlık ilişkiler içinde olduğum mesajı verildi.

Osman Kavala, Soros’la ilişkisinin ne olduğuna ilişkin olarak, “Açık Toplum Vakfı’nda yönetim kurulu üyesiydim. George Soros ülkemizi ziyaret ettiğinde diğer yönetim kurulu üyeleriyle birlikte kendisiyle görüşmelerim oldu. Ancak, Türkiye’deki vakfın yönetim kurulu üyeliği dışında kendisiyle özel bir ilişkim olmadı” ifadesini kullanıyor.

“SOROS’A SAYGI DUYARIM”

Soros’a saygı duyarım. Hukuk kurumlarının düzgün çalışması, sivil hakların korunması ve genişletilmesi, sivil toplum örgütlerinin ve hak savunucularının desteklenmesi, göçmen politikaları gibi konularda kendisiyle görüşlerimiz örtüşmektedir” diyen Kavala, şöyle devam ediyor:

“Bilindiği gibi şu an Macaristan hükümetiyle arasının iyi olmamasının nedeni Macaristan ve diğer Avrupa ülkelerinin daha fazla sığınmacı kabul etmesini, göçmenler için daha fazla kaynak ayrılmasını savunması. Haliyle Trump’la da, Netenyahu’yla da sempati ilişkileri içerisinde değil. Ancak, tabii sosyal ve iktisadi alanlarda eşitlikçi politikalarla ilgili görüşlerim farklıdır. Bazı ülkelerdeki Açık toplum vakıflarının faaliyetleriyle ilgili eleştirilerim de oldu. Ülkelerde kurulan vakıflar bağımsızdır, hangi faaliyetleri yürüteceklerine, hangi projeleri destekleyeceklerine kendi yönetim kurulları karar verir. Türkiye’deki vakfın ayrıca bir proje değerlendirme kurulu vardır, yönetim kurulu bu kurulun değerlendirmelerine göre karar almaktaydı. Söylemeye gerek yok, ama yine de hatırlatayım, Türkiye’deki Açık Toplum Vakfı kuruluşundan itibaren siyasi meseleler, siyasi aktörlerle arasına mesafe koymuştur, siyasi nitelikli faaliyetlere destek vermemiştir.”

Kavala, davanın bundan sonra nasıl ilerleyeceğine dair beklentisini sıralarken, “Elbette, tüm yargılananların üzerlerine atılan suçlardan beraat edecekleri. Buna kesin gözüyle bakıyorum” görüşünü dile getiriyor ve ekliyor:

“İddianamedeki kurgunun, ipe sapa gelir bir hali yok. Herhalde bir vakitte benim için de tahliye kararı verilecek. Ancak bu karar, cezaevinden çıkacağım anlamına gelmiyor. Tutuklanmamdan sonra, hiçbir temeli olmayan 15 Temmuz darbe girişimine destek suçlaması ayrı bir soruşturma dosyası olarak muhafaza edilmiş ve tutuklama kararım tuhaf bir biçimde iki dosya arasında paylaştırılmış. Bu ikinci dosya hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz. 20 aydır iddianamesi ortaya çıkmadı.”

Cezaevi koşullarını anlatırken “Silivri’ye gelmeden önce iki hafta şu anda kaldığım odanın yarı büyüklüğünde bir hücrede kaldım” diyen Kavala, “En çok zoruma giden hastaneye gidiş gelişlerde kelepçe takılması. Elleriniz kelepçeli, yanınızda jandarma, Silivri Devlet Hastanesi’nde dolaşıyorsunuz. Görenler bu adam acaba hangi kötülüğü yapmıştı diye düşünüyor olmalı” ifadesini kullanıyor.

İMAMOĞLU YORUMU

Kavala, “Neyi özlediniz en çok?” sorusuna, “Eşimle, ailemle, dostlarımla beraber olmayı özledim, evimi özledim, toprağa, ağaçlara, bitkilere dokunmayı özledim” yanıtını veriyor.

Kavala’nın, Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanması ve ona verilen destek konusunda da mesajları var.

Ekrem İmamoğlu’nun ikinci defa seçimi kazanacağını düşünüyordum ama bu kadar büyük bir fark beklemiyordum” diyen Kavala, “Gezi’de ortaya çıkan olumlu enerjinin, ahlaki duyarlılıklarının yerel siyasete nasıl katkıda bulunacağı çok tartışılmıştı. İmamoğlu Gezi’de söylenmek istenenleri, Gezi’nin mesajlarını anlayacak bir duyarlılığa, bakış açısına ve sorun çözme yeteneğine sahip. Bu nedenden dolayı kendisini Gezi sonrası döneme çok uygun bir başkan olarak görüyorum” yorumunu yapıyor.

İlgili Haberler

ÇOK OKUNANLAR

YAZARLAR