darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Özdemir İnce

Milli Eğitime Suikast

10.08.2018 17:00

Michel Contat, Jean-Paul Sartre ile yaptığı söyleşide şöyle bir soru sorar: «O zaman bu insanların o dönemde haksız olmadıklarını neden kabul etmiyorsunuz? Tutumunuz Gorz’un anlattığı ve bana Mao’nun Çin’i konusunda alabildiğine anlamlı görünen bir anekdotu anımsatıyor: 1959’a doğru, Çin Komünist Partisi üyesi teknisyenler Rusya ve Çin arasındaki işbirliğinin sonuçta yalnızca SSCB’nin çıkarına olduğunu anlatarak, partilerini Ruslar konusunda uyarmışlar. “Proleter enternasyonalizme saldırı” suçlamasıyla ihraç edilmişler.

Derken Çin’le Rusya arasındaki kopuş gündeme geliyor. Aynı teknisyenler bunun üzerine yeniden partiye alınmalarını talep ediyorlar ancak parti bu talebi reddediyor, gerekçesi de özetle şöyle: “Sizler, bizzat başkan Mao’nun henüz anlamamış olduğu ve dönemin tarihsel koşulları nedeniyle anlayamayacağı bir şeyi anlamış olduğunuz için hatalıydınız. Tutumunuz konusunda özeleştiri yapmadığınız sürece, Partinin sizleri disiplinsiz öğeler olarak kabul etmek dışında yapabileceği bir şey yoktur.” Bu gerekçenin anlamı şu: Sizler haklı olduğunuz için hatalıydınız, bizlerse yanıldığımız için haklıydık.»

Benim de yazar olarak durumum böyle: Milli eğitime hazırlanan ve uygulanan suikastı taa 1990’lı yıllarda görüp yazmışım; “imam-doktor, imam-mühendis, imam-öğretmen, imam-yargıç, imam-kaymakam, imam-emniyet müdürü, imam-vali” tehlikesini 1994 yılında yazmışım; Milli Eğitimin temeli olan Tevhid-i tedrisat kanunundan söz etmişim…Ben bunları yazarken ülkenin bilim adamları, eğitimcileri, gazete yazıcıları laylaylom havasındaydılar.

Ali Kırca, televizyonda yaptığı programlarla, Cumhuriyet ve devrimlerini “dine göre” tartıştırıyor ve halk tarafından alkışlanırken, ben “Memleketimden mahşer ve cinnet manzaraları” adlı bir yazı yayınlıyordum.

“Millet” benim hayal gördüğümü sanıyor, yazdıklarımı “şair fantezisi”  olarak değerlendiriyordu. 2000’lerden, hele AKP’nin iktidara gelmesinden itibaren, önce Hürriyet gazetesinde (2000-2012), sonra Aydınlık’ta (2012-2014), daha sonra da kişisel internet sitemde (www.ozdemirince.com) , milli eğitime yapılan suikast ve imam-hatip tehlikesi konusunda yüzlerce yazı yazdım.

Bu yazılar, İMAM HATİP SALTANATI VE İMAMOKRASİ (Tekin Yayınları, Ocak 2016) adıyla yayınlandı. Daha önce benzeri bir kitap yayınlanmamıştı memlekette. Başta CHP olmak üzere bütün cumhuriyetçilerin döne döne okuması gereken bir kitap(tı). Çünkü bu konuda tamamı cahil(di). “Cehalet”i belgelediğim ve çıkar yolu gösterdiğim için kitap öteki kitaplarım gibi “yok” sayıldı.

Ama Türkiye’de herkes Milli Eğitim’den şikayetçi. Ama sadece sınavlardan ve sonuçlarından şikayet ediyorlar. 1950’den ve özellikle de 2002’den itibaren kaç kez “Milli Eğitim Reformu” yapıldı.  Aslında yapılanlar reform değil “deform” idi, “deformasyon” idi. Amaç Milli Eğitimi cumhuriyetçi, laik ve bilimsel kimliğinden uzaklaştırmak idi. İhanet, ABD’li uzmanların tavsiyesi ile, Köy Enstitüleri’nin kapatılıp yerine İmam Hatip okullarının ikame edilmesi operasyonu ile başlamıştı. 

Yıl 1952 ve 1954. Ardından 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun (Öğretim Birliği Yasası) kemirilmesi başladı ve Diyanet’e imam ve hatip yetiştirmek amacıyla kurulan İmam Hatip okulları AKP iktidarında orta öğretimin ana gövdesi haline getirildi. Türkiye’de eğitim sorunu işte buradan kaynaklanmaktadır. Ama hastalığın nedeninden habersiz olanlar İmam hatiplerin Anadolu liselerine dönüştürülmesini önermektedir. Bir başka kesim ise “Eğitimdeki sistemli çöküş”ün nedenini değişen sınav sistemlerinde aramaktadır.

Hastalığın tedavisi karmaşık değil: Tevhid-i Tedrisat Kanunu yeniden eksiksiz uygulanacak ve işler hale getirilecek. Eğitim ve öğretim yeniden laikleştirilecek, bilimselleştirilecek. 1869’da uygulanmaya başlanan ve 1955‘te Demokrat Parti iktidarında kaldırılan lise olgunluk (bakalorya) sınavı tekrar uygulanacak. Başka çare yoktur: Okullarımız  “Medrese” mikrobundan arındırılacak. Tedaviyi öğrenmek istiyorsanız İMAM HATİP SALTANATI VE İMAMOKRASİ’yi okuyacaksınız. Başka ilaç yok! Başlangıç olarak ekteki üç “hap”ı okuyun!

Eğitim